10. Hukuk Dairesi 2019/2945 E. , 2020/3550 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2016/102-2019/37
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde hükümde belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Dava, 25.10.2007 tarihli iş kazası nedeniyle % 36,2 oranında sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelir ile yapılan masraf ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10. ve 26. maddeleridir.
Mahkemece, bozma ilamlarına uyularak birleşme kararı verilen davalara ilişkin incelemeye konu kararda, davalıların toplamda % 80, sigortalının % 20 kusurlu olduğunun tespiti ile, 506 sayılı kanunun 10. maddesi kapsamında davalıların Kurum zararından % 90 oranında sorumlu olduğuna dair hüküm tesis edilmiştir. Ancak, sigortalı tarafından açılan tazminat davasında; Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunun 22.04.2011 tarihli raporu ile sigortalının sürekli işgöremezlik derecesinin "düzeltme kaydı" ile %28 olduğu, itiraz üzerine Adli Tıp 3.İhtisas Kurulunun 30.01.2012 tarihli raporunda ise % 27.2 olduğunun saptandığı, mahkemece % 27,2 oranı esas alınarak bilirkişi tarafından yapılan oranlama ile tespit edilen peşin sermaye değeri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır;
Adli Tıp 3.İhtisas Kurulunun raporunda, sürekli işgöremezlik derecesinin başlangıç itibarıyla mı, yoksa, zaman içinde iyileşme göstermesi nedeniyle mi düşmüş olduğu ve yine, sürekli işgöremezlik derecesinin başlangıç tarihinin belirtilmemiş olduğu görülmekle, tazminat dosyasında davacı Kurumun taraf olmadığı ve bu nedenle Kurum yönünden bağlayıcı olmadığı gözetilerek, mahkemece, bu hususların araştırılması gerekmektedir.
Yapılan araştırma sonucu, sürekli işgöremezlik derecesinin zaman içinde iyileşme göstererek düştüğü tespit edilirse, sürekli işgöremezlik derecesinin düşme tarihinin açıkça belirlenmesi gerekir. Bu durumda, düşmeye bağlı olarak değişime uğrayan gelir, yüksek işgöremezlik oranı nedeniyle bağlanmış olan başlangıçtaki gelir olup; gelir hesabındaki unsurlardan biri olan işgöremezlik oranındaki düşme karşısında, başlangıçtaki gelirin, değişen işgöremezlik oranına uyarlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda, peşin sermaye değerli gelirin, gelir başlangıç tarihi itibariyle, düşen işgöremezlik oranına göre belirlenmesi; yeni oran üzerinden belirlenmiş olan peşin sermaye değerli gelire, gelir başlangıç tarihinden sürekli iş göremezlik derecesinin düştüğü tarihe kadar ödenen gelirin, yüksek işgöremezlik oranı ile düşen işgöremezlik oranı arasındaki fark işgöremezlik oranına karşılık gelen miktarının ilavesi gerekeceğinden ve ayrıca başlangıçtaki gelir onay tarihi de değişmeyeceğinden, bu ilkelere göre Kurumdan ilk peşin değer sorularak bildirilecek rakamlar üzerinden ve belirlenen kusur oran ve aidiyetlerine göre, taleple bağlılık ilkeside gözetilerek karar verilmesi gerekir.
Kaza tarihi itibarıyla, sürekli işgöremezlik derecesinin % 27,2 olduğu belirlenirse, bu kez, gelir bağlama onay tarihi itibarıyla, ilk peşin değerli gelirin Kurumdan sorularak tespiti gerekir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.