12. Ceza Dairesi 2019/11531 E. , 2020/3243 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
Hüküm : TCK"nın 179/3. maddesi delaletiyle 179/2, 62, 52, 58/2-6. maddeleri gereği mahkumiyet
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-) Hüküm fıkrasında “Sanığın 3 aydan fazla kasıtlı suçtan mahkumiyeti olduğundan sanığa verilen cezaya dair TCK"nın 51 ve CMK"nın 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına,” karar verilmesine rağmen; gerekçe kısmında “Sanığa hükmedilen cezanın iki yıldan az hapis cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmaması, sanığın kişiliği ve duruşmadaki olumlu tavırları nedeniyle mahkememizce yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaate varılması, suçun nevî itibariyle ve somut olaydan anlaşıldığı üzere giderilmesi gereken maddi bir zararın olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde CMK"nın 231. maddesinde aranan koşulların oluştuğu anlaşılmakla sanık hakkından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermek gereği hasıl olmuştur.” denilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılması,
2-) Kasıtlı suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütlerden olan failin kastı, suçun işleniş biçimi ile meydana gelen tehlikenin ağırlığı nazara alınmak suretiyle TCK’nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken; olay günü yapılan rutin yol kontrolünde durdurulan ve güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak şekilde 2,29 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanık hakkında, tespit edilen alkol promil miktarı itibariyle kastının yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı gözetilerek, alt sınırdan uzaklaşılarak hak ve nesafete uygun bir ceza tayini yerine, sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması;
3-) 5237 sayılı TCK"nın 58/6. maddesinde tekerrür halinde hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve ayrıca mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının öngörüldüğü, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin yer aldığı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108. maddesinde ise, yalnızca mükerrirler hakkında tayin olunan özgürlüğü bağlayıcı ceza olan hapis cezalarının ne şekilde infaz edileceği belirtilmiş olup, bu maddede adli para cezasının infazı konusunda her hangi bir düzenlemenin bulunmadığı, 5275 sayılı Kanunun 106. maddesinde adli para cezasının infazı düzenlenmiş olup, bu maddede mükerrirler hakkında hükmolunan adli para cezasının infazına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği, bu durumda, 5237 sayılı TCK"nın 58, 5275 sayılı Kanunun 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının, adli para cezasına çevrilmesi karşısında, TCK"nın 58. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi;
4-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün, 6-386; 30.11.2010 gün, 5-237; 29.05.2007 gün, 114-113; 26.05.2009 gün ve 50-130 sayılı ve benzer kararlarında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK"nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunluluğuna rağmen, sanık hakkında tayin edilen adli para cezasının hapis cezasından çevrilmiş olması sebebiyle temyize tabi olduğu gözetilmeden, Mahkemece dosyanın esası hakkında karar verildikten sonra, hükmün yasa yolu kısmında cezanın miktarı itibariyle kesin olduğu belirtilerek yasa yolunun yanlış gösterilmesi suretiyle sanığın yanıltılması;
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.