9. Ceza Dairesi 2020/2549 E. , 2020/2822 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapmak
Hüküm : 1- Sanıklar ... ve ... haklarında TCK"nın 241/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- Sanıklar ..., ... ve ... haklarında TCK"nın 241/1, 43/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden yapılan incelemede;
Sanığın üzerine atılı tefecilik suçunun 5237 sayılı TCK"nın 241/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, tefecilik suçunda suç tarihi kazanç maksadıyla en son ödünç paranın verildiği gün olup, müşteki ... ile sanık arasında düzenlenen senet tarihinin 20/04/2008 olması karşısında, suç tarihinin kesin olarak saptanamaması nedeniyle sanık lehine değerlendirme yapılarak 20/04/2008 tarihi öncesi olarak kabul edilmesi gerektiği, belirtilen tarih ile temyiz inceleme günü arasında 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK"nın 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2- Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden yapılan incelemede;
TCK"nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, TCK"nın 241/1 maddesi gereğince hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedilmesi gerekirken, sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmemesi suretiyle eksik ceza
tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yapılan incelemede;
TCK"nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin yeterli oluşu, ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmaması karşısında; dava konusu olaya ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanıklar ve suçtan zarar görenlerin yeniden beyanlarına başvurulup, ödünç paranın kimden hangi tarihte alındığı, miktarı ve alındığı iddia olunan tarihte faiz kararlaştırılıp kararlaştırılmadığının ayrıntılı olarak sorularak suç tarihinin ve faiz anlaşmasının kesin olarak saptanmasından sonra sanıkların, vergi mükellefi olması halinde ve gerektiğinde hakkında vergi incelemesi yaptırılması, icra müdürlükleri nezdinde alacaklı olduğu takip dosyalarının araştırılıp varsa borçluların faiz karşılığı sanıktan ödünç para alıp almadıkları hususunda tanık olarak beyanlarına başvurulması, faiz karşılığı borç para verip vermediği hususunda detaylı kolluk araştırması yaptırılmasından sonra hangi beyan ve delillere neden üstünlük tanındığının karar yerinde tartışılması ve sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
TCK"nın 241/1 maddesi gereğince hapis cezası ile birlikte adli para cezasına da hükmedilmesi gerekirken, sanıklar hakkında adli para cezasına hükmedilmemesi suretiyle eksik ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanıklar ... ve ..."nin, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin ayrı ayrı BOZULMASINA, 23/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.