8. Hukuk Dairesi 2015/22181 E. , 2016/714 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Alacağı
.... ile ... ve ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair...Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi"nden verilen 26.03.2014 gün ve 208/152 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ...... vekili, evlilik birliği içerisinde edinilen 591 ada 15 parselde kayıtlı taşınmazın edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince tasfiye edilerek tapu kaydının 1/2"şer oranda eşler adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı..., taşınmazın gayrıresmi eşinden olan kızı adına kayıtlı bulunduğunu, evlilik birliği içerisinde edinilen mal olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın evlilik birliği içerisinde edinildiği ve davacının da hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 27.964,50 TL"nin davalı eşten alınarak davacıya verilmesine, fazla isteğin reddine karar verilmesi üzerine, hükmün kabule ilişkin bölümü davalı... reddine ilişkin bölümü bakımından davacı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak Kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, Türk Medeni Kanun"un 202. vd maddeleri gereğince edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu döneme yönelik olarak açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı tarafça dava dilekçesinde taşınmazın kaydının iptali talep edilmiş, ne kademeli olarak ne de ıslah ile katılma alacağına ilişkin olarak bir istekte bulunulmamıştır.
Eşler, 04.07.1971 tarihinde evlenmiş, 24.07.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK m. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK"nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın m. 10, TMK m. 202/1). Tasfiyeye konu 15 parselde kayıtlı taşınmaz, 05.07.2012 tarihinde satın alınarak, davalılardan ... adına tescil edilmiştir. Kayıt maliki ... ./.
diğer davalı eş Hacı"nın evlilik dışı başka bir kadından olan çocuğudur. Davacı, taşınmazın davalı eş... tarafından evlilik içerisinde elde edilen gelir ile edinilerek mal kaçırmak amacıyla yaşı küçük hiçbir geliri bulunmayan kızı adına tescil edildiğini, tasfiye edilerek yarı oranındaki tapu kaydının adına tescilini istemiştir.
Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin ya da mirasçılarının tasfiye davası sonucunda katkı payı, değer artış payı ve artık değere katılma alacak hakları doğar. Kural olarak, eşlerden birine ait mal varlığında, diğer tarafın mülkiyet veya başka ayni hak talebi söz konusu olamaz. Mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe ya da mirasçılarına tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkıdır (07.10.1953 gün 8/7 YİBK, 4721 sayılı TMK"nun m. 227/1, 231, 236/1). TMK"nun m. 239/1. fıkrasında; "katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir…” denilmektedir. 226/3. madde de ise "Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme yapabilirler" hükmüne yer verilmiştir. Anılan kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, borcun ayın olarak ödenmesi borçlu eşe tanınmış bir haktır. Başka bir anlatımla, tasfiye alacaklısı ayrık durumlar hariç ayni hak isteğinde bulunamaz; ancak borçlu eş isterse, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava sonuçlanıncaya kadar borcunu ayın olarak ödemeyi kabul edebilir.
Açıklanan bu kuralın istisnaları 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun 226/2. (alacaklı eşin tasfiyeye konu paylı malda üstün yararını kanıtlaması) ve 240. maddelerinde (aile konutu veya eşyanın söz konusu olması) tahdidi olarak belirtilmiştir. Temyize konu davadaki somut olayda açıklanan istisnai durumlarda mevcut değildir.
Davacının alacak talebi olarak, terditli bir talebi (HMK. m. 111) bulunmadığı gibi; ıslah yoluylada (HMK. m. 176 vd.) bu nitelikte bir talep ileri sürülmemiştir. Hakim talepten fazlasına veya başkasına karar veremez. (HMK"nun 26. md). Şu halde Mahkemece, davacının tapu iptal ve tescil isteği hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken talep olmadığı halde alacağa hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuş; hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, daval..."in temyiz itirazının kabulü ile temyiz edilen hükmün gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, taraflarca HUMK"nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 477,56 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı Hacı Çetin"e iadesine, 21.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.