22. Hukuk Dairesi 2017/23628 E. , 2019/19144 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde davalılar ... ile ... Güvenlik Koruma ve Eğitim Hizm. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve davalı ... Güvenlik Koruma ve Eğitim Hizm. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma talep edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteğinin reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin Devlet Hava Meydanları İşletmesi’ne ait Siirt Havalimanında, değişen alt işverenler nezdinde güvenlik görevlisi olarak 15.04.2009-31.12.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, bazı aylar 12 saat çalışma 24 saat dinlenme esasına göre, bazı aylar ise 24 saat çalışma 48 saat dinlenme esasına göre ulusal bayram ve genel tatil günleri dahil çalıştığını, karşılığının ödenmediğini, hafta tatili ve yıllık izin kullanamadığını dolayısıyla ödenmeyen işçilik alacakları bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı ... ile ... Güvenlik Koruma ve Eğitim Hizm. Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve zaman bakımından uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 184. maddesinde “(1) Hakim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.” ve yine aynı Kanun"un 186. maddesinde “(1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir.” hükümleri bulunmaktadır.
Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere; hakim, tahkikatın bitiminden sonra, taraflara, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapma hakkı tanımalı ve sonrasında son diyeceklerini bildirmeleri için fırsat vermeli ve buna göre hükmünü kurmalıdır.
Somut olayda, mahkemenin 27.11.2015 tarihli son celsesinde, “Davacı Vekili Av. ..., Davalı ... Ltd..Şti. Vekili Av. ..., Davalı ... Vekili Av. ... hazır başka gelen yok, açık duruşmaya devam olundu.” şeklinde belirtilmesine rağmen, celse esanasında ... Güvenlik Ltd. Şti. Vekili olarak Av. ... İlik’e söz verildiği, tahkikatın bitiminden sonra son diyeceklerinin Av. ... İlik’ten sorulduğu; ancak davalı ... Güvenlik Ltd. Şti. tarafından sunulan 30.03.2015 tarihli vekaletnamede davalı şirketi temsile yetkili vekilin Av. ... olduğu, dosyada davalı şirket tarafından ibraz edilen başkaca vekaletname yahut yetki belgesine rastlanmadığı anlaşılmakla, son celse duruşmaya katılan Av. ... İlik’in davalı ... Güvenlik Ltd. Şti.’ni vekil olarak temsile yetkisinin bulunup bulunmadığının, kendisi adına düzenlenmiş yetki belgesi yahut vekaletnamenin bulunup bulunmadığının araştırılarak, Av. ... İlik’in davalı şirketi temsile yetkisinin bulunmadığının anlaşılması halinde huzurunda yapılan işlemler yok hükmünde sayılmalıdır.
Öte yandan;
Savunma hakkı Anayasa’mızın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.
Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, açıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerekçeli olması gibi hususları içerdiği açıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın içeriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya içeriğine yapmış oldukları işlemleri öğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi için gönderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda öngörülmüş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar açısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada, tarafların açıklamaları için bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin (tanık, bilirkişi gibi) açıklamaları açısından da önemlidir. Bilgilenme hakkının usulüne uygun kullanımı ile tarafların haklarında öğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya yönelik bilgi ve belge verebilme yani açıklama yapma hakkı da hukuki güvenceye bağlanmaktadır. Böylece davanın her iki tarafına eşit şekilde açıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin görünür kılınması sağlanacaktır. Açıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya sözlü şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya ilişkin beyanda bulunmalarını sağlar.
Somut olayda, dosyada bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesinin taraflara tebliğine ilişkin tebliğ mazbatası yer almamaktadır. Yargılamnın son celsesi olan 27.11.2015 tarihli celsede, bilirkişi raporundan birer suretin hazır olan taraf vekillerine elden tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, yukarıda ifade edildiği üzere Av. ... İlik’in davalı ... Güvenlik Ltd. Şti.’ni vekil olarak temsile yetkisinin bulunup bulunmadığı hususu açık değildir. Diğer yandan bilirkişi raporuna ve tamamlama dilekçesine kanunen verilmesi gereken cevap sürelerinin de tanınmadığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığı altında bu husus değerlendirildiğinde davalı şirketin hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır.. Bu durumda yapılması gerekendosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporları ve varsa tamamlama dilekçesinin davalı ... Güvenlik Ltd. Şti. vekiline tebliğ edilerek davalının beyanda bulunması için gerekli olan sürenin tanıması, varsa davalının belirttiği deliller toplanıldıktan sonra sonuca gitmektir.
Somut olayda, dava dilekçesinde alacakların tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere dava konusu alacakların talep edildiği belirtilmiş olup; 27.11.2015 tarihinde de tamamlama harcı yatırılmıştır. Dava dilekçesi ve tamamlama harcı makbuzu birarada değerlendrildiğinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını kabul etmek gerekmektedir. Buna göre,somut olayın özellikleri dikkate alınarak, dava konusu alacakların belirsiz alacak olup olmadığının ayrı ayrı değerlendirilmesi gereklidir.
Kıdem tazminatı, ihbar atzminatı ve yıllık izin ücreti alacakları bakımından, davacı çalışma süresini, aylık ücret miktarını, fesihte tanınması gereken ihbar süresini ve kendisine kullandırılmayan izin süresini belirleyebilecek durumdadır. Giydirilmiş ücret bakımından ise, aylık çıplak ücrete ek, para veya parayla ölçülebilen menfaat bulunduğu noktasında dava dilekçesinde bir iddia yoktur. Bu itibarla, dava konusu edilen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret ve yıllık izin ücreti alacaklarının davacı tarafça belirlenebilir nitelikte olduğu ve dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyecekleri nazara alınarak, hukuki yarar yokluğundan anılan alacaklara yönelik taleplerin usulden reddi gerekirken, yazılı şekilde esasa girilerek karar verilmesi hatalı olmuştur.
Somut olayda, davalı ... Güvenlik Ltd. Şti. tarafından temyiz aşamasında, davacıya ait banka hesap numarası ibraz edilmiştir. Sözü edilen kayıt ilk kez temyiz aşamasında sunulmuş ise de; ödeme belgesi ve borcu söndüren nitelikte olduğu kabul edilmelidir. Ödeme belgesinin hakkı ortadan kaldıran özelliği nedeni ile yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereklidir. Mahkemece hükme esas raporda, 2010 yılının 7. aydaki fazla çalışma ücreti bakımından yapılan değerlendirmede, ilgili aya ilişkin ücret bordrosunda davacıya fazla çalışma ücreti tahakkuk ettirilmiş ise de, bordronun imzasız olması ve bordroyla uyumlu banka kaydı olmadığından dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de, mahkemece bahse konu döneme ait davacıya ücret ödemelerinin yapıldığı banka hesap ekstreleri getirtilerek, ödendiği tespit edilen miktarların yapılan hesaplamadan mahsup edilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.