5. Hukuk Dairesi 2015/13928 E. , 2016/4850 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi, davacılar vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların geldisi olan Yeşilbayır Köyü 44 parselin, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü"nce Sirkeci- Edirne Hattı varyant inşaatı nedeniyle kısmen kamulaştırıldığı, kamulaştırma işlemlerinin o tarihteki maliklerden Nihat Tuncere 12.04.1975 gününde usulüne uygun olarak kendisine Noter vasıtasıyla tebliğ edildiği halde bu kişiler veya mirasçıları tarafından 30 günlük hak düşürücü süresi içerisinde dava açılmadığı ,diğer tapu maliklerine çıkartılan tebligatların ise Tebligat kanunu ve Tüzüğüne göre usulüne uygun tebliğ edilmediği, bedelin ödendiğine dair belge bulunmadığı, Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.11.1975 gün ve 1975/765-656 sayılı kararı ile 6830 sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca kamulaştırılan kısmın tapuya şerh ve tesciline karar verildiği ancak dosyanın arşiv aramasında bulunamadığı ,dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede daha sonra yapılan kadastro tutanaklarına 1979 yılında yapılan itirazlar üzerine tapuların 10.12.1993 yılında hükmen davacılar ve murisleri adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Kamulaştırma Kanununun 25.maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi açısından usulüne uygun olarak yapılan tebligatla başlar. Bu nedenle;
1-Tapu maliki Nihat Tuncere usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen 30 gün içinde dava açılmadığından bu malik yönünden kamulaştırma işlemi kesinleştiği tartışmasızdır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesi uyarınca, kesinleşen kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz ise de, dava konusu taşınmazın kamulaştırılan bölümü niteliği itibariyle kamu malı niteliğinde olduğundan (Demir yolu) 10 yıllık sürenin uygulanamayacağı da dikkate alınarak, Nihat Tuncer mirasçıları yönünden açılan davanın reddi sonucu itibariyle doğrudur. Ancak;
2- Kendisine usulüne uygun kamulaştırma tebligatı yapılmamış kişi açısından kamulaştırma işlemi başlamıyacağından, bu kişilere ait taşınmazın Kamulaştırma Kanununun 16. maddesine istinaden daha önce tescil kararı verilmesi dava açılmasına engel teşkil etmediği gibi, 13.03.2015 gün ve 29294 sayılı Resmi Gazete"de yayınlanan Anayası Mahkemesinin 13.11.2014 gün ve 2013/95-2014/176 sayılı kararın 14.09.2015 günü yürülüğe girmesi ile, 6487 sayılı Yasanın 22.maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçiçi 7.maddesinin iptal edildiği anlaşmakla bu maddenin uygulanmasıda mümkün değildir.
Bu durumda, tamamlanmış bir kamulaştırma işlemi olmaksızın idarece taşınmaza fiilen el konulduğu bu nedenle, Nihat Tuncer mirasçıları dışındaki davacıların tazminat talebinde bulunma imkanın olduğu nazara alınarak işin esasına girilip talebin kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine, 07/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.