7. Hukuk Dairesi 2015/4344 E. , 2015/8030 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Şanlıurfa 3. İş Mahkemesi
Tarihi : 09/06/2014
Numarası : 2013/32-2014/257
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK"nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2. Davacı, davalı iş ortaklığına ait şantiyelerde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, haftanın 7 günü 06.00-18.00 saatleri arasında ve genel tatillerde de çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının işten ayrılış tarihi itibariyle bütün haklarının eksiksiz olarak ödendiğini, fazla çalışma yapılmadığını, yapılmışsa ücretlerinin de ödendiğini, dini bayramlarda izinli sayıldıklarını, hafta tatillerinde de izin kullandırıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının hafta tatili alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda; dosyaya sunulan belgelerden davacıya 2012 yılında Eylül ayında 2 gün, Ekim ayında ise 2 gün ve 5 gün olmak üzere hafta tatili izinlerinin toplu kullandırıldığı anlaşılmıştır.
Mahkeme bilirkişi raporu doğrultusunda verilen toplu izinlerin mazeret izni niteliğinde olduğunu belirterek hafta tatili alacaklarını hüküm altına almıştır. Bilirkişi hesaplamasını yaparken isabetli bir şekilde her ne kadar verilen toplu izinler mazeret izni niteliğinde olsa da izin tarihlerine denk gelen hafta tatillerini dışlamıştır. Ancak rapor denetlendiğinde 01/07/2012-31/12/2012 tarihleri arasında 26 hafta tatili alacağı bulunduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere davacının Eylül ayında 2 gün ve ekim ayında 7 gün hafta tatili izni kullandığı anlaşılmasına göre davacının 26 hafta tatilinde çalışmadığı açıktır. Kararın yeniden hesaplama yapılmak üzere bu yönden bozulması gerekmiştir.
3. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda Dairemiz incelemesinden geçen 2015/4346 E. ve 4347 E. sayılı davacı gibi şoför olan işçilerin dosyalarında işyerinde haftada 7 gün 07:00-18:00 saatleri arasında çalışıldığı kabul edilmiştir. Aynı yer Mahkemesi’nce yapılan yargılamada aynı işyerinde aynı işi yapan işçiler arasında farklı çalışma saati uygulaması bulunduğu ispatlanamadığından emsal dosyalar gibi davacının haftada 7 gün 07:00-18:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken 06:00-18:00 saatleri arasında çalıştığının kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 05.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.