Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2010/16281
Karar No: 2012/4498

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2010/16281 Esas 2012/4498 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2010/16281 E.  ,  2012/4498 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi
    Dava, davacının 1987 – 1990 yılları ve 01.04.1993 – 16.08.1993 tarihleri arasında ... sigortalısı olduğunun tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde; davanın reddine karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı ve davalı Kurum avukatı tarafından yasal süresinde temyiz edildiği, sonrasında davacı Kurum vekilinin verdiği dilekçe ile temyiz isteminden "sarfınazar" ettiğini bildirdiği, ne var ki, dosyaya sunulan vekaletnamesinde temyizden vazgeçme yetkisinin kendisine tanınmadığı, ayrıca bu konuda davacı ... Başkanlığınca verilmiş bir talimatında bulunmadığı anlaşılmakla, davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesi de dikkate alınarak ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Dava, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı ... Kanununun 4-(b) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olup, ancak aynı Kanunun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı Kanunlara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ile sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesi ve kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği olarak davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu olduğu belirgindir.
    1479 sayılı Yasa, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına en son alınan “esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara” Yasa’da yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, bu Yasaya göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğu, aksi durumda Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.
    Yasada tanımlanan amaca ulaşma yolunda, uygulamada rastlanılan kimi sorunlar nedeniyle “kanunun amacı, sigortalı sayılanlar ve sayılmayanlar” başlıklı 24. madde ve buna paralel olarak “sigortalılığın başlangıç ve bitiş tarihi” başlıklı 25. maddede sık sayılabilecek değişiklikler yapılmıştır.
    01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ- Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.
    20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “...gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıt oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadırlar.
    Ne var ki, 1479 sayılı Yasaya 2654 sayılı yasa ile eklenen Ek Geçici 13. madde ile, “...sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği (20.04.1982) tarihinde” başlayacaktır hükmü getirilmiştir.
    22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikte ise, bu kez; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, .... kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar” dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da ... veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
    619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin, anılan KHK’nin Anayasa Mahkemesi’nce iptalinden sonra 4956 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle bu kez; ..gerçek ve basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyet tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlardan ... ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıt olanlar ise talep tarihinden itibaren zorunlu sigortalı olarak Yasa kapsamına alınmışlardır.
    Davaya konu somut olayda, davacının 24.06.1985 tarihli vergi kaydını içeren giriş bildirgesi ile Kuruma başvurması üzerine, 24.06.1985 tarihi itibarıyla tescilinin yapıldığı, 05.10.1990 tarihli sigortalılık belgesinde, vergi kaydının 31.10.1980 – 07.04.1981, 24.06.1985 – 20.08.1987, 06.09.1990 – Devam şeklinde gözüktüğü, ... davacının kaydına rastlanılmadığını belirterek imzası ile onayladığı, yine ... kaydı yoktur şeklinde şerh düştüğü, ancak daha sonra sunulan sigortalılık belgesinde, Şoförler ve Otomobilciler Oda kaydının 14.08.1987 – Devam ve Esnaf Sicil Memurluğu kaydının 03.02.1994 – Devam şeklinde olduğu, Kurumca oda kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacının odaya kaydı konusunda yönetim kurulu kararı bulunmaması nedeniyle ve yine oda kaydı olsaydı 1990 yılında sunduğu sigortalılık belgesinde bu kaydın gözükmesi gerektiğinden bahisle, meslek kuruluş ve Esnaf Sicil Memurluğu kayıtları nazara alınmaksızın vergi kaydı ile sınırlı olarak .... sigortalısı kabul edildiği anlaşılmaktadır.
    Uyuşmazlık, vergi kaydının bulunmadığı, ancak meslek kuruluş kaydının bulunduğu sürelerde ... sigortalılığının geçerli olup olmadığı ve bu çerçevede tahsis koşullarının oluşup oluşmadığı konusundadır.
    Kurumca; oda kayıtlarının incelenmesi neticesinde, yönetim kurulu kararı bulunmadığından bahisle ve 1990 yılındaki sigortalılık belgesinde bu kaydın gözükmemesi nedeniyle oda kaydı geçersiz kabul edilerek, vergi kaydı ile sınırlı sürede davacının ... sigortalılığının geçerli olduğu kabul edilmektedir. Davacının, prim borçlarını, 28.04.1993 tarihinde taksitlendirme taahhütnamesi ile ödemek istediği dönemde, 24.06.1985 – 20.08.1987 ve 06.09.1990 – 28.01.1994 dönemi sigortalılık süresi kabul edilerek prim borcu taksitlendirilmiş, ancak 2003 yılında davacının kuruma sunduğu sigortalılık belgesinde Şoförler ve Otomobilciler Odası ve Esnaf Sicil Memurluğu kaydına göre, 05.06.2003 tarihli işlem ile 20.08.1987 – 06.09.1990 tarihli terk işlemini kaldırılarak davacının bu şekilde 16.07.2008 tarihli sigortalı bilgilerine göre, 23 yıl 1 ay 7 gün sigortalı gözüktüğü ve 8,66 TL prim borcunun gözüktüğü anlaşılmaktadır.
    Yukarda belirtilen açıklamalar ışığında, Mahkemenin; oda kaydının sahteliği konusunda Kurumca, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulup bulunulmadığı ve sahteliğinin yargı kararı ile belirlenip belirlenmediği hususunun araştırılması, bu hususta açılmış bir ceza davası varsa sonucunun beklenmesi, yoksa davacının .... sigortalısı sayılmadığı 20.08.1987 - 06.09.1990 ve 01.04.1993 – 16.08.1993 dönemlerinde kendi nam ve hesabına çalışma olgusunun gereğince araştırılması, kendi nam ve hesabına çalışma olgusunun belirlenmesi halinde dosya içeriğinde mevcut tahsis talebinin bulunmaması nedeniyle dava tarihinin esas alınarak tahsis koşullarının bu çerçevede değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi