
Esas No: 2019/5439
Karar No: 2022/860
Karar Tarihi: 21.02.2022
Danıştay 10. Daire 2019/5439 Esas 2022/860 Karar Sayılı İlamı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5439 E. , 2022/860 K."İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/5439
Karar No : 2022/860
TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- … Mirasçıları …,…, …
2- …
3- …
4- …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
(Mülga … Kurumu)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU: Davacılardan …'ın 26/08/2010 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu Salihli Devlet Hastanesinde yapılan ilk muayenesinde omurundaki çökmenin fark edilmemesi sonucu felç olması ve malul kalarak bakıma muhtaç duruma gelmesi ile sonuçlanan olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zararlara karşılık … için 30.000,00 TL (miktar arttırımı ile 232.616,24 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi, eşi … için 20.000,00 TL manevi, kızı .. için 10.000,00 TL manevi, damadı … için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, doktor hakkında yürütülen ön incelemede alınan bilirkişi raporu ve ceza yargılamada esnasında Adli Tıp Kurumunda alınan rapor dikkate alındığında olay idarenin hizmet kusurunun bulunduğu Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen hesap bilirkişi raporunda gece ve gündüz için iki bakıcı giderinin 232.616,24 TL olarak hesaplandığı ancak davacı tarafından tek bakıcı ile sözleşme yapıldığından 116.308,12 TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği gerekcesiyle, tazminat isteminin kısmen kabulü ile, … için 116.308,12 TL maddi, 30.000,00 TL manevi; eşi … için 20.000,00 TL manevi, kızı … için 10.000,00 TL manevi, damadı … için 10.000,00 TL manevi tazminatın, dava dilekçesinde belirtilen 30.000,00 TL maddi, 70.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.000,00 TL tazminatın dava açma tarihi olan 06/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, maddi tazminatın 86.308,12 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin davalı idare kayıtlarına girdiği 14/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat (116.308,12 TL) ve faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesince; davalı idarenin istinaf başvurusunun maddi tazminata yönelik kısmen kabulüne, davacıların murisi …'ın bakımının tek kişi tarafından yapılmış olduğu konusunda ihtilaf bulunmadığından, davacılar adına hesaplanan iki bakıcı gideri karşılığı tutarın tazminat olarak hükmedilmemesi yerinde olduğundan bu kısma yönelik davacıların iddiasının yerinde görülmediği, kararın redde ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, davacılardan …'ın öngörülen yaşama süresinden önce 13/12/2016 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle vefat tarihinden sonraki döneme ilişkin olarak hesaplanmış bulunan 13/12/2016-31/12/2016 tarihleri arası 18 günlük 988,00 TL geçmiş dönem bakıcı gideriyle 01/01/2017-31/07/2018 tarihleri arası iskontolu dönem 31.293,00 TL olmak üzere toplam 32.281,00 TL bakıcı gideri davacılar tarafından karşılanmayacağından sebepsiz zenginleşmeye sebep olacağından ölüm tarihinden sonraki döneme isabet eden toplam 32.281,00 TL geçmiş ve iskontolu dönem bakıcı giderinin hükmedilen tazminat miktarından düşülmesi gerektiğinden davacılardan … lehine hükmedilen maddi tazminatın 32.281,00 TL'lik kısmının kaldırılmasına, diğer taraftan, istinafa konu kararın, manevi tazminata yönelik kısmı ile maddi tazminatla ilgili faiz başlangıç tarihlerinin hukuka ve usule uygun olması, kararın bu kısımlarının kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebinde bulunmaması karşısında, davalı idarenin bu konulara yönelik istinaf başvurusunun yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, durumu ağır olan bir kişinin iki bakıcıya ihtiyacı olduğu bilirkişi raporu ile saptandığı gibi hayatın olağan akışında da ağır özürlü bir kişinin dönüşümlü olarak iki hatta üç bakıcıya ihtiyacının olduğu, dosyaya sunulan bir bakıcı ile imzalanan sözleşme olduğu gerekçesiyle bu yöndeki ikinci bakıcı gideri talebin reddine karar verilmesinin haksız olduğu, %97 oranında malul hale gelen …'ın, bakıcı evine gittikten sonra ya da izinli olduğunda kalkıp kendi işlerini gördüğünü ya da aynı bakıcının 7 gün 24 saat, asgari ücret ile hizmet verdiğini kabul etmenin mümkün olmadığı, hükmedilen tazminata olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği halde miktar artırım ve dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, davanın süresinde açılmadığı, ceza mahkemesinde alınan bilirkişi raporu hukuk hakimini bağlamayacağından bu raporun hükme esas alınmaması gerektiği, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar vermesinin hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın miktarının fazla olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. Davalı idare tarafından davacının hukuki dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na Ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na Ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığı'nın hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/02/2022 tarihinde kesin olarak esas yönünden oy birliğiyle, faizin başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarıyla kabul edilmiştir.
Dava şartı olan ön karar için idareye yapılan başvuruda ihlal edilen hakkın yerine getirilmesinin istenilmesi esas olup, idare ile işin esasında ihtilafa düşüldükten, başka bir ifadeyle idare tazminat istemi karşısında direnmeye (temerrüde) düşürüldükten sonra davacının tazminat miktarını dava açarken serbestçe tayinine hukuki bir engel bulunmamaktadır. Nitekim Danıştay’ın yerleşik içtihatları da bu doğrultudadır.
AİHM tarafından, devletin sorumluluğuna ilişkin tam yargı davalarında talep edilen tazminatın daha yüksek olduğunun dava devam ederken anlaşılması durumunda, davacıya talep edilen miktarı arttırma hakkı verilmemesinin adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmesi nedeniyle istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.
Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.
Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla; davacılara ödenecek maddi tazminatın yasal faiz başlangıcının, miktar artırımına ilişkin dilekçe ile artırılan tazminat miktarı da dahil olmak üzere, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan merciine tevdi kararının idareye tebliğ edildiği tarih olduğu, dolayısıyla temyize konu kararda bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı, kararın bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyorum.