Abaküs Yazılım
12. Ceza Dairesi
Esas No: 2019/12895
Karar No: 2020/2392
Karar Tarihi: 04.03.2020

Yargı görevi yapanı - bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs - Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/12895 Esas 2020/2392 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Sanık, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan açılan davada beraat etmiştir. Ancak, savunma hakkı ile ilgili bir usul kuralı olan son sözün mutlaka sanığa verilmesi kurallarına uyulmamıştır. Ayrıca, suçtan doğrudan zarar görmemiş olan bir kişinin davaya katılma hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, hüküm kanuna aykırıdır ve bozulması gerekmektedir. 5320 sayılı kanuna göre, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince karar BOZULMUŞTUR. Kanun maddeleri: CMK'nın 223/2-e maddesi, CMK'nın 243. maddesi, 1412 sayılı CMUK'un 251. maddesi, 5271 sayılı CMK'nın 216. maddesi.
12. Ceza Dairesi         2019/12895 E.  ,  2020/2392 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
    Suç : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
    Hüküm : CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat

    Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
    Sanık müdafinin sanığın beraatine dair hükmün gerekçesine yönelik temyiz isteminde bulunmadığı ve temyiz isteminin vekalet ücretine ilişkin olduğu tespit edilerek yapılan incelemede:
    Yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre;
    1- Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerek Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11.04.2000 tarihli ve 65–69, 22.10.2002 tarihli ve 234–366, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 21.02.2012 tarihli ve 279–55, 15.04.2014 tarihli ve 599-190, 28.03.2017 tarihli ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında adliyeye karşı işlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında; sanığa atılı suçun koruduğu hukuki yarar ve niteliği itibariyle şikayetçi ...’nin sanığa yüklenen suçun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin 11.11.2015 tarihli duruşmada davaya katılmasına karar verilmesi ve aynı duruşmanın sonunda adı geçenin şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi nedeniyle CMK"nın 243. maddesi gereğince katılmanın hükümsüz kaldığı da dikkate alınmadan gerekçeli karar başlığına şikayetinden vazgeçen ...’nin katılan olarak yazılması,
    2- 1412 sayılı CMUK"un 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK"nın “Delillerin tartışılması” başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir.” düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2019 tarihli, 2016/255-2019/660 sayılı ve süreklilik arz eden çok sayıdaki kararlarında açıkça belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup, bu kurala uyulmaması hukuka kesin aykırılık oluşturmaktadır.
    Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün kurulması ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken “son sözün sanığa verilmesi” kuralına uyulmaması hali, gerek “savunma hakkının sınırlandırılamayacağı” ilkesine gerek CMK"nın 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir.
    Açıklanan gerekçelerle yargılamanın sanığın da hazır bulunduğu 11.11.2015 tarihli oturumunda, önce sanık müdafii ile sanığın, ardından mağdur ve katılan sıfatı verilen kişilerin diyecekleri tespit edilip, savunma hakkı ile yakından ilgili bulunan CMK"nın 216/3. madde ve fıkrasına aykırı olarak, son söz alan tarafın sanık olması gerektiği gözetilmeksizin, katılan sıfatı verilen kişinin beyanlarıyla yargılama bitirilmek suretiyle hükmün kurulması ve tefhim edilmesi,
    Kabul ve uygulamaya göre de:
    Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
    Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi