Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/8091
Karar No: 2022/1669
Karar Tarihi: 09.02.2022

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/8091 Esas 2022/1669 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2021/8091 E.  ,  2022/1669 K.

    "İçtihat Metni"


    Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    No : 2021/1384-2021/1190
    İlk Derece
    Mahkemesi : Anamur 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi


    Dava, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi
    I-İSTEM
    Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 1994 yılından beri çilek ile birlikte muz yetiştirme işi ve satışı yapan tarımda çalışan davacı, davalı kurum kayıtlarına 01/06/1994 yılında tarım Bağ-Kurlu olarak tescil edilmesine rağmen kurumca hiçbir neden yok iken, 31/12/1994 tarihinde terk verilmesi ve terk işleminde davacının 04/05/2016 tarihinde haberdar olması üzerine idareye başvuru yapılarak tarım Bağ-Kurlu sigortalılık süresinin tespiti istendiğini, idarece 27/05/2016 tarihinde verilen cevap ile bu istemin dikkate alınmadığını, davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sİgortası Kanununun geçici 7. maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10. maddeleri olduğunu, davanın kabulüne karar verilerek davacının bilirkişilerce hesaplanıp tespit edilen tarih itibariyle ve kurumca yersiz terkin yapıldığı 31/12/1994 tarih ile yeniden sigorta başlangıç tarihi olan 01/07/2008 arası tarım Bağ-Kur sigortalı olduğunun tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
    II-CEVAP
    Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.

    III-MAHKEME KARARI
    A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk derece mahkemesi davanın kabulüne, davacının 31/12/1994-28/08/1995 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğuna, davacının bu sürelere ait sigortalılığını iptal eden davalı kurum işleminin iptaline,
    b)28/08/1995-30/06/2008 tarihleri arasında davacının tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
    Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılması ve daha önce verilen istinaf kararına uyulmadan yanlış tespitlerden hareket edilerek verilen işbu kararın hukuka aykırı olduğunu bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
    B-BAM KARARI
    ... Bölge Adliye Mahkemesi, usul ve esas açısından ilk derece mahkemesi kararını yerinde bulmak suretiyle; davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
    IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçe içeriğini tekrarla kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
    V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
    İnceleme konusu dosyada; davacının 15.04.1997 tarihli tevkifatına istinaden Kurum tarafından resen 01.05.1997 tarihi itibariyle Tarım Bağ-Kur sigortalılığı tescilinin yapıldığı, daha sonra yapılan inceleme sonucunda davacının 1994/Mayıs ayına ait tevkifatının da olduğunun belirlenmesi üzerine bu tescil tarihinin 01.06.1994 tarih olarak geriye çekildiği, Kurum kabulünde olan sigortalılık sürelerinin 01.06.1994 - 31.12.1994, 01.07.2008 - 30.04.2018(76), 01.06.2018-devam şeklinde olduğu, söz konusu sigortalılık dönemlerinin, davacının 01.06.1994 tarihinde resmi bir kuruluş kaydı olmadığından yıl sonu itibari ile sona erdirildiği, yine bu tarihten sonra ilk prim ödeme tarihi olan 30.06.2008 tarihini takip eden ay başı olan 01.07.2008 tarihinden itibaren tekrar başlatıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının 30.06.2008 tarihinde 10.600 TL toplu ödeme yaptığı, 28.07.2008-03.05.2016 arasında da düzenli cari prim ödemelerinin olduğu, Anamur Ziraat Odası kaydının 22.06.1999’dan itibaren Anamur Tarım Kredi kooperatif üyeliğinin ise 18.12.1998 tarihinden itibaren mevcut olduğu görülmektedir.
    Mahkemenin, kurumun kabul ettiği “01.06.1994 - 31.12.1994, 01.07.2008 - 30.04.2018, 01.06.2018-devam” sigortalılık dönemleri haricinde, davacının “31.12.1994 - 28.08.1995 döneminde isteğe bağlı sigortalılığının, “28.08.1995-30.06.2008 döneminde zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine yönelik kararı, eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
    1-İsteğe bağlı sigortalılık yönünden;
    Anılan dönem yönünden yürürlükte bulunun 2926 sayılı Yasanın 60. maddesinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar ile bunların yanında aile mensubu olarak ücretsiz çalışmakla beraber bu Kanunun 4 üncü maddesi kapsamı dışında kalanlardan 18 yaşını doldurmuş olanlar Kuruma yazılı olarak başvurmak suretiyle isteğe bağlı sigortalı olabilirler.
    Zorunlu sigortalılıkları sona erenler, 4 üncü madde kapsamı dışında kalmak şartıyla evvelce prim ödemiş oldukları son basamak üzerinden sigortalılıklarını isteğe bağlı sigortalı olarak devam ettirebilirler.” hükmüne yer verilmiş olup, anılan yasal düzenleme çerçevesinde isteğe bağlı sigortalı olabilmek için, Kuruma yazılı başvuru ya da isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde Kuruma prim ödemesinin varlığı koşul olup, davacının 31.12.1994-28.08.1995 tarihleri arasındaki dönem yönünden Kuruma yazılı başvurusunun bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bulunmaması halinde, davacının prim ödemelerini 30.06.2008 tarihi ve sonrasında yapmış olduğu gözetilerek, isteğe bağlı sigortalılığın koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
    2-Zorunlu Tarım - Bağ Kur sigortalılığı yönünden;
    2926 sayılı Kanunun 2. maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3. maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
    Anılan Kanunun 3. maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5. maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6. maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9. maddesi Kuruma re'sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
    Anılan Kanunun 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T. Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
    Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;
    1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,
    2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla "Tarımsal Amaçlı Kredi" kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,
    3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,
    4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19. maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun "Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi" başlıklı 52, "Zirai kazançta vergileme" başlıklı 53, ve "Vergi Tevkifatı" başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun" Vergi kesenlerin sorumluluğu" başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere "Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler." Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.
    5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,
    6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22. maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
    Ayrıca 2926 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.
    Eldeki davada; her ne kadar 28.08.1995-30.06.2008 döneminde zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalılığına karar verilmişse de verilen karar, eksik incelemeye dayalıdır. Mahkemece, davacının 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak hususlar ayrıntılı olarak araştırılmalı, bu bağlamda zirai faaliyetin devamlılığı ve niteliği kapsamında davacının hangi ürünleri yetiştirdiği, tarımsal faaliyetini yaptığı ürünlere yönelik, özel ve kamu kurum ve kuruluşlar nezdinde teslimat ve tevkifat, prim ödemesi, araştırması yapılmak suretiyle yukarıda belirtilen ilkelere göre yapılacak tarımsal faaliyet araştırması sonucu toplanacak deliller çerçevesinde yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.
    Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ:... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi