
Esas No: 2010/13351
Karar No: 2012/4207
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2010/13351 Esas 2012/4207 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Davacı Kurum, iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile ödenen cenaze giderinin 506 sayılı Yasanın 26/2. maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, Anayasa Mahkemesi İptal Kararını resen gözeterek, yazılı biçimde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, hükmü temyiz eden taraf avukatlarının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamasına, bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı ilk
peşin değerden düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerektiğine göre, mahkemece, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derdest davalara uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek, ayrıca şerit tecavüzü ile trafik iş kazasına sebebiyet veren davalı sürücünün %100 kusurlu olduğuna dair kesinleşen ceza dosyasındaki... raporunun hükme dayanak kılınarak yargılama yapılıp hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davalı ... şirketinin cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü ödeme savunması üzerinde gereğince durulup, bu yöne ilişkin ödeme belgelerinin celp ve ibraz ettirilmediği ve ödemenin varlığı halinde ise kişi başı ölüm teminat limitinin 40.000 TL olduğu nazara alınarak, ödemeye konu tutar yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun ortadan kalkacağının değerlendirilmemesi isabetsiz bulunmuştur. Bu bağlamda, sigorta şirketinin faiz sorumluluk başlangıcı belirlenirken; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98, 99 ve 108. maddeleri ile... Yönetmeliğinin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde bir başvurunun varlığı ancak gerekli ödemenin yapılmaması halinde davalı şirketin başvuru tarihinde temerrüde düşeceği, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvurulması yada hiç müracaatın bulunmaması halinde ise temerrüdün söz konusu olmayıp, faiz başlangıcının icra takibine girişilmişse takip tarihi dava açılmışsa dava tarihi olacağı olgusu gözden uzak tutulmamalıdır. Mahkemece, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın davalı ... şirketinin faiz sorumluluğunun onay ve ödeme tarihlerinden başlatılması yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, davalı Kurumca, sigorta şirketi tarafından ödendiği bildirilen 06.09.2005 tarihli 5.774 TL ödemenin, bu davanın ilişkin olduğu sigortalı sürücü...mı yoksa onun aracında olup yaralanan ve hakkında dava bulunmayan Şeref Gökdemir’e mi ait olduğu hususu araştırılmaksızın poliçe limitinden mahsubuna hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 06.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.