16. Hukuk Dairesi 2016/5644 E. , 2019/467 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve mülkiyeti davalı ...’e ait olan eski 337 parsel sayılı 150 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 131 ada 70 parsel numarasıyla ve 218,89 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın sınırından geçen kanal ve kanal yolunun uygulama kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın sınırları içerisinde tespit edildiğini ileri sürerek, bu kısmın tescil harici bırakılması istemiyle dava açmıştır. Asli müdahil ... vekili, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde DSİ tarafından inşa edilen kanal ile kanal yolunun bulunduğunu ve bu bölümün kamulaştırma şeridi içerisinde kaldığını ileri sürerek, çekişmeli taşınmaz bölümünün ... adına tapuya tescili veya tescil harici bırakılması istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı ve asli müdahilin davalarının reddine, dava konusu 131 ada 70 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosundaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile müdahil DSİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun 22/a maddesinde yer alan düzenlemeye göre, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek üzere uygulama niteliğini kaybeden, teknik nedenlerle yetersiz kalan eksikliği görülen ve zemindeki sınırları gerçeğe uygunluk göstermediği tespit edilen kadastro haritalarının tekrar düzenlenmesi ve tapu sicilinde gerekli düzeltmelerin sağlanması amacıyla tapulama ve kadastro görmüş yerlerde yeniden kadastro yapılabilirse de bu hallerde mülkiyet ihtilafı çıkarılamaz ve çalışmalar sadece taşınmazların geometrik durumlarını belirlemek üzere teknik çalışmalarla sınırlıdır. Somut olayda; davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın uygulama kadastrosunun askı ilan süresi içerisinde çekişmeli taşınmazın sınırından geçen kanal ve kanal yolunun uygulama kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın sınırları içerisinde tespit edildiğini ileri sürerek, bu kısmın tescil harici bırakılması istemiyle dava açmış, yargılama sırasında ... de çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde DSİ tarafından inşa edilen kanal ile kanal yolunun bulunduğunu ve bu bölümün kamulaştırma şeridi içerisinde kaldığını ileri sürerek, çekişmeli taşınmaz bölümünün ... adına tapuya tescili veya tescil harici bırakılması istemiyle davaya katılmıştır. Dolayısıyla; davacı tarafından her ne kadar bölgede 3402 sayılı Kadastro Kanunu"nun (22/a) maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna ilişkin askı ilan süresi içinde dava açılmış ise de, uyuşmazlığın uygulama kadastrosundan değil, mülkiyet ihtilafından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Çekişmeli taşınmazın tesis kadastro tutanağı dava tarihinden daha önceki tarihte kesinleşmiş olup, kadastro tespiti kesinleşen taşınmazlar hakkında mülkiyet iddiası ile açılacak davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Hal böyle olunca; mahkemenin görevsizliğine, uygulama tutanağının aslının usulüne göre kesinleştirilme işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğü"ne iadesine, kadastro tutanağının bir örneği içine konulmak suretiyle dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine vekili ile müdahil ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine,
31.01.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.