10. Hukuk Dairesi 2019/2391 E. , 2020/2300 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum, sigortalı ..."ın 02.07.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası konucu iş göremezliği nedeniyle ilk peşin sermaye değerli gelir ve geçici geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan kurum zararının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı ... vekili, meydana gelen kazada davalı ...’ın kusuru olmadığı gerekçesiyle,
Davalı vekili; davalının söz konusu iş kazasında kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, işçinin işe girerken iş sözleşmesi ile birlikte genel iş sağlığı ve güvenliği talimatlarını içeren sözleşme ve eklerini okumuş olduğunu, imzalanan işe giriş sözleşmesi ile ekleri olan talimat taahhütnamede belirtildiği üzere işçi iş güvenliği konusunda iş yerinden verilen güvenlik talimatlarına uyacağını kendi güvenliğini sağlamak için bütün önlemleri alacağını, şirketin herhangi bir personeli tarafından yapılan uyarılara uyacağını belirttiği, bu konuda taahhütte bulunduğu halde davaya konu iş kazasının olduğu tarihte bu taahütlerine aykırı davrandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi davanın kabulü ile; 103.430,03 TL gelirlerin onay masraf ve ödemelerin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili, davalı şirketle... Sanayi ve Tic. A.Ş. arasında 30.06.2009 tarihinde sözleşme yapıldığını, kazalı işçinin 02.07.2009 tarihinde işyerindeki merdiveni kullanmayarak binanın yanındaki sundurma üzerinden sırt üstü düştüğünü, sigortalı işçiye işe girerken imzaladığı Genel İş Sağlığı ve Güvenliği Talimatları ve eklerini okuduğunu, uygulayacağını belirttiğini, bu konudaki taahhütlerine aykırı davrandığını, davalının iş kazasında kusurunun bulunmadığını, yeterli araştırma yapılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı vekili; istinaf gerekçelerini temyiz sebepleri olarak ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dava; 02.07.2009 tarihli iş kazası sonucu %63 oranında sürekli işgöremez durumuna giren sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirler ile geçici iş göremezlik ödemelerinin rücuan tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"nun 21/1 . maddesidir.
5510 sayılı Kanun"un 21. maddesinin 1. fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir davranışı sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği belirtilmiştir.
Rücu davaları kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller taktir olunarak belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeni ile daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığı değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
İlk derece mahkemesi tarafından hükme esas alınan kusur raporuna göre, davalı işverenin %70,kazalının %30 oranında kusurlu olduklarının belirlendiği ve mahkemece; kusur raporu esas alınarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, 02.07.2009 tarihinde saat 9:30 sıralarında, dava dışı ... San. Tic. A.Ş.’ye ait işyerinde çatı ve cephe kaplaması işini üstlenen davalı... Çelik İm. İnş. San.Tic.Ltd. Şti.’nin sigortalısı olan kazalı, çatı kaplama işi için çatıya çıkması gerektiğinden,çalışma yapacağı çatıya ulaşmak için çatının yanında bulunan ve sanayi tüplerinin üzerinde bulunan sundurmanın üzerine çıkmak istemiş, bunun için zeminde bulunan yığılı tuğlalara basarak sundurmaya çıkmış ve üzerindeki panele basar basmaz panellerle birlikte yaklaşık 2-2,5 m yükseklikten zemine düşerek belinden yaralandığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, kazalının çalışma yapacağı çatıya çıkmak için merdiven kullanması gerekiyorsa merdiven teminini istemesi, böylelikle güvenli bir yolla çalışacağı çatıya ulaşması gerekirken bunu yapmayarak hiç tercih edilmemesi gereken bir yöntemle çatıya yakın sundurmaya, zeminde dizili tuğlaların üzerine basmak suretiyle çıkarak buradan da çatıya kısa yoldan geçmek istemesi nedeniyle kazanın meydana geldiğinin anlaşılması karşısında kazalının kusurunun Mahkemece kabul edilen kusur oranından daha fazla olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, mahkemece; olayın oluş şekline göre, kazalı işçinin kusurunun bir miktar daha fazla olması gerekeceği gözetilerek olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden usule uygun yeni bir kusur raporu alınmalı, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
O halde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.