
Esas No: 2021/35271
Karar No: 2022/7424
Karar Tarihi: 15.03.2022
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/35271 Esas 2022/7424 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Mahkeme, silahla tehdit ve hakaret suçlarından şüpheli İbrahim hakkında yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi üzerine yapılan itirazın kabul edilmemesine dair kararı inceledi. Dosya kapsamında bulunan delillerin silahla tehdit suçu için yeterli olduğu belirtilerek, itirazın kabul edilmemesi hukuka aykırı bulundu ve kararın bozulmasına karar verildi. Kararda CMK'nın 160, 170 ve 172. maddelerinden bahsedildi ve araştırma mecburiyeti ilkesi ile kamu davasını açma mecburiyeti ilkesine değinildi. Ayrıca, AİHS'nin etkili başvuru hakkına ilişkin maddesi de hatırlatıldı.
"İçtihat Metni"
KARAR
Silahla tehdit ve hakaret suçlarından şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen... tarihli ve .... soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarihli ve ....değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... gün ve ... sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, müştekiler ile şüpheli İbrahim arasında daha önceye dayalı husumet bulunduğu, olay tarihinde aralarında tartışma çıktığı, tartışma esnasında şüphelinin elinde bulunan silah ile müştekileri ölümle tehdit ettiği ve müşteki...'e yönelik olarak "senin a..na korum" diyerek hakarette bulunduğundan bahisle silahla tehdit ve hakaret suçlarının işlendiğinin iddia edildiği olayda, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin alınan savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair müştekilerin soyut iddiaları dışında kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak delilin de elde edilemediği gerekçesiyle bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; silahla tehdit suçu bakımından, şüphelinin olay günü müştekilerle yaşamış olduğu tartışma esnasında silahı belinden çıkarttığının tanıklar... ve ...'in, silahı müşteki ...'e doğrulttuğunun tanık ...'nın beyanlarıyla sabit olduğu, ayrıca olay gününe ait güvenlik kameralarına ait görüntülere ilişkin CD'nin dosya arasında mevcut bulunduğu, ... tarihli CD inceleme tutanağına göre de şüphelinin görüntülerde silah çıkartığının belirtilmesi karşısında, silahla tehdit suçu bakımından delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CMK'nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;
“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir
İncelenen somut olayda, aralarında önceye dayalı husumet bulunan müştekiler ile şüpheli ... arasında olay günü yaşanan tartışmada sanığın elinde bulunan silah ile müştekileri ölümle tehdit ettiği ve müşteki Hüseyin'e yönelik olarak "senin a..na korum" diyerek hakarette bulunduğundan bahisle silahla tehdit ve hakaret suçlarının işlendiğinin iddia edildiği olayda, Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin alınan savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair müştekilerin soyut iddiaları dışında kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak delilin de elde edilemediği gerekçesiyle bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; silahla tehdit suçu bakımından, ...tarihli CD inceleme tutanağına göre de şüphelinin görüntülerde silah çıkarttığının tespit edilmesi, tanık ....’in şüphelinin elindeki tabancayı iki kez yukarı doğrulttuğunun ve mağdur ...'e doğrultarak katliam yapacağım dediğini beyan etmesi ve tanıklar ... beyanlarında şüphelinin belinden silah çıkarttığını ancak kimseye doğrultmadığını beyan etmeleri karşısında CMK'nın 170/2. maddesi uyarınca dosyadaki mevcut delillerin iddianame düzenlenebilmesi ve suçların işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır.
Şüphelinin eylemlerinin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, itirazın kabulü yerine reddine dair karar hukuka aykırı bulunmuştur.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- ... Sulh Ceza Hakimliğinin ...tarihli ve .... değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-CMK'nın 309. maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, ... tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.