11. Hukuk Dairesi 2018/2406 E. , 2019/4357 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 16/03/2017 tarih ve 2014/513-2017/190 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Tedaş Genel Müdürlüğü ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında, kurumları Sedaş ile Türkiye Vakıflar Bankası Adapazarı Şubesi arasında Sedaş abonelerinden ve Sedaş veznelerinden tahsilat yapılması, tahsilatların ilgili birimlere aktarılması ile Sedaş’ın tüm bankacılık işlemlerinin gerçekleştirilmesi hususunda 17.10.1997 tarihli ve 09.05.2001 tarihli ana protokol ve ek protokol imzalandığını, banka şubesinde Sedaş adına tahsilat hesabı, vezne hesabı ve kullanım hesabı adı altında üç ayrı hesap açıldığını, bankadaki hesapların protokollere uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının ancak dönem dönem kontrol edilebildiğini, bankanın adlarına yapmış olduğu tahsilatları yürürlükteki protokol hükümlerine aykırı olarak geç ve eksik bildirimde bulunduğu ve zamanında hesaplarına aktarmadığının tespit edildiğini, bu yolla kurumlarının 02.01.2001-31.07.2002 dönemleri için toplam 158.984.599.794 TL faiz kaybına uğradığını, alacağın 8.527.751.321 TL tutarındaki kısmının 08.10.2002 tarihinde ödendiğini ileri sürerek bakiye 150.456.85 TL alacağın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, bankanın protokollere uygun olarak gerekli işlemleri yaptığını, l7.l0.l996 tarihli Ankara’da yapılan protokol hükümlerinin bu davada uygulanamayacağını, Sedaş ile Adapazarı şubesinde imzalanan protokollerin ana protokol olup, Ankara’da yapılan protokolün uygulanacağına dair herhangi bir atıf yapılmadığını, davacının reeskont faiz talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki protokolün 9. maddesinde davacının tahsilatları kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen havale talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde davalı bankanın hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz kaybının engelleneceğinin hüküm altına alındığı, sözleşmede ne nisbetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış olduğu, tahsil edilen paraların aktarıldığı hesapların vadesiz mevduat hesabı olduğu, davalı bankanın o dönemde mevduat faizlerine %5 faiz oranı uyguladığı, davalı bankaca ödenen 8.527,75 TL mahsup edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 344,75 TL"nin 08/10/2002 tarihinden itibaren işleyen ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, bir miktar para alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 344,75 TL’nin davalıdan tahsiline hükmedilmiştir. 5219 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 427. maddesinde öngörülen temyiz edilebilirlik sınırı, 5236 sayılı Kanun"un 19. maddesiyle HUMK"a eklenen Ek-Madde 4"te öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında, 2017 yılı için 2.270,00 TL"dir. Bu nedenle, davalı vekilinin temyizine konu miktar yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin miktar itibariyle REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.