11. Ceza Dairesi 2019/5462 E. , 2019/6668 K.
"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26.07.2019 tarihli ve 2019/6533 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.08.2019 tarihli ve KYB-2019/84008 sayılı ihbarname ile;
Özel belgede sahtecilik ve tehdit suçlarından şüpheliler... ve ... haklarında yapılan soruşturma sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/12/2018 tarihli ve 2017/133046 esas, 2018/131340 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 15/02/2019 tarihli ve 2019/350 değişik iş sayılı kararının "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu,
Somut olayda müştekinin, 01/08/2017 tarihli kira sözleşmesinin sahte olarak düzenlendiği ve şüpheli ... tarafından tehdit edildiği iddiasıyla şüphelilerden şikayetçi olmasına rağmen, kira sözleşmesi üzerinde imza incelemesi yaptırmadan, ruhsat işlemine ilişkin belgeler dosya içerisine alınmadan, müştekinin ayrıntılı ifadesi alınarak olaya ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu tespit edilmeden, şüphelilere isnat edilen suçların unsurlarının neden oluşmadığı gerekçeli olarak belirtilmeden, eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın bu yönden kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." 2. fıkrasında, "Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanununun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet Savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen merci, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
CMK‘nin 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet Savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Diğer bir deyişle Cumhuriyet Savcısı elde edilen delillerin kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu kanaatine varırsa dava açacak, aksi durumda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilecektir.
Aksi durumun kabulü her ihbar veya şikayet üzerine Cumhuriyet Savcısının kamu davası açmasını gerektirir ki bu kabul, lekelenmeme hakkıyla bağdaşmayacak ve kanunun ruhuna uygun düşmeyecektir.
Soruşturmaya konu olayda; şikayetçi, şüpheliler hakkında özel belgede sahtecilik ve tehdit suçlarını işledikleri iddiasıyla şikayetçi olmuş ise de; tehdit suçu yönünden, şüphelilerin suçlamayı kabul etmemeleri, şikayetçinin iddialarını doğrulayacak somut bir olaydan bahsedilmediği gibi olayı gören herhangi bir tanık da bulunmaması ile özel belgede sahtecilik suçu yönünden, belge aslının temin edilememesi karşısında; kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca verilen 11.12.2018 tarihli 2017/133046 Soruşturma ve 2018/131340 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin merci Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin 15.02.2019 tarihli ve 2019/350 Değişik İş sayılı kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, kanun yararına bozma isteminin CMK"nin 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 25.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.