
Esas No: 2012/624
Karar No: 2012/7090
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2012/624 Esas 2012/7090 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı Kurum, iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, Anayasa Mahkemesi iptal kararını da gözeterek, yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, zararlandırıcı sigorta olayının, kazmacı ustası olan sigortalının, bacada lağım atılmasını müteakip, anayolda oluşan dumanın çekilmesini bekleyip, yedeği ile birlikte 50 metre uzaklıkta bulunan tahkimat malzemelerini almak üzere anayolda yürüdüğü sırada, iki bağ arasındaki tavan kamalarının aniden kırılması ve posta akması sonucu 21.06.2006 tarihinde posta altında kalıp yaralanması biçiminde gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, hükme dayanak kılınan 01.02.2010 havale tarihli kusur raporunda; davalı işverene %100 kusur izafe edilmiştir. İş müfettişi tarafından düzenlenen raporda da işveren %100 kusurlu sayılmıştır. Diğer taraftan, onanarak kesinleşen hak sahipliği dosyasına dayanak kılınan 03.11.2008 tarihli kusur raporunda ise, davalı işverene %60 kusur verilmiş, %40 oranında da kaçınılmazlık öngörülmüştür. Dosya içeriğine göre, olaya ilişkin ceza davasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olup, davalıların rücu alacağından sorumluluğu ancak anılan maddede öngörülen yasal koşulların gerçekleşmesi hâlinde mümkündür. İşbu davaya dayanak kılınan kusur raporu ve iş müfettişi raporu ile onanarak kesinleşen tazminat davasına esas alınan kusur raporları arasında kusur oran ve aidiyeti bakımından açık çelişki bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi iptal kararı kapsamında, Kurumun rücu hakkının, halefiyet ilkesine dayanmayıp, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da, hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, tazminat davasında alınan kusur raporunun iş bu rücu davasında bağlayıcılığından söz edilemez ise de mahkemece, tazminat davası da dikkate alınarak, anılan raporlar arasındaki çelişki işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişi heyetinden alınacak raporla giderilerek, tarafların kusur oran ve aidiyeti belirlenip sonucuna göre hüküm tesis edilmelidir. Diğer taraftan, dilekçe ekinde sunulan peşin sermaye değeri hesapları tablosunda, sosyal yardım zammı hariç 24.06.2008 onay tarihli ilk peşin değerli gelir tutarının 5.611,31 TL, tüm peşin değerli gelir tutarının ise 178.318,52 TL gösterilmesi, 29.12.2009 tarihli Kurum yazısında ise, 92. madde uygulamasının yapıldığı belirtilerek gelir miktarının 101.816,13 TL olarak bildirilmesi, 05.12.2011 tarihli Kurum cevabi yazısında ise ilk peşin sermaye değeri tutarının 168.337,25 TL olarak belirtilmesi, karşısında mahkemece, bu konudaki çelişki giderilip, ilk peşin sermaye değerli gelir tutarı açıklığa kavuşturulmadan, 29.12.2009 tarihli Kurum yazısında belirtilen toplam 102.383,03 TL gelir tutarı esas alınmak suretiyle, yazılı biçimde karar tesis edilmiş olması, ayrıca isabetsiz bulunmuştur.
O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.04.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.