10. Hukuk Dairesi 2019/6299 E. , 2020/2908 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No : 2017/131-2019/58
Dava, trafik iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin rücuan tahsili istemine ilişkindir
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda ilamında belirtilen gerekçelerle, açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı ... Sigorta ve ... Şirketler Birliği avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere göre davacı Kurum vekilinin tüm, davalı ... Sigorta ve ... Şirketler Birliği vekilinin aşağıda belirtilen bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2)Zararlandırıcı sigorta olayına neden olan 3. şahıslar yönünden; üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki söz konusu olmayıp 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesi ile Borçlar Kanunununa yollamada bulunulduğundan, Borçlar Kanunun 60. maddesinde öngörülen bir ve on yıllık haksız fiil zamanaşımı süresinin uygulaması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu"nun 109. maddesi hükmüne göre, motorlu araç kazalarından doğan zararların tazminine ilişkin taleplerde ise, iki ve her halde kaza gününden başlayarak on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinde tereddüt yoktur.
Mahkemece bozmaya uyularak karar verilmişse de bozma gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında da belirtildiği gibi; Kurum açısından alacak hakkı, bağladığı gelirin yetkili organ tarafından onaylandığı tarihte ödenebilir hale geleceğinden, muacceliyet’in onay tarihi olacağı açıktır. O halde, masraflar için sarf ve ödeme, gelirler için, ilk peşin sermaye değerinin başlangıçtaki gelir bağlama onay tarihinde zararın öğrenmiş olacağının ve zamanaşımının bu tarihte başlayacağının kabulü gerekir.
Dosyanın tetkikinde, mahkemece davalılar hakkında aynı sebepten 2006 ve 2008 yıllarında rücu davası açılmış olduğu, her iki dosyanın 21.6.2007 ve 16.9.2009 tarihlerinde işlemden kaldırılmasına karar verildiği, ağır ceza mahkemesince verilen kararın 14.02.2008 de kesinleşmesi üzerine zamanaşımının dolduğu gerekçe kılınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk olarak aynı davalılara karşı ve aynı sebepten 17.11.2006 havale tarihli dava dilekçesi ile Pazarcık İş Mahkemesinin 2006/811 esasına kayıtlı davada ... vekilinin zamanaşımı def"ini ileri sürdükleri, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, yine aynı davalılara karşı ve aynı sebepten 6.3.2008 havale tarihli dava dilekçesi ile Pazarcık İş Mahkemesinin 2008/180 esasına kayıtlı davanın da açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bozmadan sonraki yargılamada davanın açılmamış sayılmasına dair kararların kesinleştiğinden bahisle, alacağın 18.04.2000 onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, Mahkemece, denetime imkân verecek açıklıkta zamanaşımı def"i itirazlarının, zamanaşımının kesilmesi ve yeniden işlemeye başlaması hali gözetilerek buna göre değerlendirilmediği, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, Sigorta Şirketlerinin 2918 sayılı Kanun kapsamından poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktarın zaman aşımına uğradığı yönünde itirazlarının olduğu, zamanaşımı borcu ortadan kaldırmamakla birlikte yerine getirmekten kaçınma yetkisi veren zamanaşımı defi, ancak bunu ileri süren taraf yönünden sonuç doğurmakta olup, bir başka anlatımla, mahkemece kendiliğinden gözetilemeyen ancak yasal süre içerisinde ileri sürüldüğü takdirde değerlendirilmesi gerekir ve başlangıcı da; “zarar ve faile ıttıla” tarihidir. Bilindiği üzere zarar ve faile ıttılanın birlikte gerçekleşmesi gerekir ve sadece birinin gerçekleşmesi zamanaşımı süresinin başlaması için yeterli değildir. Zarara ve faile ıttıla, Kurumun yetkili organının ıttılaı olduğundan, zararın ıttıla tarihi sigortalı ya da hak sahibine bağlanan gelirler yönünden tahsis onay tarihi, masraf ve ödemeler yönünden sarf ve ödeme tarihidir. Faile ıttılanın ise özel bir duyarlılıkla araştırılıp incelenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda davalı ... Sigorta ve ... Şirketler Birliğinin 3. şahıs olduğu, mahkemece, kaza ile ilgili olarak ikame edilen Pazarcık Asliye Ceza Mahkesinin 2005/249 esas sayılı kamu davası kararının 14.02.2008 tarihli kesinleşme tarihini 10 yıllık sürenin başlangıcı olarak kabul etmiş ise de, davacı Kurum açısından meydana gelen kurum zararının fail ve fiili öğrenme tarihinin bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerin onay tarihinin 18.04.2004 olduğu, davanın 21.07.2011 tarihinde ikame edilmiş olduğu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla usul ve yasaya aykırı bir şekilde davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
O halde, davalı ... Sigorta ve ... Şirketler Birliği vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ... Sigorta ve ... Şirketler Birliği"ne iadesine, 08/06/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.