13. Hukuk Dairesi 2015/34830 E. , 2017/1147 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Asil ... ve vekili avukat ... geldiler. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının babası olduğunu, .... ili ... ilçesinde bulunan 185 parsel ve 10058 parsel sayılı taşınmazların 1/4’er oranında hisselerine sahip olduğunu, resmi kurumlarda iş ve işlemlerin yürütülmesi ve takibi amacı ile davalıya vekaletname verdiğini, davalının bu vekaletnamelere dayalı olarak adı geçen taşınmazları sattığını öğrendiğini, davalının satış işlemlerini gerçekleştirdiğine dair bir bilgi vermediğini, davaya konu gayrimenkullerin satıldığını öğrenmesi üzerine 07/11/2013 tarihli azilname ile davalıyı azlettiğini ileri sürerek, satış bedellerinin tapuda düşük gösterilmiş olması nedeni ile gerçek satış değerleri tespit edilmek suretiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 20.000,00TL"nin satış tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davalının vekalet görevini kötüye kullanması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırılarak açılmıştır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 506/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 508/1). Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davacı tarafından verilen vekaletnamelere istinaden davalının, 185 parsel sayılı taşınmazdaki davacı hissesini 13.4.2007 tarihinde, 10058 parsel sayılı taşınmazdaki hisseyi ise 29.1.2004 tarihinde dava dışı şahıslara satarak bedellerini aldığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı vekilin, hesap verme yükümlülüğü kapsamında satış bedellerini davacıya ödediğini ispatlayamadığı mahkemenin de kabulündedir. Bununla birlikte davalı cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece davalıya yemin hakkı hatırlatılarak hâsıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 1480,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.