10. Hukuk Dairesi 2012/2347 E. , 2012/4578 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacılar, murislerinin prim borçlarından sorumlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Mahkemece, davacıların murislerine ait ... aylar arası prim borçlarından sorumlu olmadıklarına karar verilmiş ise de, Kurumca, davacıların anılan prim borçlarını yapılandırma kapsamında ödediklerinin bildirilmesi karşısında, prim borçlarının yapılandırılmasını düzenleyen gerek 5510 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddelerinde, gerekse 6111 sayılı Yasada, yapılandırma hakkından yararlanabilmek için borçlulara, açılmış olan davalardan feragat şartı getirilmiş olup, davacıların bu yasal düzenlemelerden yararlanabilmeleri için Kuruma karşı açtıkları davalardan feragat edip etmedikleri araştırılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2-Kabule göre de; davanın yasal dayanağı 6183 sayılı Yasanın 58 ve 506 sayılı Yasanın 80. maddeleridir.
6183 sayılı Yasanın 58. maddesinin 1. fıkrasında, “Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine (davalara) bakan vergi itiraz komisyonu (vergi mahkemesi) nezdinde itirazda bulunabilir(dava açabilir).” hükmü mevcut olup, anılan düzenlemedeki süre hak düşürücü süre niteliğindedir.
Davacılardan ..., ... ve ...’a, murisin prim borcundan dolayı ... sayılı takip dosyası üzerinden Kurumca tanzim edilen ödeme emirlerinin tebliği, 7201 sayılı Tebligat Yasasının tebligatların yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 21. maddesinin “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmüne aykırı olduğundan geçersiz olmasına, bu haliyle, anılan davacıların davalarının süresinde olmasına, davacı
...’a Kurumca tanzim edilip tebliğ edilen ödeme emrinin olmaması nedeniyle, davacının davasının herhangi bir süreye tabi olmayan menfi tespit davası niteliğinde bulunmasına, 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren ve 3917 sayılı Yasayla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmasının gerekmesine, bu uygulamanın 24.06.2004 tarih, 5198 sayılı Yasayla aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda, Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesinin getirildiği 06.07.2004 tarihine kadar geçerli bulunmasına, davaya konu prim borçlarının bu tarihler arasında tahakkuk etmiş olup, 6183 sayılı Yasanın 102. madde hükmüne göre, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başından itibaren işlemeye başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş bulunmasına göre, davacılar ..., ..., ... ve ... yönünden anılan prim borçlarından sorumlu bulunmadıklarının tespiti isabetli ise de; murisin prim borcundan dolayı davacı ... sayılı takip dosyası üzerinden kurumca tanzim edilen ödeme emrinin 15.05.2009 tarihinde tebliğ edilmesi, davacının ise ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süreyi geçirdikten sonra iş bu davayı açmış olmasına, takip kesinleştikten sonra menfi tespit davası açılmasına anılan Yasa hükümlerinin cevaz vermemiş bulunmasına göre, 1999/557 sayılı takip dosyası üzerinden tanzim edilen ödeme emrine yönelik davacı ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.03.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.