10. Hukuk Dairesi 2019/5174 E. , 2020/3284 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi (Müstemir Yetkili)
No : 2016/457-2019/362
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
İnceleme konusu dosyada; davacı 01.03.1989-1995 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmiş, davacının 01.03.1989-31.12.1995 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığına dair verilen ilk karar Dairemizin 2016/4952 Esas, 2016/6670 Karar sayılı, 26.04.2016 tarihli ilamı ile dosya içerisinde yer alan Elçilik yazısı ile Emniyet Müdürlüğü kayıtları arasındaki çelişkinin giderilmesi, elçilik yazısında davacının yurt dışında çalıştığı süreler bildirilmiş olması nedeniyle bunun davalı şirketle ilişkisi ve niteliğinin belirlenmesi, davalı işverene ait işyerinde şoför olarak çalışıldığı ileri sürüldüğünden, davacının çalıştığı araç/araçların plakası, kimin adına kayıtlı olduğu, araç/araçların bakımlarının, muayenesinin kim tarafından yapıldığının araştırılması , araç/araçlar üçüncü kişiler üzerine kayıtlı ise gerekirse araç sahiplerinin beyanlarına başvurulması, davacı adına çalışma dönemlerini kapsar şekilde trafik cezası bulunup bulunmadığı ve davacının ehliyetinin olup olmadığı veya ehliyetine herhangi bir nedenle el konulup konulmadığının araştırılması, davacının çalışmalarını bilebilecek durumda olan, çalışmaları kayıtlara geçmiş ve bordrolu çalışanlar belirlenerek beyanlarına başvurulması gerektiği yönlerinden bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının kuruma bildirilen süreler dışlanmak suretiyle 01.03.1989-31.12.1995 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda; Mahkeme yönünden o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine bozma kararında açıklanan hukuki esaslar çerçevesinde hüküm kurmak yükümlülüğü doğar.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de, bozma gereği yerine getirilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır.
İnceleme konusu dosyada; davacı adına ... Sey. ve Tur. Oto. İşl. tarafından verilmiş 01.01.1990 tarihli işe giriş bildirgesinin olduğu, ... Seyahat (... ) tarafından davacı adına düzenlenmiş, 1989/3-12 ve 1990/1 aylarına ilişkin, 10.01.1990 tarihli sağlık belgesinin bulunduğu, bu belgede işe giriş tarihinin 10.10.1985 olarak belirtildiği, hizmet cetvelinde ise 01.10.1989-31.12.1989 tarihleri arasında 14971 sicil nolu ...-Otobüs İşl., 01.01.1990-31.12.1990 tarihleri arasında ... sicil nolu ... Seyahat ve Tur. Oto. İşl. - ... ünvanlı iş yerlerinden bildirimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyada yapılan bilirkişi incelemesi ile 10.01.1990 tarihli işe giriş bildirgesindeki imza ile davacının mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından ilgi ve irtibat tespit edilemediği tespit edilmiştir.
Diğer yandan, ... Büyükelçiliği tarafından sunulan 02.06.2007 tarihli hizmet belgesinde davacının Suudi Arabistan"da 11.04.1990-11.05.1992, 04.05.1993-25.04.1994 tarihleri arasında Suudi işverenler nezdinde çalıştığının bildirildiği, Hatay İl Emniyet Müdürlüğünce ise, yurda giriş çıkışların 01.01.1992 tarihinden itibaren bilgisayar ortamında kayıt altına alındığını, davacının 01.01.1992-31.12.1995 tarihleri arasında herhangi bir yurda giriş çıkış kaydına rastlanılamadığının bildirildiği görülmektedir.
Davacı vekili,davacının 1989 yılında ve öncesinde istanbul,izmir,ankara arasında yurt içinde çalıştığı,1898-1995 döneminde ise Suudi Arabistan ülkesinde bulunan ... isimli bir şirket adına şoför olarak çalıştığı, bu şirket ile davalı işveren arasında hac turizmi sırasında ortaklığa dayalı ticari faaliyet yapıldığı, hac dönemi dışında da ülkelerarası yolcu taşımacılığı yapıldığını ifade ettiği, dosyada dinlenen tanıkların da ( bazı tanıkların 01.04.1990-30.11.1991 ve 1981-31.03.1994 dönemlerinde ... Seyahat Oto.İşl.-... iş yerinden bildirimleri var) davacının ... Seyahat firmasında çalıştığını bildikleri, bu firmanın uzantısının Suudi Arabistan"da ... firması olduğu, davacının Hatay - Suudi Arabistan arasında şoförlük yaptığı, iş yerini ilk kuran kişinin ... olduğu ve şirketin daha sonra ... Tur. Olarak devam ettiği yönünde beyanda bulundukları anlaşılmaktadır.
Ayrıca dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgelerden ... Sey. Tic. A.Ş."nin 17.09.1996 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, ortaklarının ..., ..., ..., ..., ... olduğu, ... Sey. San. Tic. Ltd. Şti."nin 16.05.1985 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği ve ortaklarının ..., ..., ..., ..., ..., ... vs. olduğu tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK 119/1-e maddesi gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, 194 maddesi gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK 31 maddesi gereğince, hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, HMK 31 maddesi ve 119/1-e maddesi gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
1)Somut dosyada; davacının çalışmasının kapsamı, süresi, hangi işveren nezdinde çalıştığı hususlarında yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm kurulmuştur. Bu nedenle öncelikle davacıya talebi açıklattırılarak, hangi tarihler arasında hangi işveren nezdinde çalıştığı, çalışmasının şekli ve kapsamı, iş yerinde hangi konumda çalıştığı, yurt içinde ve yurt dışında çalıştığı dönemler ile bu çalışmalarının nasıl olduğu, hac döneminde yaptığı çalışmaya ilişkin resmi bir görevlendirme yapılıp yapılmadığı, kendisini kimin işe aldığı ve çalıştığı sürece kimden emir ve talimat aldığı, ücretinin nasıl ödendiği, çalışma arkadaşlarının kimler olduğu hususlarında ayrıntılı beyanı alınmalıdır.
2) Davacının hizmet cetvelinden 01.10.1989-31.12.1990 tarihleri arasında ..."ya ait şahıs şirketlerinden bildirimlerinin olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca ... Sey. Tic. A.Ş. İle ... Sey. San. Tic. Ltd. Şti."nin ortaklarının kısmen aynı olması ve bazı ortaklarının ..."nın çocukları olması nedeniyle her iki şirket ile ..."ya ait şahıs şirketleri arasında ilgi ve irtibat olduğu görülmektedir. Ancak hizmet tespiti davalarında re"sen araştırma ilkesi gereğince gerçek işverenin kim olduğunun tereddütsüz bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle davacının talep ettiği dönemde hangi işveren veya işverenler nezdinde çalıştığı araştırılmalı, tespit edilen işveren HMK 124. madde gereğince davaya dahil edilmeli, göstereceği deliller toplanmak suretiyle elde edilecek sonuç değerlendirilerek karar verilmelidir.
3) Somut dosyada; ... Büyükelçiliği tarafından davacının 11.04.1990-11.05.1992, 04.05.1993-25.04.1994 tarihleri arasında Suudi işverenler nezdinde çalıştığı belirtilmiş ise de Hatay İl Emniyet Müdürlüğü tarafından davacının 1992-1995 yılları arasında herhangi bir yurda giriş çıkış kaydının bulunmadığı bildirildiğinden, cevaplar arasındaki çelişkinin giderilmesi açısından davacının yurtdışında olduğu dönemler yeniden araştırılarak açıklığa kavuşturulmalı, dosya içerisinde bulunan pasaportlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak davacının hangi tarihlerde hangi ülkeye gidip geldiği tespit edilmeli, davacının hac döneminde yaptığı çalışmaya ilişkin resmi bir görevlendirme olup olmadığı, hac döneminde yapılan taşımacılığın nasıl olduğu da araştırılmak suretiyle, işverenin Suudi Arabistan"da bulunan ... firmasıyla olan ilgisi tespit edilmeli, işverene ait dönem bordroları celp edilerek re"sen tespit edilecek bordro tanıkları ile davacının beyanında açıklayacağı çalışma arkadaşları ile amirlerinin tanık sıfatıyla beyanları alınmalı, çelişkili beyanlar olması halinde çelişki giderilmeli, eksik hususlar araştırılarak elde edilecek sonuç değerlendirilmek suretiyle karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.