10. Hukuk Dairesi 2018/6847 E. , 2020/2498 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2016/479-2018/293
Asıl ve birleşen davalar rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada, mahkemece ilk kez verilen 11.06.2014 tarihli karar, Dairemizin bozma ilamı ile özetle, meydana gelen olay ile ilgili olarak vefat eden sigortalıların hak sahiplerine sigorta şirketlerinin yapmış oldukları ödemelerin varlığı kanıtlandığı takdirde, yapılan ödemeler nispetinde sorumluluktan kurtulacakları belirtilmiş, bu nedenle öncelikle davalı ..."nın, trafik kazası sonucu ölen sigortalıların hak sahiplerine bağlanan gelir ve yapılan ödemeler yönünden sorumluluğunun açıklığa kavuşturulması için, kaza tarihine ve aracın cinsine göre davalının ödemekle sorumlu olduğu limite ilişkin tarifelerin celbi ile ödemeye ilişkin tüm kayıt ve belgeler ile ödeme iddiasının varlığı usulünce araştırılarak (belge asılları davalı Şirketten celbedilerek, gerekirse sigorta şirketinin kayıtları üzerinde sigorta ve mali mevzuattan anlayan bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılarak) ödeme olgusunun varlığının araştırılması ile ödemenin sabit olması halinde, hak sahiplerine yapılan ödeme tutarı, kaza tarihinde geçerli poliçe limitinden düşülerek, limit dâhilindeki kısım bakımından bakiye tutar yönünden Güvence hesabının sorumluluğuna karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Eldeki davada ise, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, davacı Kurum alacağının belirlenmesi bakımından yapılacak iş, davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin 2005 yılı tarifelerine göre, kaza başına 150.000,00 TL, kişi başına 50.000,00 TL olmasına göre aynı kazada 2 kazalının vefatı nedeniyle 100.000,00 TL olduğu dikkate alınarak, davalı sigorta şirketinin yaptığı ödemelerin düşülmesi suretiyle, bakiye kısmının davacı Kurum alacağı olarak kabul edilmesi ve sonucuna göre bir karar tesisi gerekirken yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, faiz başlangıç tarihinde dava tarihinden önce davalıya temerrüt ihtaratının bulunmaması nedeniyle dava tarihinin esas alınmaması da usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı"ya iadesine, 02/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.