10. Hukuk Dairesi 2012/818 E. , 2013/2556 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, 16.11.2002 tarihinde geçirdiği trafik-iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan giderler nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalılaran rücuan ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ve davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki; “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan Yasada, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı sonucu davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasadır.
Kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri; işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık şartlarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak tedbirleri, aynı şekilde işyerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan, yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir.
Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına neden olmuş hareketinin, işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının tespiti işidir.
Bu konuda, yapılacak ilk yargı işlemi, mevcut hükümlere göre alınacak tedbirlerin neler olduğunun tespiti işidir. Mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat, alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların dahi tespiti zorunluluğu açıktır. Bunların işverence tam olarak alınıp, alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma Ödevi) alınmamışsa, zararın bundan doğup doğmadığı, duruma, işçinin tedbirlere uymamasının etkili bulunup, bulunmadığı, (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı saptanacaktır.Sorumluluğun saptanmasında kural, sorumluluğu gerektiren ve yasada belirlenmiş bulunan durumun kendi özelliğini göz önünde bulundurmak ve araştırmayı bu özelliğe göre yürütmektir.
Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmü uyarınca hukuk hakimi, ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.
Davaya konu somut olayın; 16.11.2002 tarihinde davalı ... AŞ’nin yapmakta olduğu ... inşaatında formen olarak çalışan sigortalının, iş makinelerinden birinin arızalanması üzerine tamirci çağırdığı esnada, davalı ... ’nun sevk ve idaresindeki kamyonun da, sigortalının talimatı ile, durmasından sonra, iş makinesini çıkartmak üzere sigortalının ileriye gidip geri gelmesini istedikten sonra kamyonun ön sol tarafından ön sağ tarafına doğru geçişi esnasında altında kalarak vefatı şeklinde gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında; Mahkemece davalı ... ve Diğer davalı işveren ...AŞ. yönünden kusursuz oldukları gerekçe gösterilerek bu davalılar bakımından dava reddedilmiş ise de; Mahkemece, yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Zira, somut olayın gerçekleştiği gece vaktinde iş makinalarının sesli ve ışıklı önleyici sistemlerle donanmış olup olmadığı, davalı ...’nın sürdüğü kamyonda ayna ve geri görüş sistemlerinin bulunup bulunmadığı ve bunların bulundurulması noktasında bu konuda işveren tarafından sigortalıya eğitim verilip verilmediği davalı işverenin kusurunun bulunup bulunmadığı irdelenmeksizin aldırılan yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm tesisi isabetsizdir.
Mahkemece, dava konusu iş kazasında; öncelikle, davalılardan Ziya hakkında açılan ceza Mahkemesindeki dosya celp edilmeli,sonrasında da, iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve işgüvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan, yukarıda sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında yeniden yapılacak incelemeyle; mevzuat uyarınca hangi önlemlerin alınması gerektiği, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığı ve alınmış önlemlere sigortalının uyup uymadığı yönlerinin yargısal denetime elverir biçimde irdelenip, çelişkiden uzak rapor alınması gereği üzerinde durulmaksızın, kusur aidiyeti konusunda, eksik ve yetersiz incelemeye dayalı, kusur raporu esas alınmak suretiyle, sonuca varılması isabetsizdir.
O hâlde, davacı Kurum avukatının ve davalılardan ..."nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Ziya Çubukçu"ya iadesine 18.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.