10. Hukuk Dairesi 2010/13753 E. , 2012/2595 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait minibüslerde 01.01.2003-01.01.2007, 01.11.2009-31.12.2009 tarihleri arasında şoför olarak kesintisiz çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava konusu dönemde; davalıya ait ... ve ... plakalı minübüslerde geçtiği iddia edilen hizmetlere ilişkin olarak Kuruma davalı işyerinden verilen 08.04.2003 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesi ile bu tarihten itibaren davacının işten ayrıldığı 03.11.2003 tarihine kadar 206 günlük bildirimlerinin bulunduğu, 12.03.2003-03.04.2003 tarihleri arası dava dışı ... ait işyerinden çalışması ile 23.02.2005-06.11.2009 tarihleri arasında dava dışı farklı işyerlerinden kesintili çalışmalarının bildirildiği, davalıya ait araçlar üzerinden davacı adına 14.01.2003-27.03.2004 tarihleri arasında trafik ceza tutanaklarının bulunduğu, C sınıfı sürücü belgesinin 22.01.2001 tarihinde verildiği,dört davacı tanığının aynı durakta aynı işveren nezdinde çalışanlar ile araç sahibi olup; davacının çalışması hakkında net tarih veremedikleri, davanın kısmen kabulü ile; davacının 01.01.2003-27.03.2004 ve 01.11.2009-31.12.2009 tarihleri arasında bildirimler dışında çalıştığının tespitine karar verildiği anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.”Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda
tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Kuruma bildirilmeyen sürelerde hizmet akdi ile çalışıldığına ilişkin tespit davalarında, davacı iddiasını her türlü delille ispat edebilir.
Açıklanan ilkeler ışığında, dava konusu dönemin tamamına ait işveren tarafından verilen dönem bordroları getirtilerek davacı ile birlikte aynı işyerinde çalışan ve çalışmaları kayıt altına alınanların bilgilerine başvurulmalı, davacı minübüs şoförü olarak çalıştığını iddia ettiğine göre; davalı işverene ait olan ve plakaları belirtilen araçların şoförlerinin kimler olduklarının tespiti ile bu kişiler tanık sıfatıyla dinlenmeli, dosyada bulunanlar dışında, varsa, minübüslerin kaza tutanağı veya trafik ceza tutanakları getirtilmeli, tespite konu dönemde; 12.03.2003 - 03.04.2003 tarihleri arası dava dışı Abdullah Özyaman’a ait işyerinden çalışması bildirildiği görülmekle, hak düşürücü sürenin uygulanması bakımından çalışmanın kesintili olup olmadığı tartışılmalı, çalışmanın kesintili olması halinde, herhangi bir bildirim bulunmayan döneme ilişkin olarak hak düşürücü sürenin geçip geçmediği hususu da göz önünde bulundurulmalı, davacının sabıka kaydında yer alan mahkumiyete ilişkin 2003 esaslı ceza dosyası getirtilerek dava konusu dönemde davalı işveren ve işverene ait iki minübüsle bağlantılı olup olmadığı araştırılmalı, aynı işveren nezdinde çalıştıklarını ileri süren davacı tanıklarının hizmet döküm cetvelleri ile dava konusu dönemin tamamında davalı işveren tarafından verilen dönem bordroları celp olunarak davacı tanıklarının beyanlarının doğruluğu kayıtlarla denetlenmeli, gerektiğinde dava konusu dönemde aynı işveren nezdinde çalışan ve çalışmaları kayıt altına alınan kişilerin tanıklığına başvurulmalı ve böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenmeli; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan ..."ye iadesine, 20.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.