12. Ceza Dairesi 2019/12692 E. , 2020/2399 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Hükümler : 1- Sanıklar ... ve ... hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraat
2- Sanık ... hakkında CMK’nın 223/2-b maddesi gereğince beraat
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 tarihli ve 65–69, 22.10.2002 tarihli ve 234–366, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 21.02.2012 tarihli ve 279–55, 15.04.2014 tarihli ve 599-190, 28.03.2017 tarihli ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, sanıklar hakkında adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında; sanıklara atılı suçun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçi ...’in sanıklara yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilmiş olması hukuki değerden yoksun olup, hükümleri temyiz yetkisi vermeyeceğinden, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun"un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 317. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE, 04.03.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanıklar ..., ... ve ...’nın beraatlerine ilişkin hükümlerin, katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce;
Sanıklar hakkında adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında; sanıklara atılı suçun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçi ...’in sanıklara yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilmiş olması hukuki değerden yoksun olup, hükümleri temyiz yetkisi vermeyeceğinden, şikayetçi vekilinin temyiz isteminin reddine oyçokluğuyla karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Sanıklar hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianame ile; şikayetçi ... ile kardeşi olan sanık ...’nın Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/12 esas sayılı dosyasında suç işleme amacı ile kurulan örgütün üyesi olmak suçundan sanık olarak yargılamalarının devam ettiği 22.11.2012 tarihinde, sanık ...’nın, diğer sanık ... ile birlikte daktilo ile hazırladığı ve iş yerinde şoför olarak çalışan sanık ... aracılığıyla mahkeme üye hâkimine hitaben zarf içinde postayla gönderdiği, “konu 2012/12 dosyası ile ilgili (...) başlıklı” ve “Sayın hakimim bu korkutucu örgüt lideri ... ile ilgili vicdanınıza içimi döküyorum.. örgüt üyelerine para adaletin üzerindedir..bu para sayesinde örgüt yıllarca işlediği suçlardan ya berat etmiştir ya da zamanaşımına uğratmaya çalışmıştır ya da insanları sindirerek davalarından vazgeçirtmiştir, örgüt üyeleri operasyon olacağını daha önceden öğrendiği için suçlarının yüzde doksanını karartmıştır, kalan suçların ise tutuklanmayarak, tamamıyle delilleri ortadan kaldırtmıştır, kalan delilleri de ortadan kaldırmaya çalışmıştır, müştekinin listesini görünce çok üzüldüm, yüzlerce mağdur vardı ama herkesi sindirip korkuttukları için şikayetçi olamadılar, yurt dışında önemli işler yaptım ama ... gibi siyahı beyaz gösteren beyazı siyah gösteren bir adam daha görmedim, binlerce insanlara iş imkanı altında pisliklerini temizlemeye çalışmaktadır, iyilik yapıyorum deyip mutlaka kazık atan kişidir, bu kadar illegal işleri legal gösteren ve malesef mükafatlandırılıp, duyumlarıma göre herkesi şikayetlerinden vazgeçirmiştir...” ibareli 1 sayfadan ibaret imzasız mektupdan dolayı yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan kamu davası açılmıştır.
Yargılamada şikayetçi ...’nın davaya katılmasına karar verilerek, yargılama sonunda müsnet suçtan sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
Dairemizin; sanıklara atılı adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçinin, sanıklara yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmediği, bu sebeple katılma hakkı bulunmadığından temyiz itirazlarının reddedildiği görüşüne katılmak mümkün değildir.
Kamu davasına katılma CMK"nın 237. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar…kamu davasına katılabilirler.” Mevzuatımızda adliyeye karşı işlenen suçlarda kamu davasına katılmayı engelleyen veya diğer bir suç bakımından bir sınırlama getirmemiş, ilke olarak şartların varlığı halinde tüm suçlar yönünden kamu davasına katılma kabul edilmiştir. Ancak kanunda “suçtan zarar gören” ve “mağdur” kavramlarının tanımı yapılmamıştır. Zararın maddi veya manevi olduğu hususunda da bir ayırıma tabi tutulmamış ve sınırlandırılmamıştır. Uygulamada ise “suçtan zarar görme” kavramı “suçtan doğrudan zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulanmaktadır.
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunda korunan hukuki yarar, yargı organlarının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunmasından ibaret değildir. Bu suçla korunması amaçlanan başlıca hukuki yarar; yargılamanın doğruluk, dürüstlük ve gerçeğe ulaşma ilkelerine uygun biçimde yürütülmesini sağlayarak bireylerin adil yargılanma hakkının korunmasıdır. Nitekim, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun"la TCK’nın 277. maddesinde yapılan değişikliğin madde gerekçesinde de; adil yargılanma hakkını ihlal eden, yargılamanın doğruluk, dürüstlük ve gerçeğe ulaşma ilkelerine uygun olarak işlemesi yönündeki toplumsal beklentiyi zedeleyen tutum ve davranışlardan kaçınılması gerektiği ifade edilerek, suçla korunmak istenen başlıca hukuki yararın bireylerin adil yargılanma hakkı olduğu vurgulanmıştır.
Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunda, bireylerin adil yargılanma hakkı korunmak istenildiğinden ve adil yargılanma hakkı toplumsal barış ve düzenin surekliliğinin sağlanması açısından toplumu oluşturan bireylerin tamamını ilgilendirdiğinden, toplumu oluşturan herkes bu suçun mağduru olduğu gibi, irade özgürlüklerine etki eden girişimler nedeniyle yargı görevlileri, bilirkişiler ve tanıklar da suçun mağdurudur. Yargı görevi, bilirkişilik veya tanıklık yapan kişilerin aleyhlerine etkilenmeye çalışıldığı kimselerin ise yargılamanın doğruluk, dürüstlük ve gerçeğe ulaşma ilkelerine uygun biçimde yürütülmemesi sonucunda kendileri hakkında haksız bir hüküm verilmesinden dolayı zarar görecekleri aşikardır.
Müşteki/katılan ...’nın isminin dosyamızdaki olayda açıkça bahsedilmesi ve yargı görevi yapan hâkimin etkilenmesine yönelik girişim nedeniyle yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçunun mağduru ve zarar göreni olmuştur. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davaya katılma kararı vermesi yerindedir.
Açıklanan nedenlerle dairemizin temyiz isteminin reddine ilişkin kararla ilgili çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.