Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/6274
Karar No: 2022/7556
Karar Tarihi: 13.06.2022

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/6274 Esas 2022/7556 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2022/6274 E.  ,  2022/7556 K.

    "İçtihat Metni"



    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili, davacının davalıya ait hastane işyerinde uzman doktor olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir alacağı ödenmeden, ihbar süresine uyulmadan bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek, işçilik alacakları olan kıdem tazminat ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı ... vekili, davacının davalı işyerinde part-time olarak çalıştığını, tam zamanlı olarak başka bir hastanede çalıştığını, davacının iki yerde de tam zamanlı çalışmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

    Davalı ... tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 24.07.2018 tarihli ve 2016/837 Esas, 2018/537 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilerek kıdem ve ihbar tazminatı ile aylık ücret, yılık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacakları hüküm altına alınmıştır.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. Gerekçe ve Sonuç
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 2018/3613 Esas 2020/2326 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı yerinde görülerek davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Dairemizin 16.03.2021 tarihli ve 2021/419 Esas, 2021/6261 Karar sayılı ilâmı ile özetle, davalı ... Trakya Hastane ve Sağlık İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin savunma hakkının kısıtlandığı açıklanarak sair temyiz itirazları incelenmeden karar bozularak dosya kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.

    B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda;
    "...
    Dava, iş akdinin feshine dayalı kıdem, ihbar tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarına ilişkindir. Davalı ... Trakya Sağlık Hizmetleri tarafından sunulan 25.03.2016 tarihli noter ihtarnamesi incelendiğinde, davacının iş akdinin davalı ... Trakya tarafından ekonomik zorluk içinde bulunmasından dolayı Genel Kurul kararıyla satışına karar verilmesi sebebiyle feshedildiği görülmüştür. Dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatı yerindedir. Nitekim davacıya verilen bir ihbar öneli bulunmamaktadır. Davalı ... Trakya vekili her ne kadar davacının yarı zamanlı çalıştığını beyan etse de dinlenen tanık beyanlarından davacının davalı işyerinde tam zamanlı çalıştığı , dava dışı Avcılar Hospital de ise geceleri çalıştığı anlaşılmaktadır. Dava konusu tazminat ve alacak kalemleri bilirkişi vasıtasıyla dinlenen yeminli tanık beyanları dikkate alınarak hesap edilmiş, tanık beyanları ve emsal ücret araştırması uyarınca birinci seçenek üzerinden dosya kapsamına uygun olan seçeneğe göre hoküm kurulmuştur. Ancak, davacı vekilinin ücret konusundaki itirazı dikkate alınarak, ek rapor aldırmak gerekmiştir. Zira davacı yan, davacının bazı aylar hiç elden dahi ödeme almadığını belirtmiştir. Mahkememizce, oluş ve dosya kapsamına uygun ek rapor dikkate alınmıştır. Fazla çalışma ve genel tatil alacağının yazılı belgeye dayanmayışı, tanık delili ile ortaya konması nedeniyle, bulunan rakamlardan takdiren yüzde otuz oranında indirim yapılmıştır. Her iki davalı tüm bu tazminat ve alacak kalemlerinden müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davalıların ortakları aynı olup, her ikisi de sağlık sektarönde faaliyet göstermekte, adresleri de aynı yerdedir. Davalılar arasında demirbaş ve hastane ruhsatı devri yapıldığı davalının da kabulündedir. Tüm bunlar, davalılar arasında İş Kanunun 6. Maddesi anlamında bir işyeri devri olduğunun göstergesidir..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.


    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    1.Davalı ... vekili, davacının kendi işçileri olmadığını, diğer davalıdan demirbaş ve hastane adı alımına yönelik sözleşme yapıldığını ve devir durumu olmadığını, esasa yönelik olarak ise davacının tam zamanlı çalışması bulunmadığını ve çok uzun süre ücret almadan çalışma iddiasının doğru olmadığını ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur.

    2. Davalı ... vekili ise, sadece davacı tanık anlatımları ile sonuca gidilmesinin hatalı olduğunu, tanıkların çalışma süresinin dikkate alınması gerektiğini, davacının tam zamanlı çalışması olmadığını, aylık ücret miktarının da hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ... ile diğer davalı ... arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve bu belirlemenin sonucuna göre davalıların talep edilen alacaklardan sorumlu olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1.4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi şu şekildedir:

    "İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.
    Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.
    Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır."

    2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 Esas, 2021/1075 Karar sayılı kararında birlikte istihdam, organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramları şu şekilde açıklanmıştır:
    "...
    Birlikte istihdam olgusunun varlığı her ne kadar daha çok şirket grupları içinde ortaya çıkmakta ise de bu ilişkinin kurulması için birlikte işverenlerin aynı şirket grubu içerisinde yer alması zorunlu değildir. Önemli olan aynı grup içinde yer alma değil, birlikte işverenlerin işçi ile olan ilişkilerini ayrı ayrı değerlendirebilme olanağını ortadan kaldıracak şekilde işçi ile hukukî bir bağlantı içinde olmalarıdır. Ayrıca işçinin birlikte işverenlerle ayrı ayrı iş sözleşmesi yapmasına da gerek olmayıp, aynı iş sözleşmesi kapsamında birden fazla işverene aynı zaman ve nitelikte iş için iş görme borcunu yüklenmesi mümkündür (Süzek, s.150).
    Birlikte istihdamın varlığı hâlinde işverenlerin her biri, işveren hak ve yetkilerine sahip olmakla birlikte işverenin borç ve sorumluluklarına da ayrı ayrı sahiptirler. Bir diğer anlatımla işçiye karşı işverenler müteselsil sorumlu olup, işçi de ücret ve diğer haklarının tümünü her bir işverenden talep etme hakkına sahiptir.
    Uygulamada işverenler iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kaçınmak için bazı durumlarda bir holding veya şirketler topluluğunda ya da bunların dışında kalan şirketlerde işçiler görünüşte bir şirketin işçisi olarak gösterilmektedir. Bu duruma engel olmak için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi geliştirilmiştir (Süzek, s.152).
    Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Çamoğlu, E.: Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması, BATİDER, C. 32, S. 2, 2016, s. 12.).
    Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir.
    Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle mümkün olabilmektedir. Bu durum sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olabilmektedir.
    Tüzel kişilik perdesinin aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (Öztek, S./Memiş, T.: Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklılarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, Erol Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ..., 2008, s. 209).
    Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (Öztek/Memiş, s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
    Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (Baycık, G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (Seminer Bolu/Abant – 06 Nisan 2019), Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, ... 2019, s. 20).
    Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.
    ..."

    3. Değerlendirme
    1.Davacı çalışma süresinin başından itibaren aynı hastanede görev yaptığını, aynı zamanda davalı ...’nin hisselerinin %10’na sahip olduğunu, hissesini 21.02.2016 tarihli sözleşme davalı Şirketin diğer hissedarlarına devrettiğini, davalı Şirketin diğer bir kısım ortaklarının işçilik alacaklarını ödememek ve sair Şirket borçlarını bertaraf etmek amacıyla Medianka Sağlık Hizmetleri A.Ş. adında yeni bir şirket kurarak davalı ... Anonim Şirketini tüm demirbaşları ve hastane ruhsatı ile devrettiklerini, yeni kurulan Medianka Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin de isim değiştirerek diğer davalı ... ismini aldığını, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde her iki davalının adreslerinin aynı olduğunu, ortaklarının da aynı olduğunun görüleceğini, esasen işletilen hastanenin aynı olduğu, hileli işlemleri sebebiyle sorumluluktan kurtulsalar bile aynız zamanda 4857 Sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) çerçevesinde iş sözleşmesinin devrinin söz konusu olduğunu, davalıların talep edilen alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiğini ileri sürmüş; İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davalıların ortaklarının aynı olduğu, her ikisinin de sağlık sektöründe faaliyet gösterdiği ve adreslerinin de aynı yerde olduğu, davalılar arasında demirbaş ve hastane ruhsatı devri yapıldığının davalının da kabulünde olduğu, bunların 4857 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi anlamında bir işyeri devri olduğu gerekçesiyle davalıların talep edilen alacaklardan müştereken müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir.

    2.Yukarıda İlgili hukuk bölümünde ayrıntılı olarak ifade edildiği, işyerinin devri ile birlikte istihdam, organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramları birbirinden tamamen farklı kavramlar olup bu kavramlara bağlanan hukuki sonuçlar da değişiklik gösterir. Örneğin işyeri devrinde devredenin devralanla müteselsilen sorumluluğu belirli bir süre ve belirli alacaklar ile sınırlı iken, birlikte istihdamın varlığı hâlinde işverenler işçiye karşı ayrı ayrı müteselsilen sorumludur.

    3.Somut uyuşmazlıkta Mahkemece bir taraftan davalıların ortaklarının aynı olduğu, her ikisinin de sağlık sektöründe faaliyet gösterdiği, adreslerinin aynı yerde olduğu, davalılar arasında demirbaş ve hastane ruhsatı devri yapıldığı gerekçesiyle işyeri devrinin varlığı kabul edilmiş, diğer taraftan da davalıların kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi alacaklardan müştereken müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki davalıların ortaklarının aynı olması veya adreslerinin aynı olması gibi unsurlar işyeri devrinin kabulü için gerekli unsurlar değildir. Mahkemenin işyeri devrine ilişkin kabulü ile bu kabule yönelik gerekçenin çelişmesi yerinde değildir.

    4. Diğer taraftan, davalılardan Vega Anonim Şirketi vekili davacının kendi işçileri olmadığını, diğer davalıdan demirbaş ve hastane adı alımına yönelik sözleşme yapıldığını ve işyeri devri bulunmadığını savunmuş, Mahkemece hastane ruhsatının devredildiği gerekçesiyle davalıların birlikte sorumluluğuna dair hüküm kurulmuştur. İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Ekonomik birlik, salt bir faaliyet olmayıp, birliğin kimliği, personeli, yönetim kadrosu, iş organizasyonu, üretim yöntemleri ve gerektiğinde kullanılan işyeri araçlarından oluşur (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2016/32218 Esas, 2020/16800 Karar sayılı kararı).

    5. Mahkemece açıklanan bu esaslara göre yeniden değerlendirme yapılmalı, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği açıklığa kavuşturulmalı ve oluşacak sonuca göre talep edilen alacaklardan sorumlu olabilecekleri miktarlar belirlenmelidir.

    6.Kabule göre ise işyeri devrinin varlığı hâlinde devreden işverenin feshe bağlı alacaklar nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun olmayacağı, ayrıca diğer alacaklar yönünden devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğu ve bu sürenin resen dikkate alınması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.

    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,


    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

    13.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi