
Esas No: 2020/23332
Karar No: 2022/21582
Karar Tarihi: 02.11.2022
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/23332 Esas 2022/21582 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Sanık, tehdit ve kasten yaralama suçlarından yargılanmıştır. Temyiz incelemesi yapılırken her iki suçtan kurulan hükümlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kararda, sanığın tehdit sözlerinin yaralama eyleminin irade açıklaması niteliğinde olduğu ve eylemin bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu ifade edilmiştir. Ayrıca, sanığın haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği vurgulanmıştır. Adli para cezası tayininde, cezanın gün üzerinden belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Kararda, 5271 sayılı CMK'nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehditle birlikte işlenen kasten yaralama suçunun uzlaştırma kapsamında bulunmadığı belirtilmiş ve uzlaştırmanın gerekliliği vurgulanmıştır. 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlendiği, tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması, kasten yaralama suçunun ise suç tarihi itibarıyla tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Türk
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, kasten yaralama
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/213 esas 2014/ 522 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere sanığın tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olması ihtimali bulunmakta olup, ceza adaletini sağlamak ve doğru sonuca ulaşabilmek amacıyla her iki suçtan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinin birlikte yapılması gerekeceğinden, ceza miktarı itibarıyla kesin nitelikte olan kasten yaralama suçundan kurulan hükmün de temyizi kabil olduğu kabul edilerek, dosya görüşüldü.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın, tartışma sırasında mağduru tehdit edip akabinde darp etmesi şeklinde gelişen eyleminde, tehdit içeren sözlerin yaralama eyleminin irade açıklaması niteliğinde olduğu, eylemin bir bütün halinde kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında tehdit suçundan ayrıca mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Sanığın kasten yaralama eylemini sopa ile vurmak suretiyle gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi karşısında, hükmolunan temel cezadan TCK’nın 86/3-e. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Tarafların birbirlerini karşılıklı yaraladıklarının anlaşılması karşısında, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/10/2002 tarih ve 2002/4-238 Esas - 367 sayılı kararında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği hususu da dikkate alınıp, sanık hakkında TCK’nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Adli para cezası tayin edilirken, TCK'nın 61/8. maddesi uyarınca, temel cezanın gün üzerinden belirlenmesi, artırım ve indirimlerin de gün üzerinden yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5- Kabule göre de;
02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümlerinin yeniden düzenlenmesi, sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınması, kasten yaralama suçunun ise, suç tarihi itibarıyla 5271 sayılı CMK’nın 253/3-son cümlesi uyarınca tehditle birlikte işlenmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında bulunmadığının anlaşılması ve yeni düzenleme karşısında, tehdit ve kasten yaralama suçları yönünden uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiği anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirdiğinden, sanık ...’in temyiz nedenleri yerinde görülmekle tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.