11. Ceza Dairesi 2019/4543 E. , 2019/6667 K.
"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 12.06.2019 tarihli ve 2019/5339 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.06.2019 tarihli ve KYB-2019/64827 sayılı ihbarname ile;
Özel belgede sahtecilik suçundan sanık ..."ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 207/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2019 tarihli ve 2013/673 esas, 2019/42 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2019 tarihli ve 2019/177 değişik iş sayılı kararının "Dosya kapsamına göre, müştekinin ... Üniversitesi Sağlık Hizmet Meslek Yüksekokulunda çalıştırılmak üzere üniversitenin Sağlık Hizmet Meslek Yüksekokulları müdürü olarak atanan sanık ile 27/01/2010 tarihinde yaptığı görüşme sonunda üniversite ile tam zamanlı öğretim elemanı sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmede sonucunda 01/02/ 2010 tarihi itibarı ile işe başladığını, ancak daha sonra iş akdinin feshedildiğini, iş kanunu gereğince üniversite aleyhine Bakırköy 8. İş Mahkemesine dava açtığını, anılan Mahkemenin 2012/314 esas sayılı dosyasında yüksekokulun müdürü şüpheliye imzalayarak teslim ettiğini bildirdiği sözleşmenin yerine yine aynı tanzim tarihli üniversitede işe başlama tarihinin 01/09/2010 olarak gösterildiğini, bu sözleşmedeki ismi karşısındaki imzanın kendisine ait olmadığını, sahte olarak oluşturulduğunu iddia etmesi üzerine yapılan soruşturma ve kovuşturma neticesinde, müştekinin mukayeseye yeter imzaları alınarak İş Mahkemesine ibraz edilen tam zamanlı öğretim elemanı sözleşmesindeki imzanın müştekinin eli ürünü olup olmadığı hususunda ... Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı bilirkişi kurulu raporunda, sözleşmedeki imzanın müştekinin eli ürünü olmadığının tespit edilmesi üzerine, söz konusu sözleşmenin müşteki tarafından imzalanarak şüpheliye teslim edildiğine ve atılı suçun sanık tarafından işlendiğine kanaat getirilerek sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamına göre, özel belgede sahtecilik suçunun sanık tarafından işlendiğine dair mahkumiyete yeterli ve somut delil bulunmaması karşısında, sanığın üzerine atılı suçtan dolayı beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanığın mahkumiyetine ve hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik itirazın reddine dair mercii Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/02/2019 tarihli ve 2019/177 değişik iş sayılı kararın isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyet kararı olmadığı gibi, davayı esastan sonuçlandıran bir hüküm de değildir. Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2008 tarihli ve 346-25 sayılı kararında belirtildiği gibi, bu karar “koşullu bir düşme kararı” niteliğinde olup, CMK’nin 231. maddesinin 10 ve 11. fıkraları uyarınca, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, kamu davası aynı Yasanın 223. maddesi uyarınca düşürülecek, aksi halde ise açıklanması geri bırakılan hüküm açıklanacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz vaki olduğunda, merciince ne şekilde inceleme yapılacağı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 03.02.2009 tarihli ve 13-12 sayılı, "İtiraz merciince evrak üzerinde inceleme yapılabildiğinden, itiraza konu karar yönünden yapılacak inceleme de ancak 231. maddenin objektif koşullarının belirlenmesi ile ilgili sınırlı bir inceleme olmalıdır. Duruşmada kanıtlarla doğrudan temas etme olanağı bulunmayan merciin, kanıt değerlendirmesi yaparak yeni bir hüküm tesisi, itiraz kurumunun niteliğine aykırı olacaktır. İtiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan, bu karara konu olan ve 231. maddenin 5. fıkrası uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olan hükmün değerlendirilmesi, 231 ve 271. maddelerdeki düzenlemelere aykırıdır. İtiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 231. maddenin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılmalıdır." şeklinde kabul edilmiş ve bu uygulama Özel Dairelerce istikrarlı olarak sürdürülmüştür. Ancak, şeklen yapılacak incelemenin ihtilaf konusu hususlara köklü çözüm sağlamayacağına ve hak arama hürriyetini ihlâl edeceğine yönelik eleştiriler de dikkate alınarak, Ceza Genel Kurulunca 22.01.2013 tarih ve 534-15 sayı ile; “İtiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı” şeklinde görüş ve uygulamada değişiklik yoluna gidilmiştir. Böylece hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itiraz üzerine, itiraz merciinin işin esasına da girebileceğine karar vermiştir.
5271 sayılı CMK"nin 231/5 fıkrasında, sanığa “yüklenen suçtan” dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğinin öngörülmüş olması karşısında; merciin öncelikle, sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanıp tanımlanmadığını incelemesi gerekmektedir. Kanunun lafzında "yüklenen suçtan" dolayı yapılan yargılamadan bahsedilmiş olması nedeniyle sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanması zorunludur. Bunun gibi, kanunda suç olarak tanımlanan eylemin cezası da, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları içerisinde kalmalıdır. Vasıflandırmada hata yapılmak suretiyle uygulanma imkanı bulunmayan suçlar için hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilmesi de merciin inceleme kapsamı içinde kabul edilmelidir. Esasen her iki inceleme bir yönüyle esasa müessir olarak kabul edilebilirse de, kanunun lafzı karşısında bu incelemenin aynı zamanda, şekli bir inceleme olduğunu söylemek mümkündür. Aksinin kabulü, kanunda suç olarak tanımlanmayan, tanımlanıp da kapsam dışında kalan eylemler için, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi ve bunun da herhangi bir incelemeye tabi tutulmaması sonucunu doğuracaktır ki, bu kanun koyucunun öngördüğü bir sonuç değildir. Bunun dışında, merciin, suçun sübutu ya da ceza miktarı itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması sınırları içerisinde kalan eylemin vasıflandırması ile ilgili bir değerlendirme yapması mümkün değildir. Zira, bu tür aykırılıklar hükmün açıklanması durumunda temyiz ya da kanun yararına bozma yasa yollarının konusunu oluşturacaktır. Açıklanan nedenlerle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları yönünden merciince itirazen incelenebilecek aykırılıkların kanun yararına bozma konusu yapılabileceği kabul edilmelidir.
Dava konusu olayda mahkemece kanıtların toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara karşı yapılan itiraza ilişkin, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğinden bahisle merci tarafından itirazın kabul edilmesine gerektiğine yönelik olarak kanun yararına bozma yoluna başvurulmaktadır. Böyle bir durumda ortada kanun yararına bozma kararı verilmesini gerektirir hukuka aykırılık hali bulunmamakta olup, varolan kanıtların mahkûmiyete yeterli olup olmamasına ilişkin değerlendirme yanlışlığından kaynaklanan bir uyuşmazlık hali söz konusudur ve bu uyuşmazlığın ancak hükmün açıklanması halinde yasa yollarına konu edilebilmesi mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; sanık ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Bakırköy 5. Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 16.01.2019 tarihli 2013/673 Esas ve 2019/42 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi‘nin 18.02.2019 tarihli ve 2019/177 D.İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki istem, kanun yararına bozma yolunda ileri sürülemeyeceğinden REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 25.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.