7. Hukuk Dairesi 2015/3756 E. , 2015/6077 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İzmir 1. İş Mahkemesi
Tarihi : 30/10/2013
Numarası : 2012/301-2013/639
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı işyerinde 08.05.2008-06.03.2012 tarihleri arasında araç sevk elemanı olarak çalıştığını, iş akdinin kendisi tarafından bazı işçilik alacaklarının ödenmediği gerekçesi ile 06.03.2012 de ihtar çekerek feshedildiğini bildirerek kıdem tazminatı ile fazla mesai, yıllık izin, yıllık izin ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davacının fazla mesai ücreti dosyada bulunan 27.10.2011 tarihli ve 120-1 sayılı Bölge Çalışma Müdürlüğü raporunda mevcut olan tespitlere uygun olmayacak şekilde hesaplanmıştır. Bilirkişi tarafından davacının fazla mesai ücreti davacının 07.30-21.30 saatleri arasında 2009 yılına kadar 2 gün çalışılıp, 1 gün dinlenilmek suretiyle haftada 5 gün, 2009 yılından itibaren ise 2 gün çalışılıp 2 gün dinlenilmek suretiyle haftada 4 gün çalışıldığının kabulü ile hesaplama yapılmıştır. Bu hesaplamada çalışma kabul edilen düzenine göre haftalık çalışma gün sayısının değişken olacağı dikkate alınmadan, hatalı şekilde haftalık çalışma gün sayısı sabit olarak hesaplanmıştır. Oysa dosya arasında bulunan Bölge Çalışma Müdürlüğü raporunda 2 gün çalışılıp 2 gün dinlenilen 2009 yılı sonrası dönem için doğru olarak bazı haftalar 3 bazı haftalar 4 gün çalışılacağı, her gün için 11 saatin üzerindeki çalışmaların fazla çalışma olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle günlük 1,5 saat fazla mesai yapıldığının kabulü ile 3 gün çalışılan haftalarda haftalık 4,5 saat, 4 gün çalışılan haftalarda ise haftalık 6 saat fazla çalışma yapıldığı tespitine yer verilmiştir. 2009 yılı öncesi 2 gün çalışılıp 1 gün dinlenilen dönem için ise bazı haftalar 5 gün bazı haftalar ise 4 gün çalışılacağı açık olmasına rağmen bilikişi tarafından haftalık sabit 5 gün çalışıldığı kabul edilmiştir. Yapılacak iş dosya yeniden bilirkişiye tevdi edilerek dosya arasında bulunan Bölge Çalışma Müdürlüğü raporu da dikkate alınmak suretiyle, 2009 yılı öncesi ve sonrası çalışma şekli gözetilerek, çalışma düzeni denetime elverişli şekilde tablolanmak suretiyle haftalık çalışma gün sayısı ve bunun döngüsü (çalışma gün sayısının kaç hafta bir değiştiği) belirlenerek, dosyada davacı temyizi bulunmadığından davalı açısından usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle çıkacak sonuca göre karar vermektir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle fazla mesai ücretinin hüküm altına alınmış olması doğru olmayıp bozma nedenidir.
3-Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.
Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir.
Somut olayda davalı işyerinde 2009 yılına kadar 2 gün çalışılıp 1 gün dinlenilmek, 2009 yılından itibaren ise 2 gün çalışılıp 2 gün dinlenilmek suretiyle çalışma yapıldığı kabul edilmiştir. Genel tatil çalışmasına ilişkin ise bu çalışma düzeninde denk gelen genel tatillerde çalışldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca aynı işyerinde aynı görevde çalışan işçinin açmış olduğu davaya ilişkin olarak Dairemizce incelenmiş olan Dairemiz 2015/4847 E. sayılı dosyasında kabul edildiği üzere dosya arasında bulunan bazı bordrolarda her ne kadar resmi tatil sütunu bulunsada buraya tahakkuk yapılmayarak, resmi tatil çalışmalarının fazla çalışma sütununda tam gün çalışma şeklinde tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Gerek davacının çalışma düzeni gerekse bordrolarda bulunan tahakkuklar çerçevesinde davacının tüm genel tatil günlerinde çalışma yapmadığı açıktır. Yapılacak iş dosya arasında bulunan bordroların ait olduğu dönemlerde davacının genel tatil ücretleri ödendiğinden bu döneme ilişkin genel tatil alacağının bulunmadığı kabul edilmeli, bordro olmayan dönemler yönününden ise davacının çalışma düzenine göre haftalık çalışma gün sayısı çalışılmayan gün sayısına oranlanmak suretiyle çıkacak oranın genel tatil gün sayısına oranlanarak çıkacak sonuca göre karar vermektir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin fazla miktarda genel tatil ücretine hükmedilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştirç
4-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut olayda davacının 3 yıllık kıdemi olduğu ve buna karşılık 42 günlük yıllık izin ücretine hak kazandığı, bunun 7 gününün kullanıldığı ve davalı tarafından fesih ile birlikte 21 günlük izin ücretinin bankaya yatırıldığı kabul edilmiş olmasında rağmen, sonuç olarak 28 günlük yıllık izin alacağı olduğunun kabulü hatalıdır. Kabule göre davacının 14 günlük yıllık izin ücreti alacağı bulunduğu açık olup, bilirkişi tarafından maddi hesap hatası yapılmıştır. Mahkemece bilirkişi raporundaki bu hata gözden kaçırılarak, fazla miktarda yıllık izin ücretine hükmedilmiş olması hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
5-Mahkemece davacı işçinin bazı işçilik alacakları ödenmediği, bu nedenle iş akdini haklı nedenle feshettiğinin kabulüyle kıdem tazminatına hükmedilmiştir. Oysa yukarıda belirtildiği üzere davacı işçinin ödenmediğini iddia ettiği işçilik alacakları hatalı şekilde hesaplanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu baştan sona hatalıdır. Yapılacak iş yukarıda yazılı bozma nedenleri çerçevesinde yeniden bilirkişi raporu alınarak, davacının işçilik alacaklarının bulunup bulunmadığı belirlenerek çıkacak sonuca göre kıdem tazminatı talebinin kabulü edilip edilmeyeceği hakkında karar verilmelidir. Mahkemece bilirkişi raporu denetlenmeden, yapılan tüm hesaplamaların doğru olduğunun kabulü ile hüküm kurulmuş olması isabetli olmayıp bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 01.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.