1. Hukuk Dairesi 2016/10208 E. , 2019/5205 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar ..., ...,..., ...,..., ... ve ... tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, dava konusu 543 parsel sayılı taşınmazın kök muris ...’ye ait olduğunu, mirasbırakan babası ...’nin ise ...’nin oğlu olan ...’in oğlu olduğunu, mirasbırakan ...’nin kök muris ...’nin mirasçısı olmasına rağmen taşınmazın ...’ye intikalinin yapılmadığını, sadece bir kısım davalıların mirasbırakanı olan ..., ... ve ... adına intikal işleminin yapıldığını, ...’ın ölümü üzerine paylarının mirasçıları olan dava dışı İsmet ve Makbule’ye intikal ettiğini, sonrasında İsmet ve Makbule’nin de 28.07.2005 tarihinde paylarını diğer davalı ...’a satış yoluyla devrettiğini, veraset ilamına göre mirasbırakan babası ...’nin de taşınmazda hak sahibi olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan ... mirasçıları adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalı ..., taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını, bir kısım davalılar ...,...,..., ...(...oğlu), ... ... ve ..., davacının babası ...’nin mirasbırakan ...’nin mirasçısı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlar; bir kısım davalılar ...(... oğlu), ...,...,... ise açılan davayı kabul ettiklerini bildirmişler, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, kök mirasbırakan ...(...)’nin 04.06.1989 tarihinde öldüğü, çekişme konusu 543 parsel sayılı taşınmazın intikaline esas alınan 12.10.1989 tarih ve 1394 yevmiye no’lu resmi senette, çekişme konusu 543 parsel ve dava dışı 30 parsel sayılı taşınmazların tamamı ... adına, dava dışı 31 ve 140 nolu parsellerin de tamamı ...( ...’nin oğlu) adına kayıtlı iken, ...’nin 1989 tarihinde ölümü üzerine mirasının davalıların mirasbırakanı ..., ... ve ...’ye isabet ettiği, Kasım’ın da 1981 yılında ölümü üzerine mirasının dava dışı Maşallah(Kasım’ın oğlu) ve davacının mirasbırakanı ...’ye isabet ettiği Muş Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.09.1989 tarih ve 1989/131 Esas 1989/244 Karar sayılı veraset ilamından anlaşıldığından söz edilerek, çekişme konusu 543 ve dava dışı 30 parsel sayılı taşınmazların davalıların murisleri ..., ... ve ... adlarına 1/3’er paylarla intikal suretiyle tescil edildiği, dava dışı 31 ve 140 parsel sayılı taşınmazların da 1/2’şer paylarla davacının murisi ... ve dava dışı Maşallah adına tescil edildiği, aynı resmi senetle ...’nin 31 ve 140 parseldeki paylarını Maşallah’a satış yoluyla devrettiği, intikale esas alınan Muş Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 20.09.1989 tarih ve 1989/131 E. 1989/244 K.sayılı veraset ilamında davacının murisi ... ...’ın da mirasçı olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 701 ila 703 maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortaklardan her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortaklardan tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp, hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK"nin 701. maddesinde (...Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.) biçiminde açıklanmıştır. Elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliğiyle karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
TMK"nin 702/2 maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının (onaylarının) alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir (11.10.1982 tarihli 1982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim, bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Somut olayda, mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup, davacı tarafından tapu kaydının iptali ile tüm mirasçılar adına tescile karar verilmesi istenildiği halde mirasbırakan ...’nin tüm mirasçılarının davada yer almaları sağlanmayıp usulüne uygun taraf teşkili yapılmadan sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, öncelikle davaya katılmayan diğer mirasçılarının olurlarının alınması ya da TMK"nun 640. maddesi uyarınca ...’nin terekesi için terekeye temsilci tayin ettirilerek temsilci huzuru ile davanın görülmesi ile taraf teşkilinin eksiksiz olarak sağlanmasından sonra işin esası incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de, dava konusu 543 parsel sayılı taşınmazın intikaline dayanak yapılan ve davacının mirasbırakanı ...’nin de imzası bulunan 12.10.1989 tarihli resmi senet değerlendirilmeden, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalılar ..., ... ..., ..., ...., ... ve ...’ın yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyize konu diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.