13. Hukuk Dairesi 2016/26940 E. , 2018/8353 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... Arsa ve Yapı Koop. vekili avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı kooperatifle imzalanan avukatlık iş ve ücret sözleşmesi ve hukuki danışmanlık ve ücret sözleşmesi ile davalı kooperatifin dava ve işlerinde vekillik görevini üstlendiklerini, yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirdikleri halde davalı tarafından 02.12.2010 tarihinde haksız şekilde azledildiklerini, danışmanlık ücretinin büyük bir kısmı ile hak ettikleri akdi ve yasal vekalet ücretlerininde ödenmediğini, ücretlerin tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını ileri sürerek, takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, vekalet ilişkisi devam ederken kooperatif üyelerinin şikayeti üzerine kooperatif yöneticileri hakkında soruşturma başlatıldığını, davacıların yöneticilerin avukatlığını üstlendiğini, bu durumun davacılar ile aralarındaki güven ilişkisini zedelediğini, davacıyı haklı olarak azlettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, vekalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Avukatın, vekil olarak borçları dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanununun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti sadakat ve özen ile ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir. Buna göre avukat, üzerine aldığı işi özenle ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevli olduğu gibi, müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır.
Aksi halde avukatına güveni kalmayan müvekkilin avukatını azletmesi halinde azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Gerçekten de avukat, görevini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermemiş, sadakatle vekaleti ifa etmemiş ise, müvekkilinin vekilini azli haklıdır. Avukatlık Kanununun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Avukat bu durumda ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; davacıların hukuki danışmanlık ve vekalet ücret sözleşmelerini davalı kooperatif ile imzaladıkları ve sözleşmeler gereği davacıların sadece kooperatif vekili olarak görevlendirildikleri, kooperatif yöneticileri ile ilgili davalarda görev alacaklarına ilişkin bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu ... 4.Ağır Ceza Mahkemesi"nin 2012/6 esas sayılı dosyasının incelenmesi neticesinde, davalı kooperatif üyelerinin şikayeti üzerine kooperatif yöneticileri ..., ..., ..., ...hakkında zimmet ve görevi kötüye kullanmak suçlarından açılan davanın derdest olduğu, davalı kooperatif ile vekalet ilişkisi sürerken davacılardan ..." ın yöneticilerin müdafii olarak soruşturma ve yargılama aşamasında yer aldığı ve halihazırda dosyada sanık müdafii olduğu anlaşılmaktadır. O halde, somut olayda davalı müvekkilin vekiline karşı güven ilişkisinin sarsıldığının ve bu nedenle azlin haklı olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece haklı azil halinde vekilin talep edebileceği ücrete ilişkin yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve yerleşmiş içtihatlar gözetilerek bir değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde azlin haksız olduğu yönünden yapılan yanlış değerlendirme ile hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 1.630,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.