
Esas No: 2021/4740
Karar No: 2022/637
Karar Tarihi: 19.01.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/4740 Esas 2022/637 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2021/4740 E. , 2022/637 K."İçtihat Metni"
Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
No : 2021/422-2021/491
İlk Derece
Mahkemesi :Alanya 1. İş Mahkemesi
No :2017/27-2020/347
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait ... Restaurant Cafe isimli işyerinde personel müdürü olarak 01/05/2009-01/11/2016 tarihleri arasında geçen hizmet süresinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı ... vekili, davacının iddia ettiği sürelerde ve statüde davalı işverenlikte çalışmadığını, davacının 28/02/2012-30/06/2012 tarihleri arasında çalıştığını, davacının çalıştığı dönemde komisyonculuk görevi yaptığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer'i müdahil kurum vekili, eylemli çalışmanın varlığının ispatlanması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
"Davanın reddine" karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
"Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Alanya 1. İş Mahkemesi 2017/27 Esas 2020/347 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla, davaya konu kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1) 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer de delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.
Eldeki davada, Mahkemece, davacının hizmet akdine tabi çalışmalarının ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın tetkikinde; Mahkemece, davacı ile davalı arasında hizmet ilişkisinin zorunlu unsurlarından olan bağımlılık, işgörme, ücret ve süre gibi unsurların bulunmadığı belirtildiyse de davacının, davalı işyerinde 28.02.2012-30.06.2012 tarihleri arasında toplam 122 gün sigortalı çalışmasının bildirildiği, işyerine ilişkin vergi kaydının davalı ... adına olduğu, davacı tarafından sunulan 2013/4- 2016/9 arasına ilişkin faturalarda davacının teslim alan sıfatıyla isim ve imzalarının bulunduğu, 18.06.2014 tarihli ... işyerine ait Emniyet kaşesinin bulunduğu kimlik belgesi formunda davacının çalışan olduğu görülmektedir. Tanık beyanlarında davacının ortak ya da işletmeci olduğu yönünde ifadelerde bulundukları, 17.05.2015 ve 09.07.2016 tarihli çeklerin altında ... Restaurant kaşesi altında davacı ile yine tanık beyanlarında ortak olduğu belirtilen Harun Aydoğmuş'un isim ve imzalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, Mahkemece, davacı ile davalı arasında adi ortaklık ilişkisi bulunup bulunmadığı, böyle bir ilişkinin varlığı halinde davacının ortaya emeğini koyup koymadığı, çeklerin ne şekilde ve neden davacı tarafından imzalandığı, davalı ...'le aralarında bir sözleşme olup olmadığı davacı ve davalıdan da sorulmak suretiyle araştırılmalı, Emniyet araştırması da yapılarak davacının işveren olarak mı hizmet akdi ile mi çalıştığı hususu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 19.01.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.