Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/6515
Karar No: 2022/7055
Karar Tarihi: 06.06.2022

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/6515 Esas 2022/7055 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2022/6515 E.  ,  2022/7055 K.

    "İçtihat Metni"



    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : İŞE İADE

    Taraflar arasındaki işe iade davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2017 tarihli ve 2016/745 Esas, 2017/23 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2017 tarihli ve 2017/1325 Esas, 2017/1432 Karar sayılı kararı ile başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı tarafça temyiz edilmesi süresine, Dairemizin 26.11.2018 tarihli ve 2018/9787 Esas, 2018/21353 Karar sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

    Davacı tarafın Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru sonrasında, Anayasa Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2018/37702 Başvuru numaralı kararı ile davacının adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin Mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

    Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonrasında, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesi için İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 22.07.2013 tarihinde iş analisti uzmanı olarak çalışmaya başladığını ve iş sözleşmesinin 18.07.2016 tarihinde feshedildiğini, fesih bildiriminde çıkarma gerekçesi olarak "Genel Müdürlük Makamı'nın 18.07.2016 günlü onayı ile" şeklinde açıklama bildirildiğini, bu beyan dışında anlaşılır bir gerekçe gösterilmediğini, müvekkiline çalışma süresi boyunca herhangi bir şekilde bildirim yapılmadığını ve savunmasının da alınmadığını, bu nedenle dava konusu edilen fesih bildiriminin gerekçesiz ve usule aykırı olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine ve buna bağlı mali hakların tespitine karar verilmesini istemiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Borsa ... A.Ş'.nin %73,60 payının Hazineye ait olup; bu pay sahipliği ile ilgili her türlü işlemin Hazine Müsteşarlığınca yürütüldüğünü, 01.04.2016 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında % 73,60 paya sahip Hazine temsilcisi tarafından verilen önerge ile yönetim kurulu başkanı ve altı yönetim kurulu üyesinin Hazine ve diğer tüm paydaşların oy birliği ile seçildiğini, akabinde ilk Yönetim Kurulu Toplantısında, yönetim kurulu üyeleri arasından yeni genel müdür belirlendiğini ve yeni alınan kararlar çerçevesinde güncellenen hedefler ve iş stratejileri doğrultusunda hizmetine ihtiyaç duyulmayan personel ile iş ilişkilerinin sonlandırılmaya başlandığını, bu kapsamda 01.04.2016 – 15.07.2016 tarihleri arasında her düzeyde toplam 47 kişi kişi ile iş ilişkisinin sona erdirildiğini, ayrıca 15.07.2016 tarihinde ülkenin maruz kaldığı darbe teşebbüsünden sonraki olağanüstü hâl gibi durumların da değerlendirilerek davacının da yer aldığı 51 kişinin hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle iş ilişkisinin 18.07.2016 tarihinde sonlandırıldığını; zira davacının bağlı bulunduğu üst düzey yöneticisinden çalışmalarının verimsiz olduğu bilgisinin alındığını, alınan kararın işletmesel bir karar olduğunu, Anayasa Mahkemesinin almış olduğu yeni kararında olağanüstü koşullar nedeniyle kişinin işten çıkarılmasına yönelik olarak yapılacak değerlendirme sonucunda oluşacak kanaatin yeterli olduğunu ve belli bir tür delile dayanma zorunluluğunun öngörülmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
    “...
    Davacının davalı işyerinde uzman olarak, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, işe giriş tarihinin 22/07/2013, işten ayrılış tarihinin 18/07/2016 tarihi olmasına göre kıdeminin altı aydan fazla olduğu, işyerinde 30 dan fazla işçi çalıştığı, davacının işveren vekili konumunda olmadığı dolayısıyla iş güvencesi kapsamında olduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
    Davacıya aynı tarihte tebliğ edilen 18/07/2016 tanzim tarihli yazılı fesih bildiriminde: "Genel Müdürlük Makamının 18/07/2016 tarihli onayı ile hizmetinize ihtiyaç duyulmaması nedeniyle iş sözleşmenizin 18/07/2016 tarihi mesai bitimi itibariyle yasal haklarınız ödenmek suretiyle feshedilmesine karar verilmiştir." denildiği ancak fesih sebebinin yeterli açıklıkta olmadığı tespit edilmiştir.
    Feshe dayanak yapılan 18/07/2016 tarihli makam onaylı yazının incelenmesinde, soyut olarak ekli listede isimleri yer alan çalışanların hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle iş akdinin öngörüldüğü, yine aynı tarihli ve Genel Müdür Yardımcısı imzalı onaya hazırlık yazısında ekli tabloda yer alan çalışanların yeterli verimi olmadığının değerlendirildiği görülmekte olup bu haliyle davacının iş akdinin feshinde haklı nedene değil geçerli nedene dayanıldığı anlaşılmaktadır.
    Yargıtay uygulamaları ile istikrar kazandığı üzere; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesi kapsamında geçerli nedene dayalı işveren feshinin, aynı Kanun'un 19.maddesi uyarınca, yazılı bildirim ile yapılması ve fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmesi zorunlu tutulmuştur. Taraflar arasında iş sözleşmesini sona erdiren ve bu nedenle hukuki yenilik doğurucu nitelikte olan fesih bildiriminin yazılı olması zorunluluğu, fesih iradesinin ve akdin sona erme zamanının kesin biçimde yansıtılmasını içerir. Öte yandan, işveren, feshin geçerli olduğunu ispat yükümlülüğü altında olup bunu yerine getirirken fesih bildiriminde gösterdiği fesih sebebi ile bağlı olacağı, dava sırasında başka bir sebep ileri süremeyeceği gibi bu sebepten farklı bir sebebe de dayanamayacağından, fesih sebebinin açık ve kesin olarak gösterilmesi, yazılılık ve açıklık zorunluluğunun sonucudur.
    Öncelikle belirtmek gerekir ki Fetö/Pdy terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu yönünde iddiaların işverenin savunması kapsamında araştırılması gerekmektedir. Zira Yargıtay emsal kararlarında (örnek; Yargıtay 9. HD' 2019/7638 Esas 2019/22121 Karar) belirtildiği üzere işçinin iltisaklı ve irtibatlı olduğu konusunda işverende yeterli şüphe oluşursa yapılan feshin şüphe feshi olduğu bu nedenle işe iade davasının reddedilmesi gerektiği ilke haline gelmiştir. Geçerli feshin ne şekilde yapılacağı 4857 sayılı yasanın 19. Maddesi ve devamında açıklanmıştır. İşverenin feshi gerektiren işçi davranışlarını somutlaştırılmadığı, davacıya isnat edilen ve feshi haklı kılacak davranışlarına ilişkin tutanak, disiplin soruşturması vb. yazılı kayıt belge ibraz etmediği görülmüştür. Ancak delil listesinde bu hususta tüm delillerini göstermiş ve mahkememizce yargılamanın iadesi sonrası tüm deliller toplanmıştır. Toplanan deliller değerlendirildiğinde davacı hakkında herhangi bir disiplin soruşturması veya idari tahkikat yapılmadığı, hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılmış ... CBS 2018/145622 soruşturma dosyası ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, ilgili soruşturmada davacının bank asya hesap hareketlerinde şüpheli bir durumun da olmadığı, 09/06/2021 tarihli Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabında belirtildiği üzere davacının bylock kaydının, bank asya hesabında şüpheli hareket, dernek üyeliğinin vs. olmadığı dikkate alınarak yapılan feshin geçersiz olduğuna kanaat getirilmiştir.
    ...” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin aynı mahiyetteki davalarda verilen emsal kararları hiçe saydığını, dosya içerisinde işvereni "iltisak konusunda şüpheye düşürecek" yeterli delillerin bulunduğunu, bu delillerin dikkate alınmadığını, daha önce aynı gerekçe ile açılan davalar için verilen kararlar, oluşan içtihat göz ardı edilerek verilen bu kararın hukuki istikrarı ve en temelde hukuk devleti ilkesini zedelediğini, işbu davada ceza hukuku bakımından davacının durumunun değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, şüphe feshi şartlarına göre değerlendirme yapılması gerektiğini, davacı hakkında Savcılık makamı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin şüphe feshini ortadan kaldıracak bir durum olmadığını, takipsizlik kararının taraflar arasında zedelendiği açık olan güven ilişkisini yeniden tesis etmeyeceğini, takipsizlik kararının bir beraat kararı olmadığı gibi, davacı hakkında beraat kararı verilmiş olsaydı da sonuçları hukuk mahkemesini bağlamayacağını, ülke ve finans dünyası açısından hayati öneme sahip ve bünyesinde her türlü hassas bilgiyi ihtiva eden Borsanın, terör örgütü ile iltisakı olduğuna ilişkin şüphe bulunan davacıyı tekrar işe alarak çalıştırmaya devam etmesinin beklenmesinin mümkün olmadığını, her olayın kendi şartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, ekonomi-finans kurumlarından işgale uğrayanın sadece Borsa ... olduğunu, kolluk görevlileri ve vatandaşların mücadeleleri ile Borsayı işgal eden darbecilerin püskürtülerek mücadele esnasında biri polis olmak üzere iki vatandaşın şehit düştüğünü ve Borsa binasının, işgalden 16 Temmuz 2016 Cumartesi günü sabaha doğru kurtarılabildiğini, kamu sermayesi ağırlıklı (%80,60) bir Şirket olan Borsa ... A.Ş. yönetiminin de darbe teşebbüsündan sonra Borsa çalışanları hakkında o günkü olağanüstü şartlar çerçevesinde yaptığı değerlendirme neticesinde, 51 borsa personelinin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğuna dair kanaate ulaştığını, fesih sebebi olan “hizmetlerine ihtiyaç duyulmaması”nın elbette ki FETÖ/PDY ile iltisaklı olunması sebebini içerdiğini, Anayasa Mahkemesinin 04.08.2016 tarihli ve 2016/6 Esas (Değişik İşler), 2016/12 Karar sayılı Genel Kurul Kararı'nda da kişinin meslekten ihraç edilmesi için cezai sorumluluğundan bağımsız olarak davacının meslekte kalmasına engel olacak kanaatin oluşmasının yeterli görüldüğünü, bu sebeplerle şüphe feshinin şartları oluştuğundan feshin geçerli nedene dayandığının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmesi için İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.

    V. DEĞERLENDİRME
    31.03.2011 tarihinde kabul edilip 14.04.2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 30 uncu maddesi gereğince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen geçici 3 üncü maddenin birinci fıkrasında; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü düzenlenmiştir.

    07.11.2015 tarihli Resmî Gazete’de ilan edildiği üzere 5235 sayılı Kanun'un 24 üncü ve 2 nci maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin, 20.07.2016 tarihi itibari ile tüm yurtta göreve başlaması nedeniyle bu tarih ve sonrasında verilen İlk Derece Mahkemesi kararları hakkında 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişkin hükümlerinin uygulanması olanağı kalmamıştır.

    Somut olayda, Anayasa Mahkemesi kararından önceki yargılama sürecinde de Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyette olduğu ve ihlale konu kararın istinaf incelemesinden geçtiği anlaşılmaktadır. Bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmalıdır. Her ne kadar dosya, Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay ilgili hukuk dairesine gönderilmek için İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmiş ve bunun üzerine temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı tarihten sonra verilen İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda değinilen kanun hükmü ışığında Dairemizce incelenemeyeceği anlaşılmakla; istinaf kanun yolu incelemesi için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

    VI. KARAR
    Yukarıda açıklanan sebeple;
    Dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere MAHKEMESİNE İADESİNE,

    06.06.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi