
Esas No: 2021/11677
Karar No: 2022/1589
Karar Tarihi: 09.02.2022
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/11677 Esas 2022/1589 Karar Sayılı İlamı
10. Hukuk Dairesi 2021/11677 E. , 2022/1589 K."İçtihat Metni"
Bölge Adliye
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No : 2020/281-2021/1315
İlk Derece
Mahkemesi :... 33. İş Mahkemesi
No :2018/441-2019/293
Dava, aksine Kurum işleminin iptaliyle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nin yurt dışı hizmet borçlanması yaptıktan sonra 31.12.2015 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunduğunu, İsviçre’de “4” kodlu prim ödemesinin devam ettiği gerekçesiyle talebin reddedildiğini, temelde kesin dönüş şartının yurt dışındaki çalışmanın sona erdirilmesi, işsizlik yardımı ya da ikamete dayalı sosyal yardım alınmamasını ifade ettiğini, 3201 sayılı Kanunun 6. maddesi ile bu Kanunun uygulama esaslarını düzenleyen Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında “kesin dönüş”, “sosyal sigorta ödeneği”, “sosyal yardım ödeneği” kavramlarının yoruma yer verilmeyecek şekilde tanımlandığını, yoruma açık olmayan bir normun lafzi anlamının ötesinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, çalışılan ülkenin sosyal güvenlik sisteminden hak kazanılan yaşlılık ya da malullük aylığından yararlanmanın da “kesin dönüş” kavramına dâhil edilmesinin “sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeyeceği olgusunun göz ardı edilmesi sonucunu da doğuracaktır.” yönündeki Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2015/16234 Esas ve 2016/642 Karar sayılı emsal ilama aykırılık teşkil ettiğini, hangi iş yerine gittiği, mesai saatlerinin ve görev tanımının ne olduğu sorularının cevabının bulunmadığını, çünkü çalışma yaşamıyla tüm ilgisinin zaten kesildiğini, diğer yandan sigortalı lehine yorum ilkesi gereği borçlandırılan sürenin en eski tarihlere mahsup edilmesi gerekirken hatalı şekilde 11.08.2001-30.06.2015 tarihleri arasına işlendiğini, bunun ilerde müvekkiline bağlanacak olan aylığın eksik ödenmesine yol açacağını belirterek müvekkilinin tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanmış olduğunun ve bağlanması gereken aylıklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti ile yurt dışı borçlanma yoluyla ödemiş olduğu primlerin doğru yıllara hasredilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 03.07.2015 tarihinde evrak kaydına geçen dilekçe ile İsviçre’de çalışma ve boşta geçen sürelerinden 5000 gününü borçlanma talebinde bulunduğunu, 15.10.2015 tarihli İsviçre hizmet cetvelinde kesintili olarak kayıtlı bulunan 01.01.1982-31.12.2014 tarihleri arasındaki hizmetin sonundan geriye gidilerek 02.08.2000-01.7.2014 süresinde 5000 günün borçlandırıldığını, borçlanma sürelerinin 3201 sayılı Kanunun belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenen gün sayılarının esas alınacağına ilişkin 5. madde hükmü gereği mevzuata uygun hesaplandığını, tahakkuk eden 67.920,00 TL borcunu 07.12.2015 tarihinde ödeyerek 16.12.2015 tarihinde yaşlılık aylığı bağlanması için talepte bulunduğunu, İsviçre mevzuatına göre yabancıların bu ülkede ikamet ettikleri sürece 64 yaşına kadar adlarına prim yattığını ve dolayısıyla sigortalı sayıldıkları gerekçesiyle talebinin 16.03.2016 tarihli yazı reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, “…Davacı İsviçre'de çalışmaya dayalı olmadan ödenen sigortanın yaşlılık aylığı almaya engel olmadığını ileri sürerek, ayrıca borçlanma bedelinin de 1982- 1997 yılları arasına maledilmesi gerektiğini ve buna göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitini istemektedir.
Yukarıda da açıklandığı gibi kurum tarafından 12/08/2000 - 01/07/2014 tarihleri arasındaki süre yönünden tahakkuk cetveli düzenlendiği ve davacının borçlanma bedelini ödediği, ancak yasal düzenleme karşısında prim bedellerini değinilen yasal düzenleme kapsamında ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/12/2018 tarih, 2017/2656-2018/1897 sayılı kararı kapsamında 1982 - 1997 yılları arasına maledilmesi olanağı bulunmamaktadır. Diğer yandan davacının İsviçre sigorta sistemi kapsamında zorunlu olarak çalışmaya dayalı olmadan sigortalı sayılması İsviçre'de ikamet koşuluna bağlı olup, 3201 sayılı yasa kapsamında yaşlılık aylığı alabilmek için Türkiye'ye kesin dönüş koşulunun gerçekleşmediğini göstermektedir. Bu durumda davacının yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemide yerinde görülmemiştir.
Görüşüne başvurulan bilirkişinin 26/08/2019 tarihli raporu da mahkememizce yapılan değerlendirmelerle uyumlu olup rapora da itibar edilerek davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” Gerekçesiyle,
“1-Davacının 01/01/2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti isteminin reddine,
2-Davacının yurt dışı borçlanma amacıyla ödemiş olduğu primlerin 1982 - 1997 yılları arasına maledilmesi gerektiği isteminin reddine,” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Somut olayda, davacının tahsis talebinde bulunduğu ancak talebinin kurumca yurda kesin dönüş yapmadığı, İsviçre sigorta merciinden alınan yazıda sigortalı adına "4 kodu ile prim yatırılacağının bildirildiği" gerekçesiyle talebinin reddedildiği, İsviçre Sosyal Güvenlik Merciinden gelen hizmet belgesine göre davacı adına prim ödenmeye devam edildiğinin bildirilmesi karşısında, davacının İsviçre'de sigortalılığının devam edebilmesinin ikamet koşuluna bağlı olduğu anlaşılmaktadır.” gerekçesiyle birlikte, mal edilen süreler yönünden kurum işleminin yerinde olduğu belirtilerek yerel mahkeme kararı yerinde görülerek, istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V-TEMYİZ NEDENLERİ:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışında çalışmasının olmadığını, 4 kodunun ikamete dayalı olmayıp aylık bağlanmasına engel teşkil etmediğini, borçlanılan sürelerin de ilgili döneme mal edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dosya içindeki bilgi ve belgelerden, davacının 09.12.2015 tarihli tahsis talebinin, 4 koduyla yapılan prim ödemelerinin devam etmesi nedeniyle yurda kesin dönüş şartını yerine getirmediğinden Kurumca reddedilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
7247 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesi ile 3201 sayılı Yurtdışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesine; "(C) Yurt dışında zorunlu sigortalılığa tabi olsalar dahi kısa süreli olarak adlandırılan işlerde çalışanların aylıkları bu madde kapsamında değerlendirilmez ve kesilmez. Bu maddede geçen kısa süreli çalışmaya tabi işler yönetmelikle belirlenir." hükmü eklenmiş ve eklenen bu hüküm 26/6/2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Anılan maddenin gerekçesinde, "... yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın, zorunlu sigorta kapsamında olmakla birlikte sigorta primi ödemesinden muaf olacak şekilde kısa süreli çalışabildiği ve bu çalışmaların da hizmet belgelerinde gösterildiği, yapılan düzenleme ile bu kapsamda çalışan vatandaşlarımıza aylık bağlanabilmesi, aylık alanların ise aylıkları kesilmeksizin ödenmesine devam edilmesinin amaçlandığı, ..." belirtilmiştir.
06/11/2020 tarihli ve 31296 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3 üncü ve 12 nci maddeleri ile 06/11/2008 tarihli ve 27046 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin; - 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine “bulunanların” ibaresinden sonra gelmek üzere “kısa süreli çalışmaya tabi işler hariç olmak üzere” ibaresi eklenmiş, kısa süreli çalışmaya tabi işler ise aynı fıkraya eklenen (k) bendi ile "Yurtdışında zorunlu sigortalılığa tabi olsalar dahi, Ülkemiz dış temsilciliklerince veya sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülke sigorta kurumlarınca düzenlenmiş hizmet belgesinde kayıtlı olan ve ilgili ülke mevzuatına göre elde edilen kazanç üzerinden çalışandan zorunlu sigorta prim kesintisi yapılmadığı bildirilen süreleri" şeklinde tanımlanmış, - 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “herhangi bir ülkede” ibaresi “yurtdışında kısa süreli çalışmaya tabi işler hariç olmak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.
Yasa ve yönetmelik değişikliğini takiben, Sosyal Güvenlik Kurumunca yayınlanan 11.12.2020 tarihli ve Kısa Süreli Çalışmaya Tabi İşler konulu, 2020/51 sayılı genelgede “Kısa süreli çalışmaya tabi işler; ... İsviçre hizmet belgelerinde 4 kodlu hizmet (İsviçre sigorta kurumunca hizmet süreleri bildirilirken kullanılmakta olan hizmet cetvellerinde (E-205-CH formu) kısa süreli çalışmaya tabi işlerde geçen süreler nevi belirtilmeksizin 4 kodu ile bildirilmektedir.) olarak gösterilmektedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Mahkemece, 01.07.2014 tarihinden itibaren “4” kodunda prim ödemesi bulunan davacı yönünden yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde değerlendirme yapılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.