2. Hukuk Dairesi 2016/11775 E. , 2017/953 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; düzeltilerek onanmasına dair Dairemizin 17.03.2016 gün ve 12611 - 5189 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir.
Davacı erkeğin açmış olduğu boşanma davası sonucunda davalı kadının evlenmesine rağmen ailesiyle geçireceği süreyi kısa tutmadığı, evini, eşini ihmal ettiği, sorumluluklarını aksattığı gerekçesiyle tamamen kusurlu olduğu belirtilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiş, yerel mahkemece verilen bu kararın davalı kadın tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.03.2016 tarih 2015/12611 esas 2016/5189 karar sayılı kararı ile her iki tarafın da birlik görevlerini yerine getirmediği, boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları kabul edilerek boşanma hükmünün kusura ilişkin gerekçesinin değiştirilmek suretiyle onanmasına karar verilmiştir. Davalı kadın tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden davalı kadın tarafından 13.04.2011 tarihinde bağımsız tedbir nafakası davası (TMK m.197) açılmış, ... Asliye Hukuk (Aile )Mahkemesinin 2001/267 esas 2012/149 karar sayılı ilamı ile , erkeğin sebepsiz yere evden ayrıldığı ve iaşe yükümlülüğüne uymadığı gerekçesi ile kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmiş, karar 26.09.2012 tarihinde kesinleşmiştir. Bağımsız tedbir nafakası davasında kadına bir kusur yüklenilmediği gibi, bu tarihten sonra da tarafların bir araya gelmediği, davalı kadının gerçekleşen kusurlu bir davranışının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla tüm dosya kapsamından evlilik birliğinden kaynaklanan görevlerini yerine getirmeyen davacı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu, kadına atfı kabil bir kusurun varlığının ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılrnalıdır.(TMK m. l66/2) Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ne var ki bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından davalı kadının karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairemizin 17.03.2016 tarih, 2016/12611 esas 2016/953 karar sayılı düzeltilerek onama ilamının kaldırılmasına, ve hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple davalının karar düzeltme talebinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440 - 442. maddesi uyarınca kabulüne, Dairemizin 17.03.2016 tarih, 2015/12611 esas 2016/953 karar sayılı düzeltilerek onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 26.01.2017 (Per.)