20. Ceza Dairesi 2019/1176 E. , 2019/7099 K.
"İçtihat Metni"
Yüksek Adalet Bakanlığı"nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/04/2012 tarihli, 2011/327 esas ve 2012/854 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 07/05/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
İncelenen dosyadan;
1-Sanık hakkında 12/09/2009 tarihli “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan yapılan soruşturma sonucunda Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 30/10/2009 tarihli, 2009/61217 soruşturma, 2009/26628 esas ve 2009/3800 sayılı iddianamesi ile TCK’nın 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
2-Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/05/2010 tarihli, 2009/1299 esas ve 2010/1756 sayılı kararı ile sanık hakkında TCK’nın 191/2 maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 14/09/2010 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği ve infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
3-Şebinkarahisar Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03/06/2011 tarihli çağrı yazısının 11/07/2011 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle evrakın kapatılarak 25/07/2011 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
4-Kanun yararına bozma istemine konu İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/04/2012 tarihli, 2011/327 esas ve 2012/854 sayılı kararı ile sanığın TCK’nın 191/.1 maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve TCK’nın 51/1.maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine,1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği, kararın 06/09/2012 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,
5-Sanığın denetim süresi içerisinde 12/12/2012 tarihinde işlediği hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan İstanbul Anadolu 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 15/07/2013 tarihli, 2012/1376 esas ve 2013/1071 sayılı kararı ile TCK’nın 292/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,kararın 19/09/2013 tarihinde temyiz edilmeden kesinleştiği,
6-Sanığın denetim süresi içerisinde 12/12/2012 tarihinde yeniden suç işlemesi nedeniyle, İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli, 2011/327 esas ve 2012/854 sayılı ek kararı ile, 1 yıl hapis cezasının aynen infazına karar verildiği,
7-İnfaz aşamasında 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi nedeniyle yapılan değerlendirme sonucunda İstanbul Kapatılan 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/08/2015 tarihli, 2011/327 esas ve 2012/854 sayılı kararı ile; 6545 sayılı Kanundan önceki haliyle TCK’nın 191. maddesinin sanık lehine olduğu kabul edilerek 02/10/2013 tarihli, 2011/327 esas ve 2012/854 karar sayılı karar ile verilen 1 yıl hapis cezasının aynen infazına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma İstemi:
Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında;
“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kapatılan Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 04/05/2010 tarihli ve 2009/1299 esas, 2010/1756 sayılı kararını müteakip, sanığın süresinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmadığı ve bu nedenle yükümlülüğünü ihlâl ettiğinden bahisle, 5237 sayılı Kanun"un 191/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve anılan Kanun"un 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine ilişkin İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/04/2012 tarihli ve 2011/327 esas, 2012/854 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, ertelenmiş 1 yıl hapis cezasının aynen infazına ilişkin İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2011/327 esas, 2012/854 sayılı ek kararının, ilk kararın kanun yararına bozma yoluyla bozulması hâlinde hukuken yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Şebinkarahisar Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü tarafından çıkartılan, tedavi ve denetimli serbestlik kararının icrası için 10 gün içinde başvuru yapması aksi halde yükümlülüğü ihlal etmiş sayılacağı şerhini içerir çağrı yazısının sanığa 11/07/2011 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu"nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği halde, sanığın belirlenen 10 günlük süre içinde ilgili müdürlüğe başvurmadığından bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 esas, 2015/33429 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar edeceği nazara alındığında, somut olayda, çağrı yazısının tebliğinden sonra uyarılı davetiyenin gönderilmediği, tek başına bu durumun ise ısrar olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, bu kapsamda ilk çağrıya uymayan yükümlüye sonuçları da şerh edilmek sureti ile ikinci kez yeniden çağrı kağıdı da çıkartılmadığı anlaşıldığından ısrar şartının gerçekleşmediği, bu sebeple kamu davası hakkında durma kararı verilerek, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi gereğince İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/04/2012 tarihli ve 2011/327 esas, 2012/854 sayılı kararının bozulması istenilmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi :
İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/04/2012 tarihli ve 2011/327 esas, 2012/854 sayılı kararının kanun yararına bozulması halinde, sanığın denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, ertelenmiş 1 yıl hapis cezasının aynen infazına ilişkin İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/10/2013 tarihli ve 2011/327 esas, 2012/854 sayılı ek kararının, hukuken yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında Şişli 2.Sulh Ceza Mahkemesinin 04/05/2010 tarihli,2009/1299 esas ve 2010/1756 sayılı kararı ile verilen denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında, sanığa, 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren çağrı kağıdının usule uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın müdürlüğe başvuruda bulunmadığı, ancak, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta "ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata karşın başvuruda bulunmaması halinde sanığın yükümlülük ihlalinden söz edileceği, somut olayda hükümlünün Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce çıkarılan çağrı yazısına karşın 10 gün içinde Müdürlüğe başvurmamasının tek başına ısrar olarak değerlendirilemeyeceği, ısrar şartının gerçekleşmediği, bu nedenle kamu davası hakkında durma kararı verilerek, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranılmaması hâlinde yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
D-) Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; ısrar şartı gerçekleşmediğinden kamu davası hakkında durma kararı verilerek, sanık hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden İstanbul 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/04/2012 tarihli ve 2011/327 esas, 2012/854 sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun"un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı"na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderilmesine,
11/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.