
Esas No: 2021/5600
Karar No: 2022/304
Karar Tarihi: 12.01.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/5600 Esas 2022/304 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2021/5600 E. , 2022/304 K."İçtihat Metni"
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İlk Derece
Mahkemesi : ... İş Mahkemesi
Dava, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının bu sigortalılığa göre bağlanan yaşlılık aylığının iptali,ödenen primlerin iadesi ve 4/a sigortalılığı üzerinden kısmi aylık bağlanması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilin SSK'lı olarak 24.11.1977 tarihinde sigorta başlangıcı olduğunu, müvekkilinin 1977 de 37 gün, 1978 de 356 gün, 1979 da 359 gün, 1980 de 351 gün, 1981 de 352 gün, 1982 de 355 gün. 1983 de 360 gün, 1984 te 360 gün, 1985 te 360 gün, 1986 da 344 gün, 1987 de 360 gün, 1988 de 163 gün toplamda 3757 gün SSK hizmeti ve prim günü olduğurnu. ancak müvekkilinin SSK -4-a hizmetlerinin 2017 yılına kadar 3757 gün yerine 2500 gün gösterildiğinden müvekkilinin 2008 yılı 7. ayında kuruma gelerek durumu izah etmiş ise de 2500 gün SSK sı olduğundan emekli olamayacağının bildirildiğini, sonrasında müvekkilinin Şeker Fabrikasına ve ya TMO ya Bağ Kur prim tevkifatı olup olmadığının sorularak müvekkilinin 1996 yılı Haziran ayında prim tevkifatının tespit edilerek müvekkiline resen Bağ-Kur dosyası açıldığını ve müvekkile 01.07.1996 -31.07.2008 tarihi arasında Tarım Bağ Kur hizmeti verilerek müvekkilinden 12.500,00 TL tahsil edilip ( fazlaya dair haklar saklıdır) müvekkile 01.08.2008 tarihi itibari ile tarım bağ kur dosyasından (4- b) kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, müvekkiline tarım dosyasından aylık bağlandıktan sonra; 2017 yılı içerisinde müvekkiline ait olan önceki SSK hizmetlerinin kurumca tespit edilerek sisteme girişi yapıldığını, sistemde yapılan düzeltmeler sonrasında müvekkilinin 2500 gün olan SSK hizmetinin 2769 güne çıkarılmış ise de düzgün olanı 2.757 gün SSK hizmeti ortaya çıkarıldığını, ... sayılı Tarım Bağ Kur Hizmetinin yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli hizmet olmadığından, iptali ile dosyadan alman primlerin iadesine, SSK sicil dosyasından 2008 yılı 7. Ayındaki yaşlılık aylığı talebinde bulunulduğu tarih itibari ile 506 s.k. geçici 81 /C -a maddesine göre Kısmi yaşlılık aylığı şartları mevcut olduğundan 4-b kapsamına göre bağlanan aylığın iptali ile SSK 4-a kapsamına göre Kısmi Yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili, davacının müvekkil kuruma ... sicil numarası ile kayıtlı Bağ-Kur ve ...sicil numarasında kayıtlı SSK sigortalısıdır. Davacı SSK ya tabi hizmetlerinden sonra geçimini tarımla iştigal ederek kazandığını ve tarımsal faaliyetlerine devam ettiğini, davacının 07.07.2008 tarihinde ... SGK Î1 Müdürlüğüne müracaat ederek 1996 yılı ve sonrasında ürün sattığını ve tevkifat kesintisine göre 2926 sayılı kanuna tabi sigortalılığının başlatılması gerektiğini belirtilen dilekçesine istinaden 01.07.1996 tarihinde göre 4/b sigortalılığı başlatıldığını, davacının zirai faaliyetinin 01.01.1987 tarihinden itibaren devam ettiğinden 01.07.1996 tarihinde başlatılan 2926 sayılı kanun sigortalılığı emeklilik müracaatı olan 31.07.2008 tarihine kadar devam ettiğini ve tahakkuk eden prim borcunu 5510 sayılı kanunla yapılandırarak ödediğini, 4/a sigortalılığı ile 4/b kapsamındaki sigortalılığı ile ilgili birleştirme işleminin de yapılarak 01.08.2008 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlandığını, davacının 506 sayılı kanun kapsamında ve o dönemde emeklilik/yaşlılık aylığı şartlarını taşımış olmasının tek başına yeterli bir husus olmayıp, kanunda yazılı talep şartının arandığını, davacının o dönemde ve o döneme ilişkin herhangi bir talebinin mevcut olmadığını, bu nedenlerle davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“...Mahkememizce yapılan yargılamada davacının SGK kayıtları celbedilmiş, yapılan inceleme neticesinde sigorta başlangıcı 24.11.1977 olan davacının 506 sayılı yasanın geçici 81. Maddesinin C fıkrasında belirtilen 15 yıllık sigortalılık süresini 24.11.1992 tarihinde tamamladığı, 3755 gün 4-a prim ödeme gün sayının bulunduğu, 01.07.1933 doğum tarihine göre de 55 yaşını 01.07.1988 tarihinde doldurmuş olduğu ve 31.07.2008 tarihinde kurumdan yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiği tespit edilmiştir.
Dosya kapsamında mevcut belgelerden davacının 4-a kapsamına tabi olarak 24.11.1977-03.07.1988 tarihleri arasında 3755 gün prim ödeme gün sayısının 506 sayılı yasanın geçici 81. Maddesinin C fıkrasının (a) bendi kapsamında aylık bağlanabilmesi için yeterli olduğundan, 2829 sayılı kanun kapsamında birleştirilmesine gerek bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacının 31.07.2008 tarihli Kurum kayıtlarında yer alan yaşlılık aylığı talep formu esas alınarak, belgenin kurum kayıtlarına alındığı 31.07.2008 tarihini takip eden aybaşı olan 01.09.2008 tarihinden itibaren davacıya, 506 sayılı yasanın geçici 81. Maddesinin C fıkrasının (a) bendine göre yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği anlaşılmıştır... Ayrıca 4-a kapsamına tabi olarak 24.11.1977-03.07.1988 tarihleri arasında 3755 gün prim ödeme gün sayısının 506 sayılı yasanın geçici 81. Maddesinin C fıkrasının (a) bendi kapsamında aylık bağlanabilmesi için yeterli olduğundan, 2926 sayılı kanuna tabi olarak 01.07.1996-31.07.2008 tarihleri arasında 4350 gün 4-b prim ödeme gün sayısı 15 tam yıl süresini sağlamadığından, 2926 sayılı kanuna tabi sigortalılığın iptal edilerek tahsil edilen primlerin 1479 sayılı kanunun 55. Maddesi gereğince davacıya iade edilmesi ve davalı Kurumca davacıya 4-b kapsamında 01.08.2008 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanmış olan emekli aylığının iptalinin gerektiği anlaşılmıştır.” gerekçesiyle davanın kabulü ile “1-Davacının 01.09.2008 tarihinden başlamak üzere 506 sayılı Kanunun Geçici 81. maddesinin C fıkrasının (a) bendine göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine,
2-Davacının 2926 sayılı kanuna tabi sigortalılığının iptaline, tahsil edilen prim tutarlarının 1479 sayılı kanunun 55. Maddesi gereğince davacıya iadesine,
3-Davacının Tarım Bağ-Kur kapsamında 01.08.2008 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan emekli aylığının iptaline,” karar verilmiştir.
Davalı kurum vekili, kurum işleminin yerinde olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde istinaf başvuru sebepleri olarak ileri sürmüştür.
B- BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, usul ve esas açısından ilk derece mahkemesi kararını yerinde bulmak suretiyle; davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi içeriğini tekrarla kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde MK 27/1. maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde, davacının nüfus kaydına göre, davanın açılmasından sonra yargılama devam ederken 07.08.2019 tarihinde vefat ettiği, mahkemece, davacının mirasçılarına husumet yöneltilmesine olanak tanınmaksızın, vefat eden kişi hakkında gıyaben karar verildiği anlaşılmakla, ölü kişinin karar başlığında yer alması, ölü kişi adına hüküm kurulmuş olması hatalıdır
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, Mahkemece, davacının mirasçılarının tespiti ile HMK’nın 124. maddesi gereğince davaya katılımları sağlanıp, davaya dâhil edilen mirasçıların gösterdiği deliller toplanmalı ve elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmektedir.
O hâlde, sair hususlar incelenmeksizin,davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 12/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.