22. Hukuk Dairesi 2013/12988 E. , 2013/13202 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davacının davalı üniversitede 24.07.2009 tarihinden itibaren İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme bölümünde çalıştığını, davacının davalı işyerindeki hizmet süresinin 6 aydan fazla olduğunu, işyerinde toplam 30"dan fazla işçi çalıştığını, davacının iş sözleşmesinin 15.06.2011 tarihli fesih bildirimi ile “Akademik Personel Hizmet Sözleşmesi"nin 7. maddesinde belirtildiği üzere hizmet süreniz 24.07.2011 tarihinde sona erecektir. Fakülte Yönetimimizin 14.06.2011 tarih ve 86 sayılı yazısı doğrultusunda sözleşmeniz tekrar yenilenmeyecektir. " şeklinde gerekçe ile geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini, Yargıtay ilamlarında da belirtildiği üzere üniversitenin eğitim öğretim işi süreklilik arz ettiği için öğretim elemanları ile belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektirecek objektif koşullar bulunmadığını, davacı ile davalı üniversite arasındaki hizmet ilişkisinin belirsiz süreli olduğunu ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan davacının iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini belirterek; davalı üniversitenin fesih işleminin iptali ile fesih işleminin geçersizliğine, davacının işe iadesine, 4857 sayılı Kanunun 21/3. maddesi gereğince 4 aylık ücret ve sosyal yardımları ile 4857 sayılı Kanunun 21/1. maddesi gereğince davacının işe başlatılmaması halinde brüt 8 aylık ücreti tutarındaki tazminatın ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; öncelikle mahkemenin görevsiz olduğunu, davacının esas bakımından iddialarının haksız ve yerinde olmadığını, ortaya konulan gerekçelerin davacının eylemleri ve şu anda bir üniversitenin kadrosunda da çalışmaya başlaması sebebiyle aynı zamanda dürüstlük kuralıyla da bağdaşmadığını, davacının belirsiz sureli değil belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, davacının henüz iş sözleşmesinin süresi dahi sona ermeden başka bir üniversite ile anlaştığını, davacının kendisine fesih bildiriminin gerekçesinin açıkça bildirilmediğinin de doğru olmadığını, davacıya sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin bildirildiği gibi ayrı bir yazı ile de bunun temelindeki sebebin açılan ve ceza ile sonuçlanan disiplin soruşturması olduğunun belirtildiğini belirterek; davacıya karşı talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı yolu mu yoksa idari yargı yolu mu olduğudur.
Hukukumuzda yargı yolu için de, görev tabiri kullanılmaktadır. Görev gibi, yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargılamanın her aşamasında mahkemenin davada yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerekir.
Uyuşmazlık Mahkemesi 05.11.2012 tarih ve 2012/189 esas, 2012/234 karar, 24.12.2012 tarih ve 2012/223 esas, 2012/282 karar sayılı kararları ile vakıf üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalışan davacıların iş sözleşmesinin feshi sebebiyle işlemin iptali istemi ile idari yargıda açılan davalarda, idare mahkemelerinin, görevli mahkemenin adli mahkemeler olduğu yönündeki itirazlarını reddederek, görevli olduklarını kabul etmesi sebebiyle, davalı idare vekillerinin görev uyuşmazlığı çıkartılmasını talep etmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ve Danıştay Başsavcılığının hukuki mütalaaları alındıktan sonra; "Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde; davalı Üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının; statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, İdare Hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu açıktır. Bu açıdan davacının, iş sözleşmesinin feshine ilişkin işleminin de 2577 sayılı Kanun"un 2. maddesinin l. fıkrasının (a) bendinde tanımı yapılan iptal davasına konu edilebilecek nitelikte bir idari işlem niteliği taşıdığı; bu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminin de, Anayasayla bu denetim için oluşturulan idari yargının görev alanında bulunduğu sonucuna varılmıştır." şeklinde karar vermiştir.Dava konusu somut olayda, davacı, davalı ... Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalışmış olup, Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda anılan kararlarında belirtildiği üzere, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olduğundan hükmün görev-yargı yolu yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Bu nedenlerle mahkeme kararının BOZULMASINA, 03.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.