13. Hukuk Dairesi 2016/15435 E. , 2018/8837 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı-karşı davalı, avukat olduğunu, davalının vekili olarak ... Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2011/364 Esas sayılı dosyasında davalıyı temsil ettiğini, dosyanın lehe neticelenmesi ve temyiz aşamasının da sonlanmasının ardından davalının hiç bir haklı neden yok iken kendisini azlettiğini, daha sonra da azil nedeni ile tahsil edilemeyen ve yukarıda mahkemesi ve esas numarası verilen dava dosyasından doğan vekalet alacağının tahsili için aleyhine başlatılan icra takibine de haksız yere itiraz edilerek durdurduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı, davacı avukatın yukarıda mahkeme adı ve esas numarası verilen dosyada yapılan yargılama sonucu alınan kararda faize ilişkin kısmına dair temyiz talimatları olmasına rağmen, temyiz harcını yatırmaması nedeniyle temyiz taleplerinin reddedildiğini ancak Yargıtay ilamına ulaştıklarında farketitiklerini, oysa davacı-karşı davalı avukatın geçerli bir temyiz varmış gibi beyanda bulunarak kendisini yanılttığını, bunun üzerine hak kaybına uğradıkları gerekçesiyle davacı-karşı davalı avukatı azlettiğini, yine davacı-karşı davalı tarafından bahsi geçn ilk derece yargılama makamı kararının icrasının hem geç hem de yanlış borçlu gösterilerek başlatılması nedeniyle de zarara uğradığını, bu sebeplerle azlin haklı olduğunu ileri sürerek asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş, bunun yanında; davacı-karşı davalı avukata borçlu olmadığının tespiti ile birlikte avukatın yanlış ve özensiz davranışları sonucu ortaya çıkan maddi zararlarının da tahsiline karar verilmesini karşı davası ile talep etmiştir.
Mahkemece, Asıl davada, .... İcra Müdürlüğünün 2014/4096 sayılı dosyasında (24.219,79TL vekalet ücreti + 4.963,55TL harç + 1.546,00TL masraf=) 30.729,34TL ve 32.203,05 Dolar için takibe yapılan itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren 30.729,34TL için kademeli yasal faiz, 32.203,05 Dolar için devlet bankalarının Amerikan dolarına 1 yıllık mevduat için uyguladığı faiz oranın talebi aşmamak koşulu ile uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemlerin reddine; Karşı davada, İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2014/4096 sayılı dosyasında takibe konu 46.139,29TL için davalının davacıya borçlu olmadığının tespitine, 236,00TL"nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Asıl dava bakımından; mahkemece bilirkişi raporu alınmış, bu bilirkişi raporu ile azlin haklılığı tartıışılmakla ve mahkemece bilirkişi tarafından verilen bu görüşler nazara alınmakla vekalet ilişkisinin haklı azil ile son bulduğu kabulü gerekçede gösterilmiş ve ancak ilgili karar temyiz edilse dahi emsal kararlar gözetildiğinde farklı bir sonuç elde etme imkanının mevcut olmadığının anlaşıldığı gerekçe gösterilmek suretiyle karşı yan vekalet ücreti, davacı-karşı davalı avukatça yapılmış olan harç ve masraflar ile Avukatlık Yasasının 164. maddesine göre takdir edilen alacağın %15"i oranında hesaplanan avukatlık ücreti kalemleri üzerinden davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiştir. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Avukat, bu durumda, ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. Mahkemece, azlin haklı olmadığı kabulü karşısında; uyuşmazlığa esas davanın devam eden ve henüz neticelenmemiş olağanüstü kanun yolu aşamasının neticesine dair olasılıklara dayalı değerlendirme yapılmak suretiyle hüküm kurulması ve bunun yanında geçersizliğine dair gerekçesi gösterilmeksizin taraflar arasındaki ücret sözleşmesi ile kararlaştırılan orandan saparak Avukatlık yasası ilgili maddesi gereğince bir oran takdir edilerek avukatlık ücreti belirlenmesi de hatalı olup bozmayı gerektirir.
2-Asıl dava bakımından; Yukarıda 1. bentte yer verilen açıklama yanında, davacı-karşı davalı avukatın talebine ilişkin belirleme yapılırken taraflar arasındaki uyuşmazlığa esas oluşturan İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2011/364 esas ve 2011/106 karar sayılı dosyasında “ Davalı yanın zamanaşımı ve husumet itirazlarının reddi ile. davanın ıslah edilmiş hali ile kabulüne, 10.000 TL nin 21.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bakiye 204.687 USD nın 21.12.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a md.si kapsamında belirlenecek Dolar cinsinden döviz faizi işletilmek suretiyle davalı adına borcu üstlenen TMSF den tahsil edilerek davacıya ödenmesine,” şeklinde hüküm inşa edilmiş olmasına rağmen, 214.687 USD üzerinden belirlenen oran uygulanmak suretiyle avukatlık ücretinin belirlenmiş olması da bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenlerine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, 3.bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davalı karşı davacıya iadesine, 821,20 TL harcın davacı ve karşı davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.