10. Hukuk Dairesi 2010/15722 E. , 2012/3753 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmü, davalının avukatının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Primlerin ödenmesi” başlığını taşıyan 80. maddesinde, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, maddede öngörülen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliğe sahip diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları belirtilmiştir. Aynı maddede, Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51., 102. ve 106. maddeleri dışında diğer maddelerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6183 sayılı Kanunun “Kanuni temsilcilerin sorumluluğu” başlığını taşıyan mükerrer 35. maddesinde ise, tüzel kişilerle, küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının, yasal temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin kişisel mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, yasal temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı, temsilcilerin, teşekkülü idare edenler veya mümessillerin, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl kamu borçlusuna rücu edebilecekleri açıklanmış olup, 5766 sayılı Kanunun 4. maddesiyle söz konusu maddeye “Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.” cümlesini içeren beşinci fıkra ile “Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz.” hükmündeki altıncı fıkra eklenmiştir.
Ayrıca, 5766 sayılı Kanunun 1. maddesiyle, 6183 sayılı Kanunun 3. maddesine, “Takibat giderleri terimi :” ibaresinden önce gelmek üzere,
“Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi : Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını;
Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi : Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,” terimleri eklenmiş, bununla birlikte, 5766 sayılı Kanunun kabulü ile gerçekleşen bu değişiklikler her ne kadar 06.06.2008 günü yürürlüğe girmiş ise de, anılan Kanunun geçici 1. maddesinde, bu Kanunla 6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümlerin, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan kamu alacakları hakkında da uygulanacağı bildirilmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında .... ay ile ....aylar arasında değişik dönemlere ilişkin ...Başkanlığı"nın tahsil edilemeyen prim borçları nedeniyle temsil ve ilzama yetkili üst düzey yönetici olduğu iddiasıyla davacıya gönderilen ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olan dava değerlendirildiğinde; dava dilekçesinde, 2008 yılı 1. ayından itibaren davacının dernek başkanı olduğu beyanı ve Karar Defterindeki 04.01.2008 tarihli yönetim kurulu kararının anılan iddiayı desteklemesine karşın, yaptırılan zabıta araştırmasında; ...ile davacı arasında herhangi bir ilişki içermeyen tespit arasındaki belirgin çelişkinin giderilmesi için; yöntemince inceleme ve araştırma yapılarak, davacının...
Derneği Başkanlığıda temsil ve ilzamla yetkilendirilmiş üst düzey yönetici olup olmadığı, bu sıfata sahip olduğu dönemler, hangi tarihlerde ne görevleri olduğu, alacağın ... Başkanlığı"nın mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilip edilemediği, tahsil edilemeyeceğinin anlaşılıp anlaşılmadığı açıklıkla belirlendikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.