12. Ceza Dairesi 2017/12343 E. , 2020/3101 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık, hakkı olmayan yere tecavüz
Hüküm : Her iki suç yönünden; CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından sanığın ayrı ayrı beraatine ilişkin hükümler, katılan Müze Müdürlüğü vekili, katılan ... vekili ve müşteki vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Müze Müdürlüğü vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Müze Müdürlüğünün, 2863 sayılı Kanuna aykırılık ve hakkı olmayan yere tecavüz suçlarından tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, Müze Müdürlüğünün temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
2-Katılan ... vekilinin, sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan tesis edilen hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise;
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçuna konu 711 parsel nolu taşınmazın ... adına kayıtlı olduğu ve katılan ... vekilinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
3-Müşteki ... vekilinin, sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan tesis edilen hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesine gelince;
Hakkı olmayan yere tecavüz suçuna konu 704 ve 706 parsel nolu taşınmazların ... adına kayıtlı olmadığı, bu nedenle Maliye Hazinesinin, sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, müşteki ... vekilinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
4-Müşteki Maliye Hazinesinin 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçu yönünden tesis edilen hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesine gelince ise;
Suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz istemi davaya katılma talebi olarak değerlendirilmiş olup, müşteki kurumun 5271 sayılı CMK"nın 237/2. maddesi uyarınca kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmek suretiyle yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete"de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçuna konu, 711 parsel nolu taşınmaz içerisinde bulunan antik yapı kalıntılarının, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14.02.1989 tarih 273 nolu kararı ile tesciline, antik yapı kalıntılarının 10 m uzaklıkta bırakılacak bir koruma zonu dışında parselin tarım alanı olarak kullanılabileceğine karar verildiği, kurul kararının mahallinde ilan edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, sanığın aşamalardaki beyanında, dava konusu alanı kardeşinin kendisine, babasından kalan yer olarak gösterdiğini, buranın sit alanı ve Hazineye ait olduğunu bilmediğini ileri sürdüğü, dinlenen tanıkların da, sanığın fidan diktiği alanın, antik kalıntılara uzak olduğunu beyan ettiği anlaşılan dosya kapsamında;
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yaşayan, dava konusu yeri iyi bilen, taraflarla akrabalığı ve husumeti bulunmayan mahalli bilirkişiler, fen ve arkeolog bilirkişisi refakatinde keşif icra edilerek, öncelikle; sanığın fidan diktiği iddia edilen alanın Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 14.02.1989 tarih 273 nolu kararı ile tescil edilen alan içerisinde ve antik kalıntıların koruma alanı içerisinde kalıp kalmadığının tereddütsüz şekilde belirlenmesi; sit alanı içerisinde veya koruma alanı içerisinde bulunuyor ise; kurul kararının ilan edilmediği anlaşıldığından, sanığın daha önce taşınmazın bulunduğu yerde ikamet etmediği yönündeki beyanı dikkate alınarak, suç tarihinde, bu alanın sit alanı veya Hazineye ait olduğunu bilebilecek durumda olup olmadığı hususunun mahalli bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulmak ve araştırılmak suretiyle tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA,
5- Katılan ... vekilinin, sanık hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan tesis edilen hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ise;
Katılan ... vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, verilen hükmün niteliğine göre 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanığın aşamalardaki beyanında, hakkı olmayan yere tecavüz suçuna konu 704 ve 706 parsel nolu taşınmazları dava konusu alanı kardeşinin kendisine babasından kalan yer olarak gösterdiğini, bu nedenle fidan diktiğini beyan ettiği, dinlenen tanıkların, sanığın olmadığı zamanda kardeşlerinin yerleri taksim ederek bu taşınmazları sanığa ayırdıklarını beyan ettikleri, sanığın Asliye Hukuk Mahkemesinde, dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu iptal ve tescil davası açtığı, açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılan dosya kapsamında;
Suça konu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının, tüm tedavülleri ile birlikte tapu kayıtlarının getirtilip, taşınmazlar üzerinde hak sahibi olanlar tespit edilerek ve varsa fiili taksim belgesi getirtilerek, mahallinde teknik bilirkişiler ve yöreyi iyi bilen tanık ve tarafsız mahalli bilirkişiler marifetiyle keşif yapılarak, malikler arasında fiili taksim olup olmadığı, fiili taksim neticesinde dava konusu alanların sanığa bırakılıp bırakılmadığı, sanığa tasarrufta bulunmak üzere bu taşınmazların gösterilip gösterilmediği, fiili taksim var ise katılana bırakılan kısma sanığın tecavüzünün bulunup bulunmadığı, fiili taksim yok ise sanığın katılanın tasarrufunu engelleyip engellemediği ve taşınmazla kendi payından fazla yeri kullanıp kullanmadığı, yöreyi iyi bilen tarafsız yerel bilirkişiler ve tanıklardan da sorulup kesin biçimde saptandıktan sonra hukuki durumun tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.