
Esas No: 2021/5311
Karar No: 2022/211
Karar Tarihi: 12.01.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/5311 Esas 2022/211 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2021/5311 E. , 2022/211 K."İçtihat Metni"
Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İlk Derece
Mahkemesi : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı feri müdahil Kurum vekili ile davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10 Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın,feri müdahil Kurum vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; davacının davalı kurum bünyesinde 01/11/1986 yılından işten çıktığı 14/05/2010 yılları arasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eksik bildirilen 1735 hizmet günün tespitine tespit edilen hizmetlerin davacının sigorta süresine ilavesine ilave edilen sigorta sürelerine ilişkin primlerin davalı kurum tarafından ödenmesini yargılama giderleri ve vakalet ücretinin davalı kuruma tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle;kurum kayıtlarının resmi yazılı belge vasfında belgeler olduğunu aksi yönde iddiların aynı nitelikte belgelerle desteklenmesi ve ispatlanmasının gerektiğini, tanık beyanlarının ispat gücüne yeterli olmadığını, davanın bü yönleri ile ispat gücünden yoksun belirsizlikler ihtiva eden delil ortaya koyulmamış ve kabulü mümkün olmayan dava olduğunu açıklanan nedenler ışığında davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; SSK 79/8. Maddesi uyarınca sigortalı hizmet tespiti davalarının hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde açmalarının gerektiğini, sigortalının aynı iş yerinde birden fazla işe giriş ve çıkışlarının olması halinde hak düşürücü serinin her dönem için ayrı ayrı hesap edilmesinin gerektiğini, davacının davasının reddinin gerektiğini, yukarıda arz ve izah etmeye çalıştıkları sebeplerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi; davanın kısmen kabulü ile;
Davacı ...'nın, davalı ...'ne ait işyerinde 01/03/1992-31/12/1996 tarihleri arası dönemde hizmet akdi ile asgari ücretle 1732 gün çalıştığı, çalışmasının 1172 günlük kısmının bildirildiği, 560 günlük kısmının SGK Başkanlığı'na bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar vermiştir.
B-BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince "... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 08.05.2019 tarih, 2016/88 Esas ve 2019/98 Karar sayılı kararına yönelik davalı ... vekili ile fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, " karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı ve Feri Müdahil Kurum vekili kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, temyiz eden davalı ve Feri Müdahil Kurum vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-506 sayılı Yasa'nın 79/10. (benzer 5510 sayılı Kanun m. 86/8.) maddesine göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Kanunda yer alan 5 yıllık süre, hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerekir. Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur. Yönetmelikte sayılan belgelerden birisinin verilmiş olması halinde artık hak düşürücü süreden söz edilemez.
Anılan maddenin yorumunda Yargıtay uygulamasına göre, sigortalının çalıştığı işyerinden askerlik nedeniyle ayrılıp terhisini müteakip aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi durumunda, davacıya ödenen ücretten sigorta priminin kesildiği hallerde, Kurumun denetim elemanlarınca davacının çalışmasının tespit edildiği durumlarda hak düşürücü süreden bahsedilemez. Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2003 gün ve 2003/10-7 E., 2//353 K.; 27.04.2011 gün ve 2011/10-52 E.-2011/221 K. sayılı ilamlarında da, benimsenmiştir.
Mahkemece; Davanın kısmen kabulü ile, davacı Şerif Şakacı'nın, davalı ...'ne ait işyerinde 01/03/1992-31/12/1996 tarihleri arası dönemde hizmet akdi ile asgari ücretle 1732 gün çalıştığı, çalışmasının 1172 günlük kısmının bildirildiği, 560 günlük kısmının SGK Başkanlığı'na bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda; davalı işverene ait aynı işyerindeki bildirilen çalışmanın 1981/3 döneminde başlayıp 14/05/2010 tarihinde son bulduğu, davalı işveren yanından bildirim yapılan bu süre içerisinde, 15/02/1995-15/03/1995 tarihleri arasında 28 günlük dava dışı ...sicil nolu işveren ... (fırın)yanından yapılan bildirim karşısında, bu çalışmanın gerçek ve fiili olup olmadığı usulüne uygun araştırılmalı, yapılacak araştırma sonucu anılan dava dışı işveren ...(fırın) yanından yapılan 15/02/1995-15/03/1995 tarihleri arasındaki çalışmasının gerçek ve fiil olduğu sonucuna ulaşılırsa; dava ve tespite konu yapılan 15/03/1995-31/12/1996 tarihleri arasındaki sürenin dava tarihi olan 18/04/2016 itibariyle hak düşürücü süre kapsamında kalacağı değerlendirilmeli, aksi durumda ise şimdiki gibi tespite karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, feri müdahil Kurum ile davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.