13. Hukuk Dairesi 2016/27918 E. , 2018/8849 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
FER"İ MÜDAHİL : ... vekili avukat Sselin Kapsız
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar .... ve diğerleri vekili avukat.... diğer davalı ... vekili avukat ......, Fer"i Müdahil .... vekili avukat..... ile davacı vekili avukat ...""ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, mevcut rahatsızlığı nedeniyle ameliyat olmak için hastane arayışına girdiğini, davalılardan Prof. Dr. ... isminin de alanında tanınmış olması sebebi ile sahibi ve başhekimi olduğu davalı ... Hastanesini tercih ettiğini, 03.03.2010 tarihinde davalı hastanede kist ameliyatı olduğunu, ameliyattan bir hafta sonra 10.03.2010 tarihinde davalı Dr...."un da onayı ile ..."ya döndüğünü, ancak ağrılarının şiddetlenerek devam etmesi üzerine telefonla davalı Dr...."u aradığını, davacıya davalı tarafından "ameliyat sonrası lenf sıvısı birikimi neden olmuş olabilir, bir ay tahammül gösterin" dediğini, fakat durumu tahammül edilemez boyutlara gelince acil olarak ... Devlet Hastanesi"ne müracaat ettiğini, ... Devlet Hastanesinde yapılan tahlillerin Dr...."a bildirildiğini, yine bunun lenf sıvısı birikimi olduğu telefonla davalı ... tarafından ifade edilince hastaneden ayrıldığını, ancak durumunun daha da kötüye gitmesi nedeniyle yeniden davalı hastaneye müracaat ettiğini, yapılan sonuçlarına göre karın bölgesinde biriken sıvıya dair teşhis koyamayan davalı hastane ve doktorların yanlış tedavi yöntemleri uygulamaya başladığını, 01.04.2010-15.04.2010 tarihleri arasında toplamda beş kez davalılarca karnından her defasında 1.5-2 litre sıvı çekildiğini, şikayetleri dinmeyence, davalı başhekim Prof. Dr. ... ile bizzat durumunu görüştüğünü, davalı hastanede 0l.04.2010 tarihinde yapılan tahlilde kreatin değeri 17.13 mg/dl olarak rapor edildiği halde idrar kaçağı olduğunun davalılarca fark edilmediğini ve bu nedenle bir dizi yanlış tedavi yöntemleri, kanser araştırmaları yapılarak psikolojik olarak çöküntüye sürüklendiğini, davalı hekimlere hiçbir güveni kalmayınca Amerikan Hastanesi"ne müracaat ettiğini, bu hastanede yapılan tahliller neticesinde karından çekilen sıvıda üre miktarı 179 mg/dL olarak saptandığından, idrar kaçağı olduğu anlaşılarak, davalı hastane ve doktorlar tarafından konulamayan teşhisin konulduğunu, Özel... İntercontinental Hastanesinde ameliyat olarak 28.06.2010 tarihinde taburcu olduğunu, davalıların karın boşluğuna idrar kaçtığını fark etmeyerek bir dizi yanlış tedavi ve masraflara yol açtığını, operasyonla ilgisi olmayan idrar yollarının davalıların mesleki kusuru nedeni ile ciddi bir şekilde hasar görmesi nedeniyle sol böbreğin delinmek zorunda kaldığını ve ciddi rahatsızlıklarının oluştuğunu ileri sürerek toplam ıslahen 41.485,93 TL maddi zarar ile 80.000 TL manevi zararın faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının manevi tazminat davasının kabulüne, 80.000,00 TL "nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, dava ve ıslah dilekçesine göre; 2.000,00 TL "nin dava tarihinden itibaren işleyecek, 38.050,00 TL "nin de ıslah tarihi olan 03/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve mütesilsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin reddine, karar verilmiş, hüküm taraflarca ve feri müdahil tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların ve feri müdahilin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davadaki talepler vekillerin vekalet görevini ifada özen borcuna aykırı davrandıkları iddiasına dayalı bulunmakla, uyuşmazlığa vekalet hükümleri uygulanarak uyuşmazlığın da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. Davacı ile davalılardan ... arasında sözleşme ilişkisi kurulmamış olup bu davalının davacının hastalığının tedavi ve teşhis aşamalarında bizzat yer almadığı dosya kapsamı ve taraf beyanları ile sabittir. Öyle olunca, davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı eldeki dava ile ameliyatta yapılan hata ile sonrasında yapılan yanlış teşhis ve tedaviler nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir. Davalılar davanın reddini dilemiş, Mahkemece, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama kapsamında, davacının maddi zararının tespiti amacıyla bilirkişi kurulu raporu alınmış olup, 03.12.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporu incelendiğinde; davacının talep ettiği tedavi giderleri harcamasının 40.000,00 TL, refakat /bakıcı giderinin 2.324,00 TL, yol ve paramedikal giderlerinin 2.500,00 TL geçiçi iş göremezlik zararının 2.933,00 TL olacağı belirtilerek toplam zarar 47.747,00 TL olarak hesaplanmış ve davalı hastanede yapılan kist ameliyatı için yapılan 7.697,00 TL harcama kalemi amaçlanmış tedavi için yapıldığı göz önünde alınarak bu tutar zarar miktarından tenzil edilmekle sonuçta 40.050,00 TL bakiye zarar hesaplanmıştır. Mahkemece, bilirkişi kurulu raporu dikkate alınmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de; davacı 10.10.2011 havale tarihli beyan dilekçesinde talep ettikleri maddi tazminat içeriğini açıklamak suretiyle sonuçta sağlık harcamaları, yol ve yiyecek olmak üzere muhtelif giderlerinin belgelerini de sunmak suretiyle ıslah dilekçesi ile de dava değerini 39.685,93 TL tutarında artırarak toplam 41.685,93 TL."nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Bu durumda davacının talebi aşılmak suretiyle, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleride hesaplanarak bulunan tazminat hesabına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece, 6100 sayılı HMK.’nun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde ki hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hükmüne aykırı olarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
4-Bozma nedenlerine göre davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalıların ve feri müdahilin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci ve üçüncü bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, dördüncü bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1.630,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 29,20 TL harcın istek halinde davacıya, 2.049,02 TL harcında davalı ..."a 2.050,00 TL harcın davalı Teksel Çamlıbel ve davalı ... Hiz. A.Ş"ye iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.