7. Ceza Dairesi 2021/1295 E. , 2021/4039 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 4733 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık ... hakkında 25/05/2012 tarihli, ... hakkında 05/12/2012 tarihli, ... hakkında 28/08/2012 tarihli, ... hakkında 27/08/2012 tarihli eylemler yönünden mahkemenin suçun sübuta erdiği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemekle birlikte;
Ana dava dosyasında; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar hakkında ""suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve gümrük kaçakçılığından"" yapılan soruşturma kapsamında teknik takip ve dinleme tedbirlerine başvurulduğu, soruşturma kapsamında ara yakalamalar yapıldığı, sanık ... hakkında 30/11/2012 tarihli, sanık ... hakkında 11/09/2012 tarihli, ... hakkında 27/08/2012 tarihli, ... hakkında 28/08/2012, 11/09/2012, 30/11/2012 ve 05/12/2012, ... hakkında 27/08/2012, 28/08/2012, 11/09/2012, 30/11/2012 ve 05/12/2012 tarihli eylemler yönüyle bahsi geçen sanıkların iletişim tespit tutanakları içeriklerine göre 4733 sayılı Yasaya muhalefet suçunun sübuta erdiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de,
İletişimin tespiti, kayda alınması, dinlenmesi ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesiyle ilgili 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 135. maddesindeki iletişim tespiti karar tarihinde yürürlükte olan düzenleme;
"Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet Savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet Savcısı tarafından derhâl kaldırılır."
şeklinde olup, yine aynı maddenin 6. fıkrası da,
"Bu madde kapsamında dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak aşağıda sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir,
a)Türk Ceza Kanununda yer alan;
1.Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (Madde 79, 80),
2.Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),
3.İşkence (Madde 94, 95),
4.Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, Madde 102),
5.Çocukların cinsel istismarı (Madde 103),
6.Uyuşturucu veya uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
7.Parada sahtecilik (Madde 197),
8.Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220)
9.Fuhuş (Madde 227, fıkra 3),
10.İhaleye fesat karıştırma (Madde 235),
11.Rüşvet (Madde 252),
12.Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Madde 282),
13.Silahlı örgüt (Madde 314) veya bu örgütlere silah sağlama (Madde 315),
14.Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (Madde 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337) suçları,
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde 12 ) suçları,
c) Bankalar kanunun 22 nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasın gerektiren suçlar
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu"nun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar.
Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz." biçimindedir.
Anılan yasal düzenlemeler ışığında bir suç soruşturması nedeni ile dinleme kararı alınabilmesi için suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmamasının gerekli olduğu gibi, aynı zamanda soruşturması yapılan suçların da 6. fıkrada düzenlenen suçlardan olması gerekmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 2013/10-283 esas 2013/599 karar ve 10.12.2013 tarihli kararında da, "İfade alma ve sorgunun 5271 sayılı CMK"nun 148. maddesinde sayılan şekillerde yapılması, tanıklıktan çekinme hakkı olan kişiye bu hakkının hatırlatılmaması delil elde etme yasaklarına; duruşmada tanıklıktan çekinen tanığın önceki ifadesinin okunamaması, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin aynı kanunun 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışında bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılmaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir." şeklinde belirtilen yasak delil niteliğinde olan kanıtların hükme esas alınamayacağı ifade edilmiştir.
Bu itibarla,
Sanıklara atılı eylemin suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, 4733 sayılıYasanın 8/4. maddesine aykırılık suçunu oluşturduğu ve CMK"nun 135/6. maddesinde 4733 sayılı Yasa kapsamında kalan suçlar ile ilgili olarak dinleme yapılabileceğine ilişkin düzenleme bulunmaması ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 06/03/2013 tarih ve 2012/74018 sayılı kararı ile sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, örgüte üye olma ve yardım etme suçları nedeniyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi karşısında, adı geçen sanıklar yönüyle iletişimin tespiti tutanaklarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla; sanık ... yönüyle 30/11/2012 tarihli, sanık ... yönüyle 11/09/2012 tarihli, ... yönüyle 27/08/2012 tarihli, ... yönüyle 28/08/2012, 11/09/2012, 30/11/2012 ve 05/12/2012, ... yönüyle 27/08/2012, 28/08/2012, 11/09/2012, 30/11/2012 ve 05/12/2012 tarihli eylemler yönüyle; sanıkların dava konusu kaçak sigaralar ile yakalanmadıkları ve aşamalardaki savunmalarında atılı suçu işlemediklerini beyan ettikleri, dosya kapsamında sanıkların bahsi geçen eylemler yönüyle müsnet suçu işlediklerine dair cezalandırılmalarına yeterli başkaca bir delil de bulunmadığı gözetilmeksizin, sanık ... hakkında 30/11/2012 tarihli, sanık ... hakkında 11/09/2012 tarihli, ... hakkında 27/08/2012 tarihli, ... hakkında 28/08/2012, 11/09/2012, 30/11/2012 ve 05/12/2012, ... hakkında 27/08/2012, 28/08/2012, 11/09/2012, 30/11/2012 ve 05/12/2012 tarihli eylemler yönüyle zincirleme 4733 sayılı yasaya muhalefet suçundan yazılı şekilde hükümler tesisi,
Kabule göre de;
1-Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eylemlerinin 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11/04/2013 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile 4733 sayılı Yasanın 8/4. maddesinin yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Yasa ile değişik 3/18. maddesi ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle,
Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 61. maddesi ile 5607 sayılı Yasanın 3/22. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla,
Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Yasa ile 6545 ve 7242 sayılı Yasalar ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın ilgili hükümleri (5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/22, 5/2) somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı TCK"nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
2- Sanık ... ."ın 5237 sayılı TCK"nun 37/1. maddesi uyarınca asli fail olarak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden eyleminin yardım eden olarak kabulü ile hakkında eksik ceza tayini,
3- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarakaynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi"nin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK"nun 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4- Dava konusu eşyaların müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan TCK"nun 54/4. madde ve fıkrası yerine TCK"nun 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMUK"nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
5- 35 K 02880 plakalı nakil aracının müsaderesi ya da iadesi yönünde bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ve ..."in müdafiileri ile sanık ..."ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK"nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık ... ."ın CMUK"nun 326/son maddesi gereğince cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 16/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.