1-Mahkemece, 23.5.2011 tarihli ek karar ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434/3. maddesi gereğince davacının kesin mehile rağmen temyiz giderlerini verilen sürede yatırmadığından bahisle temyiz isteminin reddine dair karar verilmiştir
Davacı bu kararı süresinde temyiz etmiştir.
Somut olayda temyiz eden davalıya yapacağı işleri açıkça ortaya koyan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 434/3. maddesi hükümlerine uygun bir muhtıra gönderilmemiş, muhtıra için çıkarılan tebligat parçasının üzerine yedi gün içerisinde dosya posta masrafı 34,00 TL, temyiz karar harcı 11,30 TL"nin yatırması aksi halde temyizden vazgeçeceğinin davacıya bildirildiği görülmüştür .
Yargıtay"ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 434. maddesi çerçevesinde eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına sebep olmayacak biçimde gösterilmeli, buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalı ve bu açıklmaları içeren muhtıranın mahkeme hakimi tarafından imzalanması gerekir. Bu durumda, davalının temyiz isteminin reddedilmiş olması usul ve yasaya uymadığından, mahkemenin davalının temyiz isteminin reddine dair 23.05.2011 tarihli temyiz edilmesinden vazgeçildiğine dair ek kararının bozularak kaldırılması karar verilmiş dosyanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
2-Davacı işçi, iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine dair kesinleşen mahkeme kararından sonra süresi içinde başvurduğu halde işverence işe başlatılmadığını ileri sürerek işe iadeden doğan alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı işveren, çağrıya rağmen işe başlamadığını ileri sürerek feshin geçerli hale geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece taleple bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu"nun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. İşçinin işe iade yönündeki başvurusu ciddi ve samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez.
4857 sayılı Kanun"un 21. maddesine göre işveren işe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde feshin geçersizliği davasında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile çalıştırılmadığı en çok dört aylık süre ücret ve diğer hakları ödenmelidir. İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi ve samimi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. İhbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı belirtilen fesih tarihindeki emsal işçi ücretine hesaplanır.
İş sözleşmesi geçersiz nedenle feshedilen işçinin süresinde başvurusuna rağmen işe başlatılmaması veya başlatılması halinde çalıştırılmadığı en çok dört aylık süre ücret ve diğer hakları geçersiz sayılan feshi izleyen dönem ücretine göre hesaplanmalıdır.
Dosya içeriğine göre davacının işe iade ve iadeden doğan dört aylık işe başlatmama tazminatı ile dört aylık ücret alacaklarını hüküm altına alan Konya 1. İş Mahkemesinin 2007/87 esas 2008/730 karar sayılı hükmü Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.09.2009 tarihli kararı ile onanarak kesinleştikten sonra davacının süresinde işe iade talebinde bulunduğu ve davalının 19.11.2009 tarihli noter aracılığı ile yaptığı işe başlama ihtarında davacının fesihten önce çalıştığı Konya Bölge Müdürlüğü kapatıldığından, bunun yerine davacının ... Gurubu Trabzon Bölge Müdürü olarak işe başlaması istenmiş ise de davacının bu teklifi kabul etmediği Konya Bölge Müdürü olarak atanmasının gerektiğini 01.12.2009 tarihli yazı ile işverene bildirği görülmüştür. Mahkemece davalı işyerinin Konya Bölge Müdürlüğü"nün tamamen kaptılıp kapatılamadığı araştırılmadan Trabzon bölge Müdürlüğünde görevlendirme işleminin esaslı değişiklik kabul edilerek karar verilmesi hatalı olmuştur
Somut olayda, işyerinin Konya Bölge Müdürlüğündeki tüm faaliyetlerini tamamen sona erdirip erdirmediği konusunda işyeri kayıtları, varsa SGK Konya İl Müdürülüğünde kayıtlı işyeri tescil bilgileri , vergi beyannameleri, getirtilip gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve kapatmanın gerçek olduğunun anlaşılması durumunda da davacının sadece boşta geçen süre ile ilgili ücreti hak edebileceği dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekir
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.