22. Hukuk Dairesi 2017/24618 E. , 2019/18889 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin pompacı olarak çalıştığını ve iş akdini haklı nedenlerle feshettiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve yıllık izin ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işi kendisinin bıraktığını ve işe gelmeyerek devamsızlık sebebi ile iş akdinin haklı nedenle feshedilmesine sebebiyet verdiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği gerekçesi ile ihbar tazminatı talebinin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında kıdem tazminatının hesaplanması konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
Dosya içeriğinden; öncelikle davacının dava dilekçesinde işlemiş faiz talebi olmamasına rağmen Mahkemece kıdem tazminatının fesih tarihinden hükme esas alınan bilirkişi raporunun alındığı tarihe kadar işlemiş faiz hesabı yapılarak hesaplanması talep aşımı olup karar bu yönüyle hatalıdır. Kaldı ki dava dilekçesinde işlemiş faiz talebi olmuş olsa idi bu durumda mahkemece fesih tarihinden dava tarihine kadar olan süre yönünden işlemiş faiz hesabı yapılması gerekirdi. Ayrıca dosya içerisinde iş sözleşmesi devam ederken kıdem tazminatı açıklamasıyla bir kısım ödeme yapıldığı açıklamasını içerir eski tarihli ibraname ve eki olarak kıdem tazminat bordrolarının yer aldığı görülmektedir. Çalışırken işçiye yapılan kıdem ödemesi avans niteliğinde olup ödeme tarihinden sözleşmenin feshi tarihine kadar olan dönem için yasal faiz işletilerek bu miktarın mahsubu gerekmekte olup mahkemece de ödemeler avans niteliğinde kabul edilerek bu mahsubun yapılması yerinde olmuş ise de Mahkemece işçiye çalışırken ödemesi yapılan kıdem tazminatlarının ödeme tarihlerinden fesih tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte hesaplanan kıdem tazminatından mahsubu gerekirken yapılan ödemelerin hükme esas alınan bilirkişi raporu tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte hesaplanan kıdem tazminatından mahsup edilmesi hatalı olmuştur. Bu itibarla mahkemece yapılması gereken iş davacının hizmet süresine göre hak ettiği kıdem tazminatını işlemiş faiz hesabı yapmadan hesaplamak ve iş akdinin devamı esnasında ara dönemlerde davacıya ödendiği anlaşılan avans niteliğindeki kıdem tazminatı miktarlarının da ödeme tarihinden fesih tarihine kadar işlemiş yasal faiziyle birlikte hesaplanan kıdem tazminatından mahsup etmek olmalıdır.
Anılan yönler düşünülmeden hatalı bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması bozma sebebidir.
3- Taraflar arasında, davacının yıllık izin ücreti alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.
6100 sayılı HMK"nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukuku için haksızlığın önlenmesinin anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir. Doğru hüküm kuramama, bazen ise zayıf olan tarafın bir usuli hakkı bilmiyor olması dolayısıyla söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda, hakkın özünün, usule kurban edilmesi mümkün olmadığından, tarafın bir vakıayı bütün ayrıntılarıyla getirmemiş olması dolayısıyla yargılamanın doğru ve adil bir hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde aydınlatılmamış olması durumunda hâkim devreye girecek ve söz konusu usûlî olanağı tarafa hatırlatacaktır.
Somut olayda davacı vekili davacının yıllık izin haklarının hiç kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, davacının toplam hizmet süresince 21 yıllık dönemde hiç izin kullanmadığı kabul edilerek yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, davacının 21 yıllık çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı hayatın olağan akışına ters olduğundan, davacının beyanı alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.