10. Hukuk Dairesi 2010/12764 E. , 2012/2634 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin reddine vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılardan ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince;
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Davacı ile davalı işveren kardeş olup, davaya konu çalışmaların geçtiği işyerinin, davacı ve davalı işverenin babaları adına tapuda kayıtlı olduğu, 1999 yılında babalarının vefatı üzerine bu işyerini.... işlettiği ve davalı adına 01.02.1999 tarihi itibariyle kapsama alındığı, işverenin cevap dilekçesinde belirtildiği üzere miras paylaşımı konusunda aralarında uyuşmazlık olduğu, babanın vefatından sonra davalının hastalandığı ve yatarak tedavi gördüğü, anneleri ...’nin de 2002 yılında vefat ettiği, hesapların davacı tarafından tutulduğu ve kârın paylaştırıldığını belirtmiştir. Davalı tanık beyanlarından da davacının annesinin ölene kadar kârı paylaştırdığı, daha sonra davalının paylaştırdığı belirtilmiş, diğer bir kısım tanıklarda davacıyı gördüklerini ve çalışmasına ilişkin beyanlarda bulunmuşlardır. Davalı tanıkların beyanları, dosyadaki belgeler ile birlikte değerlendirildiğinde, çelişkili olduğu ve hükme esas alınacak nitelikte bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tanık beyanlarının ise, dava edilen dönemdeki çalışmayı ispatlayacak nitelikte bulunmadığı kanaatine varılarak hükmün eksik incelemeye dayandığı kanaatine varılmıştır.
Bu durumda yapılacak iş; çalışmanın geçtiği kahvehane işyerinin kime ait olduğu, işyeri açma ve çalışma ruhsatları, davacının anne ve babasını gösterir nüfus aile kayıt tablosu, davalının sosyal güvenlik kurumundaki varsa ... ve ....şahsi sicil dosyaları celbedilmeli, davalı Kuruma dava edilen dönemlerde dönem bordrosu verilmemesinin nedenleri araştırılmalı, Kurum tarafından bu dönemlerde yapılmış denetim tutanaklarının bulunup bulunmadığı sorulmalı, işyerinin bulunduğu yerin bağlı olduğu karakoldan, dava edilen tarihlerde, bu işyerinde çalışanlara ilişkin bildirim yada tespit varsa belgeleri celbedilmeli, denetim yapıldı ise tutanakları celbedilmeli, tesbite konu çalışmalara ilişkin olarak –varsa- işveren nezdindeki belgeler getirtilmeli; işbu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanmalı; lkayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususları yeterince araştırılmalı; yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde komşu işyerlerinde çalışmış, davacının çalışmalarını bilebilecek tanıkların somut bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 20.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.