10. Hukuk Dairesi 2012/24553 E. , 2013/3676 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, çakışan dönemde hizmet sözleşmesine dayalı sigortalılığa geçerlilik tanınarak, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davacının, 506 sayılı Kanun kapsamında, komanditer ortağı olduğu ... Un Fab. ... ve Ortakları Adi Komandit Şirketinden, 01.10.1990 – 31.01.1997 tarihleri arasında bildirilen 2280 gün sigortalılığının bulunduğu; Yine, Kurum’un tahsis talep sonrası işlemi ile, anılan şirketin ortağı olduğu döneme de Esnaf Bağ-Kur sigortalılığı verilerek, 1479 sayılı Kanun kapsamında 14.03.1986 – 13.07.1987, 05.01.1988 – 31.12.1996, 27.02.1998 - 16.09.2010 tarihleri arasında zorunlu sigortalı sayılıp, eksik pirim çıkarıldığı görülmüştür. Davacı, anılan şirkette yönetici olarak değil, diğer çalışanlarla birlikte üretime yönelik işçi olarak çalıştığını belirterek, çakışan dönemde hizmet sözleşmesine dayalı sigortalı sayılıp, 02.11.2011 tarihli talebi ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini istemiş; Mahkemece, davacının komanditer ortak olduğu belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının, komanditer ortağı olduğu ... Un Fab. ... ve Ortakları Adi Komandit Şirketinden bildirilen 01.10.1990 – 31.01.1997 tarihleri arası dönemde hangi Kanun kapsamında sigortalı olacağına ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde, “Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan;
a) Esnaf ve sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar,
b) Kollektif şirketlerin ortakları,
c) Adi Komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları,
d) Limited şirketlerin ortakları,
e) Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları,
f) Donatma iştirakleri ortakları,
g) Anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları,
Bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda belirtildiği gibi, adi komandit şirketlerin ortakları arasında ayrım yapılmaksızın, Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olacağı belirtilmiş olup; burada, davacının, ortağı olduğu adi komandit şirketteki çalışmasının niteliği, sigortalılığın belirlenmesi için önem taşımaktadır.
Mahkemece, davacının, komanditer ortağı olduğu adi komandit şirketteki çalışmalarının niteliği araştırılmalı; çalışmaları şirketin yönetilmesine yönelik ise, şirket ile arasında vekalet ilişkisi olup, Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olacağı; çalışmaların şirket yönetimi ile ilgili olmayıp, üretime yönelik hizmet akdi ile çalıştığının anlaşılması durumunda ise, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gerektiği gözetilmelidir.
Yapılacak araştırmalar sonucunda, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olması gerektiğinin anlaşılması durumunda, 506 sayılı dosyaya ödenen primlerin 1479 sayılı dosyaya aktarılması sağlanıp, prim borcunun bulunup-bulunmadığı buna göre değerlendirilmeli; doğum tarihlerinin dosyaya sunulan vekaletnamede 01.11.1963, nüfus kaydında 23.11.1963 şeklinde çelişkili yazıldığı gözetilerek, çelişkinin nedeni üzerinde durulmalıdır.
2-Kabule göre de, yaşlılık aylığı başlangıcının infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm fıkrasında yazılması yerine, tahsis talebini takip eden aybaşından
itibaren aylık bağlanması gerektiği şeklinde hüküm kurulmuş olması, isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.