3. Ceza Dairesi 2019/13248 E. , 2019/14648 K.
"İçtihat Metni"Kasten yaralama suçundan sanık ..."nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-c ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 tarihli ve 2015/396 Esas, 2018/464 Karar sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin itiraz mercii Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2018 tarihli ve 2018/291 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 24.05.2019 tarihli ve 2019/4573 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2019 tarihli ve 2019/59851 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmış ise de; sanığın belirli sürelerle denetime tabi tutulmasını öngörmesi, adli sicile işlenmese dahi kendisine mahsus bir sisteme kaydedilmesi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi, yine müsadere, yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet ücretinin sanığa yüklenmesi bakımından hukuki etkilerinin bulunması nedenleriyle bu karar, esasında kesin bir hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Bu bağlamda temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği kabul edilmelidir." şeklinde belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların kanun yararına bozmaya konu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede;
Dosya kapsamına ve mahkemenin kabulüne göre, olay tarihinde sanığın kullandığı arabası ile hasta olan babasını ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine götürdüğü sırada, giriş yapmak için bekleyen araçların önüne geçtiği ve yerleşkeye giriş yapmak istediği, görevli polis memuru katılan...’ın aracın girişine izin vermeyerek sıraya geçmesini istediği, bunun üzerine, sanığın araçtan inerek katılan ile tartışmaya başladığı, işlem yapılmak üzere görevli polis memuru tarafından alınan aracına
ait ruhsatı geri almaya çalıştığı, katılanı yakasından tutarak ittirdiği ve eliyle vurmak suretiyle basit tıbbî müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, bu haliyle sanığın eylemlerinin bir bütün halinde cebir suretiyle memura görevini yaptırmamak için direnme eylemini oluşturduğu, somut olayda sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği sırada görevli polis memuru katılan ..."a karşı basit yaralama suçunu işlediği sabit ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 265/5. maddesindeki "Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklindeki düzenlemesi nazara alındığında, yaralama eyleminin görevi yaptırmamak için direnme suçunun şiddet unsurunu teşkil etmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 42. maddesi gereğince yaralama suçundan ayrıca mahkûmiyet hükmü kurulamayağı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğiden bahisle, 5271 sayılı CMK"nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2018 tarihli ve 2018/291 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK"nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA ve müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.07.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.